Samos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Samos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2013 Cumartesi

Ben Arda Turan olsam tatile Samos'a giderim.

Samos'a kaldigimiz yerden devam...

Once soyle bir sehir turu atiyoruz terk edilmis adada. Bakalim ne var, ne yok.

Gittigim yerlerin yerel yemeklerini, içkisini, sarabini tatmasini severim, ama Yunan kulturunde malum, ismi farkli ama cismi ayni herseyin. Bizim asirlik raki, olmus uzo. Telveli telveli Turk kahvesi olmus Greek kahve, oyle sunuluyor.

Gezerken aklima geliyor; babama bir uzo aliyim diyorum. Sadece Frantzeskos adinda urunler satan bir magazaya giriyoruz.
Hiç 5 litrelik pet sisede satilan raki gordunuz mu? Ben gormemistim. Sasirtici, itici, urkutucu...

Yalniz sunu soylemem lazim; simdi anliyorum neden herkesin Yunan Adalarindan donerken futursuzca içki ve sigara aldigini, gidenlere siparis verdigini.
Benim her zaman aldigim belli basli seyler oldugu için, hiçbir sigaranin fiatini dahi bilmedigim için fiatlarin bu kadar farkli oldugunu bilmiyordum. Sahiden herkesin poset poset aldigi kadar var. Adalarin donusunde free shoplarda inanilmaz ucuz hersey.

Biraz da deniz-gunes-plaj

Yunan Adasi'na gelip te Ege Denizi'nin bir baska kiyisindan denize girmemek olmaz degil mi?
Dumduz bir yol; her tarafi koy, her tarafi plaj. Cakil tasli plaj. Cakiltasi... Cakil...

Terk edilmis sehir, terk edilmis arabalardan sonra terk edilmis plajlar...

Ben Arda Turan olsam tatile Samos'a giderim.

Samos'ta tek bir amaçla tatil yapmak isteyebilir insan bence:
Sahiden hiç gurultu duymak istemiyorsan, insan gormek istemiyorsan, cevredeki hareketlilikle bolunmek istemiyorsan, kendini sadece denize gunese, dogaya teslim etmek ve kayitsiz sartsiz dinlenmek istiyorsan, bence Samos dogru bir tatil adresi olabilir.
Mesela kameralara yakalanmadan dinlenmek isteyen unluler bence kesinlikle Samos'ta tatil yapmali.
Hepsi ayni anda degil tabi; teker teker, her ay baska biri gitsin...














































































Eh ortalikta kimsecikler yok diye biz kendimizi Ege Denizi'nin muhtesem sularindan mahrum mu birakalim? Daliyoruz denize, yalnizca biz...

Sadece yuzmekle de kalmayin. Bu bombos sahillerde ve gorkemli guzellik Ege Denizi'nin sularinda kendinize bir fotograf seansi sunun. Torunlariniza gosterirsiniz...





















































Demir almak vakti gelmisse terk edilmis bu adadan, civil civil Kusadasi'na dogru bir gemi kalkar bu limandan...

Anlasildi. Herkesin cani sikilmis, kimse yapacak birsey bulamamis burada.
Herkes gelmis 16'da, siraya girmis, 17'de kalkacak gemiyi bekliyor.
Onumuzde 60 kisi var desem yeridir. Yahu free shoptan da alacagimiz bir suru sey var, nasil olacak simdi onumuzde bu kadar insan... Buyuk bir çogunlugu yabanci, 10 tane Turk ya var ya yok.

Iste yurdumun insani, sevgili kaptan...

Biz oyle sirada beklerken geminin kaptani yanimizdan geçiyor.
Gelirken de, guvertede yol boyunca beni moleskinlerime yazarken gormus, pek bir ilgilenmis, merak etmis, sorular sormustu ne yaziyorum diye. Seyahatin gelis kismindan bir tanisikligimiz soz konusu yani.

"Kaptan" dedim "Nasil olcak bu kuyruk yahu, alacagim çok sey var free shoptan... N'aapçaz?"
Kaptan'dan gelen sahane cevap: "Takil pesime. Kimseye bakma. Etrafa çaktirma..." 
Iste yurdumun insani... Evet, Turk olmak budur.

Kaptanin pesinden kimseye çaktirmadan herkesi çalimlayarak kapinin onune kadar geliyoruz. Kapilar açildiginda içeriye ilk giren biziz. Horaaa free shop...

Samos'tan Kusadasi'na ayagimizi basar basmaz hayatin tam ortasinda buluyoruz kendimizi.

Iste hareketlilik, iste hayat, canlilik, renk cumbusu dukkanlar. Bu da çok fena degil hani...


P.S. Yaziya guzel bir yorum geldi. Sonuna eklemeden edemeyecegim.
"Biz Fenerliler onu gelip orda da bulurduk. Ardindan GS'lilar da gelirdi. Sonra seyreyle cumbusu. Samos Samosluktan çikardi emin ol."

Hayalet Ada Samos'un soldan çarpik arabalari

Ben Arda Turan olsam tatile Samos'a giderim.

Yillar sonra yeniden Kusadasi

7 Ekim 2013 Pazartesi

Hayalet Ada Samos'un soldan çarpık arabaları

Kusadasi Limani'ndan 9'da kalkan feribotumuzla SAMOS Adasi'na gitmek uzere haziriz.

Ben de sandim ki; Rodos'a giden gemi gibi kocaman olacak. Su ulu geminin yaninda yavrusu gibi kalan feribot bizimkisi.



























Yunanistan'in yuzolçumu olarak 3. buyuk adasiymis. Ama gelismislik olarak nerede acaba?
Ada unutulmus bolge gibi hiçbir sey yok. Limaninin kohneliginden bile belli.



























Sadece liman degil. Limandan iner inmez bir information servisi olur degil mi her sehir gibi? Yok.

Adaptasyon. En guçlu yanimiz...
Diyoruz soyle inelim, kiyidan kiyidan bir turlayalim. Bakalim ne yapabiliriz?

En unlu beldesi unlu matematikçi Pisagor'un koyuymus.
Vaktimiz kisitli. Araba kiralayip oraya gidebilir miyiz, gitsek ne kadar vakit geçiririz, buna deger mi turunden ufak bir beyin firtinasinin ardindan limanin bulundugu Vathy sehrinde kalmaya ve burayi kesfetmeye karar veriyoruz.



























Guzel Rum evleri, adalara ve sehirlerin "eski sehir" denilen bolgelerine ozel yine kuçucuk daracik sokaklar...





























Hayalet şehir Vathy...
Samos adasi genel olarak terk edilmiş şehir gibi...
Ortalıkta neredeyse bir asırdır uğranmamış evler, kapatilmis, devredilememis eski püskü dükkanlar, cafeler, tavernalar var. Sokaklarda terk edilmiş arabalar bile var.
Varlıklarıyla resmen bir görüntü kirliliği oluşturuyorlar.





















































Su evin eskiligine bir bakin mesela; içinde hayat var da yok, yok ama var gibi...
Içeride hayat olsa mesela su guzelim uzumler olmus, olgunlasmis hatta dalindan sarkmis. Kim nasil toplamaz, sapur supur yemez onlari?




























Samos'a dair fark ettiğim diğer şey ise arabaların sol kaportaları.
Evet kaporta değil mi orasi? Her neyse, hemen hemen 3 arabadan 2'sinin sol kaportası hasarlı.
Bunda en büyük etken yolların inanılmaz dar olmasi ve görüş mesafesinin çok kısa olması herhalde. Yoksa bütün Samos'lular benim kadar mı sürücü?
Yani benim anladığım, her virajda bir darbe yemiş hemen hemen her araba.
Bence Samos'ta iyi arabaya hiç gerek yok.










































































































Bir de Samos halki rahatina pek düşkün. Ispanyollar'ın bile siestalari daha kısa diye biliyorum.

Öğlen 14.00 dedin mi, in cin top oynar Samos'ta.
Inler cinler, ininden, şişesinden, yöresinden akşam 18.00'den önce çıkmaz. Keyfine daha düşkün olanları için 19.00'da olabilir.
Siz dükkan dükkan gezme modundaysanız da, sizin satın alma hevesinize göre değil, onların satma hevesine göre işliyor sistem.
Şaşırılacak birşey yok.



























Hayalet Ada Samos'un soldan çarpik arabalari

Ben Arda Turan olsam tatile Samos'a giderim.

Yillar sonra yeniden Kusadasi

6 Ekim 2013 Pazar

Yıllar sonra yeniden Kuşadası...

Kuşadası'nın çok ayrı bir yeri var benim için.
Bir kere ilk çalışmaya başladığım yer orası. 95 yazıydı. O zamanların, Kusşadasu'nun en güzel otellerinden olan bir Fransız Tatil Köyü'nde çalışıyordum. 
Tamamen Fransızca'mı unutmayayım diye tasarlanmış bir yaz programı. 
Birkaç yaz çalıştım sadece ama, Kuşadası'ndan yıllarboyu ayağımı koparamadım.
Kuşadası'na ayak basmadan yaz gelmiş sayılmadı yıllarca.
Tatillerde muhakkak bir uğranır, ne olmuş, yeni neresi açılmış, yeni mekanlar neler olmuş, ortam eskisi gibi mi diye bir bakılırdı...
Öyle bizim zamanımızda Jade Club falan yoktu, limanin oradaki güzel yerler de yoktu.
Şimdi kimsenin yüzüne bakmadığı barlar sokağı bangır bangırdı o zamanlar, dolup taşardı. 
Hele kale içi barları.... İşte o kale içinde sabahlara kadar eğlenmek tarifsiz bir keyifti.

Işın Karaca orada çıkardı 98 yazında, haftada bir giderdik mutlaka.
Eller havaya eğlenmek gibisi yok. Kale içinde dibine vururduk eğlenmenin...





Parantez açıyorum: Yıllar geçti, avcumun içi gibi bildiğim Kuşadası'ndan uzaklaştım.
Yeni yerlere gönlümü kaptırdım.
Marmaris'e mesela... Her koyuna öldüm bittim, bayıldım...
Datça mesela. Datça'yı kim bilir? Yani herkes bilir de sahiden kim bilir? Kim gider?
Datça'ya aşık oldum... Bende öyle iz bıraktı ki Datça için özel yazı yazacağım, Marmaris'e yaptığım gibi... Parantezi kapatıyorum.

Dönelim Kuşadası'na...
Bu sene yine yeni yeniden yolum düştü Ada'ya. Bir gidip bakalım dedik, yerinde duruyor mu?
Bir kere Ada'nin sembolü Güvercin Ada'ya bir haller olmus. Gelinlik giymis, makyaj yapmış sanki. Beyazlamış. Güzelleşmiş.
Işıklandırma on numara. Çok beğendim.



























Kadınlar Denizi'nin biraz ilerisinde bir koy var. Fazla bilindik bir yer değil. Kuşadası'nda en sevdiğim deniz orada. Atlıyorsun, hemen yüzüyorsun. Su buz gibi.  
Sunrise Beach biraz tepeye kurulmuş.

 Gözünün alabildiğine hayran olduğum Ege Denizi... Tam bir göz ziyafeti.




Arka tarafinda dağ, yeşillik, ağaçlar, çalı çırpı, ağustos böceği, minik güzel evler.
Gürültüsüz, sakin bütün gün gel keyfim gel yapacağın şirin bir yer burası.

Yavaş hareket eden yerleri seviyorum tatilde. O kadar yavaş ki; sanki zaman durmuş, hiçbirşey oynamıyormuş gibi...Ya moleskinlerime notlar alırım... Ya akşamüstü çimenlerde yoga yaparım...


Bu yaz yemenilere taktim. Oyalı oyalı ne güzeller değil mi? Bikinilerimle assorti birkaç renk aldım. Sevgilim beğenmedi. Iyi. Ben de bu yaz hevesimi aldım zaten, seneye şapkalarıma geri dönerim.



























Bir yüzüp geldim, karın kaslarim da ne güzel çıkmış.  Soğuk kış günlerinde nasıl olsa kaybolacaklar... Bir pazar günü, dışarıda yağmur çamur kış kıyamet koparken, evde elimde kahvem önümde tablet tablet çikolatalar evde sinema keyfi yaparken aklıma gelirse, çikolata paketleri yerine mideye bir elma indiririm belki...

Milli Park'a da ne giderdik bir zamanlar.. Hiking yapardik, bütün gün yürürdük, oraya buraya tırmanır sonra aşağı iner yüzerdik. Bir de karşıda bir ada vardı Samos ama o zamanlar nerdee simdiki gibi gidisler gelisler... Bakar bakar hayal ederdik nasıldır simdi oralar ne güzeldir, ne plajlar, ne denizler vardir...
Komşunun bahçesindeki çimenlerin daha yeşil olması durumu yani, başka birşey değil.

Yillardır yolum Kuşadası'na da düşmemişti. Yeni düştü. Hadi dedik, gelmişken su Samos'u da aradan çıkaralım. Bir gidelim görelim bakalım neymiş ne değilmiş...