Las Vegas'a gelip te kumar oynamamak, bu atmosferi yaşamamak, bir casino tozu yutmamak düşünülemez değil mi?
Düşünülemez...
Kumar dedin mi bizim olayımız poker...
Casinoya karşı oynanan, ve genelde zaten sadece casinonun kazandığı oyunları sevmiyoruz.
Poker öyle mi? Poker gerçek bir performans.. Gerçek bir oyun.
İnsanların birbiriyle çarpıştığı hakiki bir düello.
Kendi kendini test ettiğin, keşfettiğin, sonuçları tamamen senin aldığın kararlara bağlı olarak değişen bir oyun...
Poker hayatın ta kendisi...
Hani hayatta da böyle karar
ayrımlarında kalırız ya, birşeyleri oldurmak, birine birşey yaptırmak
isteriz, ama o kişinin karşısında hangi güce, hangi silahlara sahip
olduğumuzu bazen tam bilemeyiz.
Daha güçlü konumda olduğumuzu sanıp bazen rest çekeriz. Bir de bakmışız, karşımızdaki kişinin kartları düşündüğümüzden daha iyi, boyun eğmez, ve hatta tam tersine, bize meydan okur...
Elimizdeki kartları tekrar gözden geçiririz. Ya öne sürdüğümüz kadarını kaybetmeyi göze alarak, geri adım atarak kağıtlarımızı atarız. Ya da, aslında onun da, kağıtları o kadar iyi olmadığı halde bizi bir bir davranışa itmek için böyle yaptığını hesaplar restimize devam ederiz...
Sonuç: Ya herşeyi, ya da çok fazla şeyi kaybederiz... Ya da istediğimizi kazanırız.
Bütün mesele, bizim elimizin karşımızdaki ele nazaran hangi değerde olduğunu biçebilmektedir...
İnsan ilişkilerinde, bazı hassas noktalarda, nereye kadar şansımızı zorlayacağımızı, ne kadar ileri gideceğimizi bilemeyiz. İşte
poker de aynen öyle...
Söylediklerimizin ya da yaptıklarımızın dozunu karşımızdaki insan bizi durdurmadıkça arttırırız bazen. Elimizin daha güçlü olduğuna inanırız, arttırabiliriz ne de olsa beklediğimiz cevapları tepkileri alıyoruzdur.
Ancak şansımızı fazla zorladığımız bir an gelir, tepetaklak oluruz...
"Fazla naz aşık usandırır."
Aşığın sabrının sınırını yanlış değerlendirmiş bir poker oyuncusunun yanlış stratejisidir...
Aşığın aşkını hiç kaybetmek istemiyordur aslında. Aşığın ona olan aşkını yenilmez sandığı elindeki bir çift AS sanır.
Yüklendikçe yüklenir, yüklenir ama... bir de bakmış yerden çıkan bir 2'liyle elindeki bir çift 2 sahibi dünkü aptal aşık aşkını da alıp çekip gitmiş masadan...
Poker bir karar alma pratiğidir.
Çok
kritik zamanlarda neyi ne kadar kaybetmeyi ve ne kadar kaybetmemeyi göze aldığımızı veya alamadığımızı öğrenme atölyesidir poker...
Karar vermeyi öğreniyor, pratik ediyor insan
poker oynarken...
Öyle anlar geliyor ki.. Elim kuvvetli de olsa benden istenen miktari ortaya koyamamayacağım, bu riski göze alamayacağım, ya da alacağım. Ve bu kararı hemen simdi, 30 saniye içinde vereceğim...
Hızlı düşünen, çabuk ve etkili risk analizi yapabilen ve hızlı karar verebilen insanlarin teoride iyi oynayabileceği bir oyun poker.
Çünkü hayat çoğu zaman bizi hızlı düşünüp çabuk karar almak zorunda bırakıyor.
Ve bu kararlar her zaman doğru olmayabiliyor.
Doğru risk analizi yapabilme, hızlı düşünüp çabuk ve doğru karar verebilme konusunda pokerde hayatta olduğumdan daha başarılıyım.
Doğruya doğru. İyi bir poker oyuncusuyum.
İyi analiz yapabiliyorum, soğukkanlı durabiliyorum, her türlü agressif çıkışın altında ezilmiyorum, elim iyi olsa dahi fazla agresif çıkışlarda bulunmuyorum.
Bir çift As'i çok abartmiyorum, bir çift 4'ü fazla küçümsemiyorum.
Floop'u görme şansım varsa her an herşey değişebilir biliyorum...
Vegas'ta çesitli casinolarda poker oynadim. Turnuvalara katıldim. Turnuvalarda her zaman final masasına kadar kaldim. Bir keresinde de dördüncü bitirdim. Ne yazik ki sadece ilk 2 para kazanabiliyor.
Mirage'ta Limit Cash Game Poker
Limitli işler bana göre degil.
Limitsiz cash game de bütçeme uygun değil. Ne kadar kaybedeceğimi baştan bilmem lazım. Turnuvaya bir kere 60$ ödedin mi 3 saat kal masada kalabilirsen...
Zaten oyunun kendisini oynamak zevkli olan kısmı.
Ben turnuvaları seviyorum.
O ateşli çıkışları, çekilen
restleri, all in'leri, batislari, bir anda masayi terk edişleri, küçük
küçük büyüyüp büyük büyük düşüşleri, kişisel düellolari, savaşan
elleri...
İddia ediyorum, her poker turnuvasından kendime dair birşey öğrenip çıkıyorum.
60$ buna değmez mi?
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvalari
Uyumayan sehir: Las Vegas
Disneyland'dan hallice: THE STRIP
Ayagimin tozuyla David Copperfield
las vegas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
las vegas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ağustos 2013 Perşembe
19 Ağustos 2013 Pazartesi
"Neredeyse" Cirque du Soleil : THE DREAM
Tam bir Cirque du Soleil muptelasiyim.
Hatta zamanla, sirayla, yavas yavas butun gosterilerini gormek iddiasindayim.
Toplamda 19 gosterileri bulunuyormus. Hayat uzun. Acelem yok...
Simdiye kadarki performansim hiç te fena degil.
Cirque du Soleil'in sadece ve sadece Las Vegas'taki casinolarda sahne alan exclusive showlarini kaçirmadim.
Vegas'ta çikan, Cirque du Soleil'in 7 gosterisinden 4'unu gorme sansina eristim.
5.'si de "neredeyse" Cirque du Soleil...
- Cirque de Soleil'in "sensual" yuzu Zumanity kuskusuz en orjinal olani
- Cirque de Soleil'in enerjik ve akrobat yuzu Mystère (Treasure Island)
- Cirque du Soleil'in genç, çilgin, aykiri, hippi yuzu Love / Beatles (The Mirage)
Oyle bolumler var ki, odaklanabilecegimiz bir merkez yok. Sahnenin bir suru farkli farkli noktalarinda farkli seyler oluyor.
Dikkatiniz belli bir yerde toplanamiyor, zira ayni anda bircok sey sunuluyor.
Bir de oyle bolumler var ki, mesela 2 adamin birbirini tasiyarak yaptiklari insana kucuk dilini yutturacak tarz gosteriler... Iste o zaman degil baska bir yerde hareket olsun, sahnede cit bile cikmiyor...
Iki adam / hand to hand performance
Insan vucudunun bu kadar mukemmel ve kusursuz sekillere girip, neler yapabilecegine tanik oluyor, hayranlikla seyrediyoruz.
Hepsinin temel ozelligi insan bedenini insan ustu bir biçimde kullanmak olsa da her gosterinin kendine ait bir karakteri var.
Mesela KA daha çok kostumler, renkler, dovus ve dans kareografileri uzerine odakli...
Benim tercih ettigim bir tarz degil ancak begeneni çok.
LOVE / Beatles
Cirque du Soleil'in Beatles'in sarkilariyla ve o hippi doneminin degerleri ve konseptiyle hazirlanmis enteresan bir gosteri.
Ornegin "ask", "baris" "savasma sevis" konseptlerine hayli yer verilmis. Baris içinde bir yerde bulunan grup gençlerin polis tarafindan kovalanmasi bolumu çok guzel. Gençler çesitli akrobatik hareketlerle ordan girip buradan çikiyorlar. Cok hos. Elbette Beatles'in hepimizin bildigi tanidigi sarkilariyla...
Itiraf etmek gerekirse çogu bolum biraz amatorce. Herkesin vucudunu hayranlik duzeyinde kullandigi soylenemez.
Cok fazla curcuna, hippiler, her yerden bir sey çikma durumu bazen biraz abartılmış.
Bana gore gosterinin en guzel bolumu Beatles'in "I don't want to loose you" adli sarkisiyla sahnenin 4 kosesinde havada asili 4 kadinin ve ortadaki tek erkekle yaptiklari gosteri.
Her kadin arada bir sahnenin ortasina iniyor, erkekle flirtlesiyor ve ardindan kayboluyor.
Erkegin performansi, hareketlerinin akiciligi ve ritmi sahiden ustun.
Veeee "almost" Cirque du Soleil: DREAM / WYNN
Gitmeden once arastirdim. Kritikleri okudum. Bilgilendim.
Vegas'ta sadece bir tane showa gitme firsatiniz varsa mutlaka "O" ya gidin, diyordu herkes.
Cirque de Soleil'in Vegas'i sallayan, en unlu, en gozde gosterisi.
Elbette su dansiyla unlu Bellagio'da....
Ama biz O'ya gitmedik.
Baska kritikler okudum. Cirque du Soleil'in konsept ureticilerinden bir adam çok basarili olunca Cirque du Soleil'den daha fazla para istemis ve boylece kapi disari edilmis.
O da Cirque du Soleil'in en buyuk produksuyonu O yani Fransizca su demek olan "Eau" 'ya en buyuk rakip olabilecek ve aynen O gibi suda geçen yeni bir gosteri yaratmaya karar vermis. Wynn casinosuna "bana aynen boyle bir salon yapin" demis ve Wynn bu adama inanip sadece bu gosteriye ozel bir salon yapmis.
O'nun pazarini çalmaya çalisan bu yarali ve hirsli adamin gosterisini daha çok merak ettim.
DREAM / Le Reve.
Tek kelimeyle muhtesemdi...
Butun gosteri suda geçiyor
Malum gosterinin temasi su.
Sahne, dekor suyun içinde. Akrobatlar bir agacin tepesinde veya ipe bagli sekilde gosterilerini tamamliyorlar. Ve suya dalip kayboluyorlar.
Bazen de suya dalip kayboldugunu, sahneyi baskasina biraktigini dusundugumuz dansçilar, akrobatlar bir de bakmisiz suyun içinde beklemisler ve bir anda sahneye geri donmusler.
Nasil bir organizasyon, nasil bir lojistik... Eminim suyun altinda ekibe oksijen maskesi getirip takan birileri var. Suyun içinde oyle bekliyorlar.
Sadece iyi bir jimnastikçi veya dansçi olmak yetmiyor. Iyi yuzeceksiniz, suya iyi atlayacaksiniz da...
Ve hatta çok ama çok yuksekten bile atlamaktan çekinmeyeceksiniz.
Geçen ekim ayinda Cirque du Soleil / ALEGRIA Istanbul'a gelmisti. Umarim gitmissinizdir. Ben çok istedim ama gidemedim. Nedenlerin basinda Istanbul'da hiçbir sey yapmasini sevmiyor olusum geliyor.
Alegria kasim ayinda Avrupa turnesine çikiyormus. Paris'e gelmiyor. Lille'de yakalarim belki...
Vegas'a gelmisken bir Ferrari alayim bari diyen var mi?
Herhalde var ki WYNN Casinosu'nun içinde kocaman bir Ferrari galerisi var. Arabaya binip begenip alip gidiyorsunuz yani gostermelik degil.
Ancak galeriye girip Ferrarileri gormek bile bedava degil. Galeriye giris parasi var.
Ancak Ferrari sahibiyseniz giris ucretsiz tabi. Kardasiniz...
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvalari
Uyumayan sehir: Las Vegas
Disneyland'dan hallice: THE STRIP
Ayagimin tozuyla David Copperfield
Libellés :
akrobatik gosteri,
cirque de soleil,
Cirque du Soleil,
Dream,
Ferrari,
Ferrari Galerisi,
Gosteri - Konser,
Gördüğüm Sirkler,
İzlediğim Showlar,
KA,
las vegas,
le Rêve,
Love,
Mystère,
Show,
WYNN,
Zumanity
18 Ağustos 2013 Pazar
Disneyland'dan hallice: THE STRIP
THE STRIP'in akil almaz bir ritmi var ve kendimizi bırakıveriyoruz...
Las Vegas'ta hayat hep 5. viteste akiyor, aşağısı yok.
Burası şehir haline dönmüş bir Disneyland aslında.
Herşey yapay, ama nerdeyse aslı kadar güzel ve gerçek...
Şehirde herşey insanların casinolarda en fazla vakit geçirmesine yönelik tasarlanmış.
Casinolara girdin mi çıkamıyorsun, kayboluyorsun, zaten amaç bu.
Sokaklarda çok animasyon yok, otellere ve casinolara bağlı olarak yaşıyor şehir.
Sokaklarda ilginç ilginç kostümlerini giymiş insanlar var. Turistler onlarla resim gectirip birkac dolar veriyorlar.
Avrupa'daki, para atinca hareket eden sokak sanatçılarını anımsatıyorlar.
Beni en cok etkileyen casinolar hic şüphesiz Venetian, Caesars Palace, WYNN, New York New York, Bellagio ve Paris Las Vegas.
Dışarıdan şahane görünümlü Excalibour ve Luxor daha cok Mısır veya orta doğu temalı oteller. Onlar da fena degil.
En luxe ve en pahalı otellerden Venetian, tam bir Venedik...
Yani resmen Venedik şehrinin minyatürünü ana hatlarıyla koymuşlar.
Bildigin o koca nehri yapmışlar, sular üzerinde bir Venetian.
Otel odaları aynı Venedik'teki gibi köprülerin uzerinde, suyun uzerinde...
Gondollar var ve o ruhu tam verebilmişler.
Gondol gezintisi, sefasi yapiyor insanlar Vegas'taki Venedik'te.
Venedik'i de gördüm, aynısı Vegas'ta...
Paris Las Vegas... Tam bir minyatur Paris... Inanilmaz.
Bayaaa o Eyfel kulesini, Zafer Anitini, Opera binasini, o Paris'in kendine has cafelerini, kucuk yollarini yapmislar, o kadar basarili ki... Bayildim...
Caesears Palace'in olayi hic suphesiz Roma ve Cesar.
Trevi Cesmesi'nin onunde resim cektirdik.
Ama altina eklemek gerekti, hayir Roma'da degiliz, Vegas'tayiz diye...
Roma'yi da gordum, aynisi Vegas'ta...
Vegas'ta en cok kalmayi isteyecegim otel burasi.
Hem cok renkli, hareketli, hem cok gorkemli, luxe, sahane...
En cazip, en cekici otellerden biri de New York New York
Nerdeyse gercegi buyuklugunde ozgurluk aniti yapmislar.
Orda oyle butun ihtisamiyla duruyor, burasi New York diyor.
Iceriye giriyoruz. Brooklyne Bridge orda, bu kadar mi guzel taklit edilir.
5th Avenue'yu goren bilir, butun ruhuyla Las Vegas'ta da ayni...
New York'u da gordum, aynisi Vegas'ta...
Her casinonun bir olayi, sergiledigi bir gosterisi var dedim ya..
Mesela MGM'in olayi aslan... (Ve David Coperfield)
Bellagio'nun olayi dans eden sular...
New York New York'un olayi da Roller Coaster.
Hani su Disneyland'taki gibi 360° donen trenlerden...
Bunu The Strip'in uzerinde, Las Vegas'in isiklari altinda yapmak bambaska bir keyif...
VEGAS'TAKI BUFELER USTUN
Las Vegas'ta butun oteller acik bufe olusturuyor.
Saat ogleden sonra uce kadar bir fiat, ucten sonra bufelerin fiati degisiyor.
Acik bufedeki hem bollugun hem kalitenin bu kadar yuksek oldugu bir yer daha bilmiyorum.
Bu adamlar bu odedigimiz fiata bu bufeden para kazaniyor olamaz.
20$ - 25$ arasi bir rakam oduyoruz ama yedigimiz yiyeceklerin kalitesi inanilmaz.
Bazi yiyeceklerin degeri gastronomik acidan sahiden cok yuksek.
Tam bir ziyafet...
Biz genelde 3'ten once gidiyoruz, sabah, ogle, aksam yemegimiz oluyor.
Gunde boyle bir ogun cok cok yetiyor Vegas'ta.
Her gun ayri bir otelin bufesinde yedik karsilastirmak amaciyla:
Rio cesit acisindan en zengin olani, cok etkileyici bir bufesi var.
Treasure Island'da, kisiye ozel hazirlanan soslu makarnalari sevdi.
Wynn'de iki defa yedik. Benim açik ara favorim. Zenginligi, urun kalitesi ve sunumu kusursuz.
Ceasar Palace: Aksam 19'dan sonra gitmeyi denemeyin bile. Inanilmaz bir kuyruk var. Sanirsiniz as evi yemek dagitiyor. Ustelik en pahali bufelerden biri. Bu kadar beklemeye degecek ne var dedik. Ertesi gun ogle yemegi için atlayip gittik. Hersey çok lezzetli ama 1 saat sira bekleyecek kadar degil.
Paris: Paris Casinosu'ndaki bufe begenmedigimiz tek bufeydi. Fransiz mutfagi sayilmazdi ve çok az çesit vardi. Ayrica yer çok basik, karanlik ve sikisik. Yemek yemesi keyifli bir yer degil.
Aria: Bu casinoda ilk defa yedik. Tavsiye ederim. Urunler extra rafine. Daha çok deniz urunleri uzerine. Bir de "verrine" leri var cesit cesit ki verrine yapmak ta zor ve ugrastirici istir hani bu kadar insanin yemek yedigi bufeye bu kadar çok verrine yetistirmek her baba yigidin harci degil. Bravo.
Mirage: Bu seferki Las Vegas haftamizda Mirage'i mekan bildik. Her gun poker oynamaya oraya gittik. Bir gun de bufesinde yedik. Bu kadar çok bufede yiyince insan artik farki fark edemez hale geliyor. Mirage benim için 28$'a iyi bir aksam yemegi için biçilmis kaftan. Herseyi çok begendim. Hele en son yedigim ev yapimi dondurmaya bayildim.
Casinolarin bufesinde fark ettigim bir sey var. Genel olarak hiçbirisi kirmizi et onermiyor.
Zira luxe casinolar et restaurantlariyla dolu. Ve 1 entrecote'un 60$ hatta 100$ 'a onerildigi çok class yerler var. Ve malum boyle restaurantlarda sakin, class ve sizin yemege gitmediginiz yemegin sizin ayaginiza gelmesini tercih eden bir kesim var. Ozellikle 60 yas ustu kalbur ustu kesim.
O restaurantlarin is yapabilmesi için bence bufelerle danisikli dogus bir durum var. Kirmizi et bulunmuyor bufelerde.
Kirmizi et olmazsa olmaz diyenlerden degilseniz casinolarin bufeleri muhakkak tavsiye edilir.
Birsey daha var Strip'e ozel.. Herseyin en uçlarda yasandigi bu sehirde soyle bir araba var. Arabanin tek islevi bir reklam.
No comment...
Ayagimin tozuyla David Copperfield
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvalari
Uyumayan sehir: Las Vegas
Las Vegas'ta hayat hep 5. viteste akiyor, aşağısı yok.
Burası şehir haline dönmüş bir Disneyland aslında.
Herşey yapay, ama nerdeyse aslı kadar güzel ve gerçek...
Şehirde herşey insanların casinolarda en fazla vakit geçirmesine yönelik tasarlanmış.
Casinolara girdin mi çıkamıyorsun, kayboluyorsun, zaten amaç bu.
Sokaklarda çok animasyon yok, otellere ve casinolara bağlı olarak yaşıyor şehir.
Sokaklarda ilginç ilginç kostümlerini giymiş insanlar var. Turistler onlarla resim gectirip birkac dolar veriyorlar.
Avrupa'daki, para atinca hareket eden sokak sanatçılarını anımsatıyorlar.
Dışarıdan şahane görünümlü Excalibour ve Luxor daha cok Mısır veya orta doğu temalı oteller. Onlar da fena degil.
En luxe ve en pahalı otellerden Venetian, tam bir Venedik...
Yani resmen Venedik şehrinin minyatürünü ana hatlarıyla koymuşlar.
Bildigin o koca nehri yapmışlar, sular üzerinde bir Venetian.
Otel odaları aynı Venedik'teki gibi köprülerin uzerinde, suyun uzerinde...
Gondollar var ve o ruhu tam verebilmişler.
Gondol gezintisi, sefasi yapiyor insanlar Vegas'taki Venedik'te.
Venedik'i de gördüm, aynısı Vegas'ta...
Paris Las Vegas... Tam bir minyatur Paris... Inanilmaz.
Bayaaa o Eyfel kulesini, Zafer Anitini, Opera binasini, o Paris'in kendine has cafelerini, kucuk yollarini yapmislar, o kadar basarili ki... Bayildim...
Caesears Palace'in olayi hic suphesiz Roma ve Cesar.
Trevi Cesmesi'nin onunde resim cektirdik.
Ama altina eklemek gerekti, hayir Roma'da degiliz, Vegas'tayiz diye...
Roma'yi da gordum, aynisi Vegas'ta...
Vegas'ta en cok kalmayi isteyecegim otel burasi.
Hem cok renkli, hareketli, hem cok gorkemli, luxe, sahane...
En cazip, en cekici otellerden biri de New York New York
Nerdeyse gercegi buyuklugunde ozgurluk aniti yapmislar.
Orda oyle butun ihtisamiyla duruyor, burasi New York diyor.
Iceriye giriyoruz. Brooklyne Bridge orda, bu kadar mi guzel taklit edilir.
5th Avenue'yu goren bilir, butun ruhuyla Las Vegas'ta da ayni...
New York'u da gordum, aynisi Vegas'ta...
Her casinonun bir olayi, sergiledigi bir gosterisi var dedim ya..
Mesela MGM'in olayi aslan... (Ve David Coperfield)
Bellagio'nun olayi dans eden sular...
New York New York'un olayi da Roller Coaster.
Hani su Disneyland'taki gibi 360° donen trenlerden...
Bunu The Strip'in uzerinde, Las Vegas'in isiklari altinda yapmak bambaska bir keyif...
VEGAS'TAKI BUFELER USTUN
Las Vegas'ta butun oteller acik bufe olusturuyor.
Saat ogleden sonra uce kadar bir fiat, ucten sonra bufelerin fiati degisiyor.
Acik bufedeki hem bollugun hem kalitenin bu kadar yuksek oldugu bir yer daha bilmiyorum.
Bu adamlar bu odedigimiz fiata bu bufeden para kazaniyor olamaz.
20$ - 25$ arasi bir rakam oduyoruz ama yedigimiz yiyeceklerin kalitesi inanilmaz.
Bazi yiyeceklerin degeri gastronomik acidan sahiden cok yuksek.
Tam bir ziyafet...
Biz genelde 3'ten once gidiyoruz, sabah, ogle, aksam yemegimiz oluyor.
Gunde boyle bir ogun cok cok yetiyor Vegas'ta.
Her gun ayri bir otelin bufesinde yedik karsilastirmak amaciyla:
Rio cesit acisindan en zengin olani, cok etkileyici bir bufesi var.
Treasure Island'da, kisiye ozel hazirlanan soslu makarnalari sevdi.
Wynn'de iki defa yedik. Benim açik ara favorim. Zenginligi, urun kalitesi ve sunumu kusursuz.
Ceasar Palace: Aksam 19'dan sonra gitmeyi denemeyin bile. Inanilmaz bir kuyruk var. Sanirsiniz as evi yemek dagitiyor. Ustelik en pahali bufelerden biri. Bu kadar beklemeye degecek ne var dedik. Ertesi gun ogle yemegi için atlayip gittik. Hersey çok lezzetli ama 1 saat sira bekleyecek kadar degil.
Paris: Paris Casinosu'ndaki bufe begenmedigimiz tek bufeydi. Fransiz mutfagi sayilmazdi ve çok az çesit vardi. Ayrica yer çok basik, karanlik ve sikisik. Yemek yemesi keyifli bir yer degil.
Aria: Bu casinoda ilk defa yedik. Tavsiye ederim. Urunler extra rafine. Daha çok deniz urunleri uzerine. Bir de "verrine" leri var cesit cesit ki verrine yapmak ta zor ve ugrastirici istir hani bu kadar insanin yemek yedigi bufeye bu kadar çok verrine yetistirmek her baba yigidin harci degil. Bravo.
Mirage: Bu seferki Las Vegas haftamizda Mirage'i mekan bildik. Her gun poker oynamaya oraya gittik. Bir gun de bufesinde yedik. Bu kadar çok bufede yiyince insan artik farki fark edemez hale geliyor. Mirage benim için 28$'a iyi bir aksam yemegi için biçilmis kaftan. Herseyi çok begendim. Hele en son yedigim ev yapimi dondurmaya bayildim.
Casinolarin bufesinde fark ettigim bir sey var. Genel olarak hiçbirisi kirmizi et onermiyor.
Zira luxe casinolar et restaurantlariyla dolu. Ve 1 entrecote'un 60$ hatta 100$ 'a onerildigi çok class yerler var. Ve malum boyle restaurantlarda sakin, class ve sizin yemege gitmediginiz yemegin sizin ayaginiza gelmesini tercih eden bir kesim var. Ozellikle 60 yas ustu kalbur ustu kesim.
O restaurantlarin is yapabilmesi için bence bufelerle danisikli dogus bir durum var. Kirmizi et bulunmuyor bufelerde.
Kirmizi et olmazsa olmaz diyenlerden degilseniz casinolarin bufeleri muhakkak tavsiye edilir.
Birsey daha var Strip'e ozel.. Herseyin en uçlarda yasandigi bu sehirde soyle bir araba var. Arabanin tek islevi bir reklam.
No comment...
Ayagimin tozuyla David Copperfield
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvalari
Uyumayan sehir: Las Vegas
15 Ağustos 2013 Perşembe
Uyumayan Şehir: Las VEGAS
Nevada Bolgesi'nde, çölün ortasında kurulmus bir sehir...
Tamamen yapay. Olsun...
Her yeri ışıl ışıl, her yeri kıpır kıpır..
12 saatlik yolculuktan geliyoruz. Biraz yorgunuz ama kaç yazar...
Las Vegas'ta vız gelir tırıs gider.
Ayağımızın tozuyla akıyoruz Vegas gecelerine...
Yine yeni yeniden TRUMP HOTEL
2 sene önceki dünya turumuzda da bu otelde kalmıştık. Hatta, çevredeki kanyonları gezdik, tozduk, döndük dolaştık Vegas'tan geçerken 2 gün yine bu otelde kaldık.
İnsanların kendilerini evlerinde gibi hissettikleri yerler vardır ya, yine oraya dönmek istersiniz. Kendinizi bildik tanidik ellerde rahat hissedersiniz.
Ne nerdedir, bu otelin usulü, adabı nedir, hangi katta ne vardir bilirsiniz ve seversiniz. Trump Otel de biraz öyle oldu bizim için.
2 sene sonra yolumuz yine Vegas'a düştüğünde nerede kalacağımızı hiç düşünmedik.
Derhal Trump Otel'de yerimizi ayırttık.
Doğumgünü kutlaması falan bahanesiyle yine upgrade olup Strip'e bakan suite odayı kaptık.
Vegas'taki bütün otel odaları zaten devasa, zaten hepsi birer küçük daire.
Ama suite oda tam bir ev.
Açık mutfak salonu ayrı, yatak odası ayrı... Strip'e bakan 20 metrekarelik banyosu ayrı...
Odaya adım atar atmaz "wow effect" maximumda..
Burası otel odası değil, resmen bir daire..
Bedeninizi yatağa bırakır bırakmaz, yastıkların içinde kaybolup uykuya teslim oluyorsunuz.
Sonra oturma odasına geçiyoruz. Bayaa bildiğimiz oturma odası. Oturma odasının içinde bir banyo daha var.
Yanında full ekipmanli bir mutfak...
Odanin en sonunda, STRIP'e bakan, tam boy ve tüm duvar büyüklüğünde pencere kaplama...
Akşam olup, şehrin olağanüstü ışıkları yandığında, bu devasa pencerenin önünde bir kadeh birşey içmek ömre bedel keyiflerden...
Ve banyo... bu banyo tarif edilmez, sahiden yaşanır.
Herkesin kendi alanı, 2 banyo... Büyük bir duş, ve jakuzzi...
Evet evet banyoda kocaman bir jakuzzi var. İnsanın banyodan çıkası gelmiyor.
Las Vegas: Casino, show ve party
Las Vegas sadece casino degil, aynı zamanda show ve party sehri...
Insanlar buralara 18 yaşına girmeye, bekarlığa veda partilerine ve hatta filmlerdeki gibi evlenmeye geliyorlar...
Türkiye'de böyle bir partiye bir daha katılırsam Vegas'ta edindiğim şahane fikirlerim var.
Bir kere "bride team" veya "groom team" diye t-shortler bastırılacak, bu şart. (Yapan vardir belki ama ben çevremde görmedim.)
Dünyanın en güzel showları buradaki devasa otellerin gösteri salonlarında sergileniyor.
David Coperfield burada show yapıyor mesela. MGM Casinosu'nda.
Oteller casino zaten. Casino'lar otel. Içiçe herşey.
Büyük showlara ve gösterilere ev sahipliği yapan aynı zamanda içinde muhteşem casinolar barindiran oteller, en prestijli en luxe oteller. Bellagio, Ceasar Palace, Wynn, Venetian.
Zengin otellerin önünde her gün ücretsiz gösteriler oluyor.
Bu gösterilerin amacı insanları bu casinonun önünde toplamak, o casinonun reklamını yapmak, içeri girip para harcamalarını sağlamak.
Bu gösterilerden en ilgi çekici olanı TREASURE ISLAND Casino'su önündeki kadın ve erkek korsanların danslı müzikli savaş gösterisi.
Ya da BELLAGIO'nun dans eden suları...
Uyumayan sehir Las Vegas: Zamani unut, çıkışı unut...
Las Vegas'a gelir gelmez enerjisi katlaniyor insanın.
Adrenalin düzeyi tavan yapıyor. Yorulmuyor.
Çünkü Las Vegas uyumayan bir şehir. Ve ona ayak uydurmani bekliyor.
Sehrin cok farkli bir isleyisi var.
Casinolarda hicbir yerde saat asılı değil. Yok. Zamanı unut.
Hiçbir yerde çıkışı bulmaya yönlendirecek bir işaret yok. Çıkışı unut.
Casinolarin ışıklandırması da hep sanki akşamüzeri 19.00 kıvamında...
Gün ışığını unut, gece olduğunu unut. Saat hep 19.00...
Hersey insanları casinonun icinde kaldirmaya yönelik tasarlanmış.
Tuvaletlerin icinde, barda otururken bile önünde ekran var.
Dışarıda dolaşırken oturacak bir yer, bir bank yok.
Dışarıda olmaya değil, herşey içeride vakit geçirmeye itiyor insanı...
Sadece casinoda ol, oyun oyna, para harca...
Ayagimin tozuyla David Copperfield
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvasi
Casinolar Caddesi: The Strip
Tamamen yapay. Olsun...
Her yeri ışıl ışıl, her yeri kıpır kıpır..
12 saatlik yolculuktan geliyoruz. Biraz yorgunuz ama kaç yazar...
Las Vegas'ta vız gelir tırıs gider.
Ayağımızın tozuyla akıyoruz Vegas gecelerine...
Yine yeni yeniden TRUMP HOTEL
2 sene önceki dünya turumuzda da bu otelde kalmıştık. Hatta, çevredeki kanyonları gezdik, tozduk, döndük dolaştık Vegas'tan geçerken 2 gün yine bu otelde kaldık.
İnsanların kendilerini evlerinde gibi hissettikleri yerler vardır ya, yine oraya dönmek istersiniz. Kendinizi bildik tanidik ellerde rahat hissedersiniz.
Ne nerdedir, bu otelin usulü, adabı nedir, hangi katta ne vardir bilirsiniz ve seversiniz. Trump Otel de biraz öyle oldu bizim için.
2 sene sonra yolumuz yine Vegas'a düştüğünde nerede kalacağımızı hiç düşünmedik.
Derhal Trump Otel'de yerimizi ayırttık.
Doğumgünü kutlaması falan bahanesiyle yine upgrade olup Strip'e bakan suite odayı kaptık.
Vegas'taki bütün otel odaları zaten devasa, zaten hepsi birer küçük daire.
Ama suite oda tam bir ev.
Açık mutfak salonu ayrı, yatak odası ayrı... Strip'e bakan 20 metrekarelik banyosu ayrı...
Odaya adım atar atmaz "wow effect" maximumda..
Burası otel odası değil, resmen bir daire..
Bedeninizi yatağa bırakır bırakmaz, yastıkların içinde kaybolup uykuya teslim oluyorsunuz.
Sonra oturma odasına geçiyoruz. Bayaa bildiğimiz oturma odası. Oturma odasının içinde bir banyo daha var.
Yanında full ekipmanli bir mutfak...
Odanin en sonunda, STRIP'e bakan, tam boy ve tüm duvar büyüklüğünde pencere kaplama...
Akşam olup, şehrin olağanüstü ışıkları yandığında, bu devasa pencerenin önünde bir kadeh birşey içmek ömre bedel keyiflerden...
Ve banyo... bu banyo tarif edilmez, sahiden yaşanır.
Herkesin kendi alanı, 2 banyo... Büyük bir duş, ve jakuzzi...
Evet evet banyoda kocaman bir jakuzzi var. İnsanın banyodan çıkası gelmiyor.
Las Vegas: Casino, show ve party
Insanlar buralara 18 yaşına girmeye, bekarlığa veda partilerine ve hatta filmlerdeki gibi evlenmeye geliyorlar...
Türkiye'de böyle bir partiye bir daha katılırsam Vegas'ta edindiğim şahane fikirlerim var.
Bir kere "bride team" veya "groom team" diye t-shortler bastırılacak, bu şart. (Yapan vardir belki ama ben çevremde görmedim.)
Dünyanın en güzel showları buradaki devasa otellerin gösteri salonlarında sergileniyor.
David Coperfield burada show yapıyor mesela. MGM Casinosu'nda.
Oteller casino zaten. Casino'lar otel. Içiçe herşey.
Büyük showlara ve gösterilere ev sahipliği yapan aynı zamanda içinde muhteşem casinolar barindiran oteller, en prestijli en luxe oteller. Bellagio, Ceasar Palace, Wynn, Venetian.
Zengin otellerin önünde her gün ücretsiz gösteriler oluyor.
Bu gösterilerin amacı insanları bu casinonun önünde toplamak, o casinonun reklamını yapmak, içeri girip para harcamalarını sağlamak.
Bu gösterilerden en ilgi çekici olanı TREASURE ISLAND Casino'su önündeki kadın ve erkek korsanların danslı müzikli savaş gösterisi.
Ya da BELLAGIO'nun dans eden suları...
Uyumayan sehir Las Vegas: Zamani unut, çıkışı unut...
Las Vegas'a gelir gelmez enerjisi katlaniyor insanın.
Adrenalin düzeyi tavan yapıyor. Yorulmuyor.
Çünkü Las Vegas uyumayan bir şehir. Ve ona ayak uydurmani bekliyor.
Sehrin cok farkli bir isleyisi var.
Casinolarda hicbir yerde saat asılı değil. Yok. Zamanı unut.
Hiçbir yerde çıkışı bulmaya yönlendirecek bir işaret yok. Çıkışı unut.
Casinolarin ışıklandırması da hep sanki akşamüzeri 19.00 kıvamında...
Gün ışığını unut, gece olduğunu unut. Saat hep 19.00...
Hersey insanları casinonun icinde kaldirmaya yönelik tasarlanmış.
Tuvaletlerin icinde, barda otururken bile önünde ekran var.
Dışarıda dolaşırken oturacak bir yer, bir bank yok.
Dışarıda olmaya değil, herşey içeride vakit geçirmeye itiyor insanı...
Unut... Zamani unut, çıkışı unut, dışarıyı unut...
Ayagimin tozuyla David Copperfield
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvasi
Casinolar Caddesi: The Strip
Libellés :
Begendigim Mekanlar,
Bellagio,
Kaldığım Oteller,
korsanlar,
las vegas,
Treasure Island,
trump hotel
31 Temmuz 2013 Çarşamba
LAS VEGAS: Ayağımın tozuyla David Copperfield
Hayat bazen cok sakaci oluyor. "Bu kiyagimi unutma hadi!" dercesine insana goz kirpiyor.
Las Vegas'a esas gelis nedenimiz tabi ki dogumgunum degil. Hatta asil amaç eglence bile degil. Sevgilimin is seyahati. Evet yanlis okumadiniz, Las Vegas'ta IT konferanslari...
Bu haftanin, benim dogumgunumu içine alan hafta olmasi ise tamamen tesaduf.
Dislerimin ayrik olmasinin bir nimeti. Hayatin zaman zaman bana kiyak geçmesi.
Hayat bana kiyak geçiyor, Air France'in yaptigina bak !!!
Efendim, 26 Temmuz cuma gunu itibariyle, hizmette sinir olmayan, servise sampanya ikramiyle baslayan, nefis bir Fransiz yemegi ve ardindan dondurma servisiyle devam eden, inanilmaz rahat koltuklarinda 12 saat suren son derece konforlu bir Air France seferiyle Las Vegas'a variyoruz.
Bu kadar uzun bir yolculuk yaptigimizi bile anlamiyoruz. Biyolojik saatimiz sabah 5'i gosterirken Vegas'ta aksam yeni basliyor ve biz gayet formdayiz.
Uçaktan indikten sonra bagajimizi beklerken, Air France'a ovgu ustune ovgu yagdirirken hiç beklenmedik bir surprizle karsilasiyoruz.
Air France benim valizimi Paris'te birakmis ! Bagajim çikmiyor, yok.
Alçak Air France !!! Bunu bana nasil yaparsin?
Evet sahane bir yolculuk yaptik, Air France olarak sahiden basarili bir havayolu sirketisiniz, evet bizi pamuklar uzerinde tasiyarak Vegas'a kadar getirdiniz ama...
Bavulumu getiremediniz kardesim !!! Ben simdi sizin hakkinizda nasil iyi seyler soyleyeyim?
2 gun sonra dogumgunum. Giyecegim elbise, ayakkabilarim, kolyelerim, kupelerim, yarinki 45 derece sicaklikta giyecegim shortlarim, bluzlarim, bikinilerim.... Hiçbirisi su anda burada degil. Uzerimdeki yol kiyafetlerimle kaldim ortada.
Ilgili birimle gorusuyoruz. Bavulunuz 2 gun sonra aksam otelinize teslim edilecek. Bu hata için çok ozur diliyoruz. Bu iki gun için ihtiyaciniz olan seyleri satin alabilir, faturasini bize getirip paranizi iade alabilirsiniz diyorlar.
Yani yarin için bir short, bir bluz, bir bikini, iç çamasiri, dogumgunum için guzel siyah bir elbise, zarif bir ayakkabi... Oooooo valla buradan Victoria's Secret'a kadar uzarim ben....
Fetis stringim Lacie'lerin her renginden 2'ser tane almazsam ne olayim ! Eeee Air France sponsor oluyor, ben ne yapayim?
27 Temmuz : Ayagimin tozuyla David Copperfield

Madonna için de ayni seyi soylemislerdi. Yok efendim yaslanmismis, eski performansi yokmus, son konserine gitmeye degmezmis de, bilmem ne. Az kalsin bu soylemlere kapilip Madonna konserine gitmiyordum. Ve hayatimin en guzel tecrubelerinden birini kaçiriyordum. Neyse ki içimdeki ses beni dogru yola getirdi. Geçen seneki yazimi okuyanlar hatirlayacaktir...
Madonna olacakmis, gulmeyin, belki yarasi var.

Sevgilim pesin pesin soyluyor: "Benim David Copperfield'la hiç isim olmaz. Sen kendin git.."
Valla benim olur, kimse kusura bakmasin. Vegas'a kadar gelmisim. Dunyaca unlu Copperfield'i soyle dunya gozuyle bir gorsem ne kaybederim?
MGM Grand Casino'sunda haftanin 5 gunu saat 19 ve 21.30 olmak uzere iki sahne aliyor. Cumartesi gunleri Vegas'in kat be kat artan ziyaretçi kapasitesi uzerine, saat 16'da bir sahne daha aliyor. Cumartesi gunu 16.00 benim için biçilmis kaftan. Sevgilimle, Ceasar Palace'taki konferans çikisinda 18'de bulusacagiz. Hersey harika. Biletim bile yok daha. Olsun. Madonna konserinden beri son dakikaya kadar biletimin olmamasi durumu beni hiç rahatsiz etmiyor.
Trump Oteli'nden çikiyorum, resmi adi Las Vegas Bulvari olan, ama herkesin THE STRIP diye bildigi Vegas'in kalbi olan bulvarda MGM Casino'suna dogru yurumeye basliyorum.
Las Vegas'a bu ilk gelisim degil. Her yer tanidik, her yer bildik. Sanki Karsiyaka'da yuruyor gibi bir rahatlikla MGM'e dogru ilerliyorum. MGM, THE STRIP'in Trump Oteli'nden tamamen zit tarafinda.
Variyorum. O da ne? Biletler bitmis diyorlar.
15.00 gibi gelin belki rezervasyon iptalleri olur diyorlar. Eminim yer bulacagim, hem de en iyisinden. Tamam diyorum. Hiç panik yapmiyorum.
Vegas'taki her casinonun bir concepti var. Daha onceki postlarda casinolari anlatmistim ama bir sonraki postta yine anlatacagim. MGM'in sembolu aslan. Beklerken gidip su aslani goreyim bari diyorum.
15'te Hollywood Theater'in onundeyim.
Veeee 97 $ 'a 1. kategoride, 3. sirada, sahnenin tam ortasinda, kendim seçsem daha iyisini yapamazdim turunden bir bilet aliyor ve yerime yerlesiyorum.
HOLLYWOOD THEATRE: Oda tiyatrosundan hallice
Hollywood Theatre, nasil desem, Ankara'daki Oda Tiyatrosu kadar bir sey.
Haydi bilemedin en fazla, Karsiyaka Açik Hava Tiyatrosu kadar. Yok bile...
Mekan o kadar kuçuk ki, burada devlesemezsiniz, parlayamazsaniz, çagimizin en buyuk iluzyonisti tadinda tavirlara burunemezsiniz...
Yeni yetme stand up komedyenler bile daha sasaali yerlerde sahne aliyor... Koskoca David Copperfield burada mi çikiyor? Mekan hiç devasa ve etkileyici degil.
Ama çok sevimli. Herkes sahneye çok yakin. Cok ulasilabilir. Copperfield ve izleyiciler arasinda sahici bir iletisim hakim.

Zaten sahnede fazla durmuyor. Devamli izleyiciler arasinda dolasiyor. Dokunuyor. Şakalaşıyor. (Hatta arkamdan geçerken benim de sirtima dokunuyor.) Olay sadece magic bir showdan ibaret degil. Stand Up komedi tadinda. Hikayeler anlatiyor. Surekli espri yapiyor. Guluyoruz. Derken anlattigi hikayeyle ilgili hemen bir illuzyona basliyor.
Iste tam da bu interactif sahne performansi onu devlestiriyor.
Bir de gençlerden olusan 10-15 kisilik asistan bir ekibi var. Elindekileri aliyor, goturuyor. O kadar silik, yavas ve var olduklarini gostermeden hareket ediyorlar ki, hem varlar hem de yoklar.. Oyle talimat almislar yokmussunuz gibi var olacaksiniz.
Hayallerinizin peşinden gidin
En etkilendigim hikaye su oldu: Büyük babasiyla ilgili bir hikaye. Babasinin en buyuk hayali film oyuncusu olmakmis. Ancak buyuk babasi buna izin vermemis. David Copperfield ise daha 10 yasinda iluzyonist olmak istedigini soylediginde buyuk babasi yine karsi çikmis. Copperfield vazgeçmemis. Kararindan geri donmemis. 16 yasinda sahne almaya baslamis. Buyuk babasi onunla omrunun son 3 yilinda hiç konusmamis. Ancak gosterilerini hep takip etmis. Ona itafen bir show hazirlamis.
Rastgele freezbeeler atarak sahneden insanlari seçiyor.
Tamamen random, tamamen rastgele. Bazilari katilmak istemiyor freezbeeyi yine rastegele bir yere atiyor. Tamamen rastgele 3 kisi her biri ikiser tane olmak uzere 1'den 50'ye kadar rakamlar soyluyor. Bu rakamlari yanyana getiriyor. Onundeki kutuda kilitli olarak duran, dedesinin 2 arabasinin plakalari bulunuyor. Onlari çikariyor. Yanyana getiriyor.
Ve bu plakalardaki numaralar, az once tamamen tesadufi kisilerin agzindan çikan numaralar ve hatta soylenme sirasiyla...
Nasil yapıyor'u falan yok artik bu işin. Yapıyor işte !
Simdi.... onu bunu kaybetme illuzyonlarina gelince...
Efendim, hiç sakasi yok, karmasik bile degil, o kadar normal gorunuyor ki agziniz açik bile kalmiyor. Sahnede bile degil, yemin ediyorum tam 2 metre otemde, 2. sirayla 3. sira arasinda bir yerde genç bir çocugu aliyor ve sandalyenin tepesine çikariyor uzerine de bir ortu sariyor, çocugu uçuruyor, havadayken ellerini kollarini oynattigini da gosteriyor.
Yemin ediyorum 10 saniye bilemedin 15 saniye sonra ortu asagi dusuyor ve o gozumun onunde ortuye giren çocuk 10 saniye sonra tam arkamdan çikiyor... O kadar dogal bir sekilde...
Veeee... Su, meşhur, insanları kaybetme meselesi...
Sahnede oyunun bir parçası olmak mi? Oyunu izlemek mi? Zor karar...
Turkiye'ye geldiginde de çok konuşulmuştu. Hatırlıyorum.
Gözlerimle gördüm. Sahnede, hemencecik önümde, çok yakınımda. Hatta orda da olabilirdim...
Seyircilere balonlar atmaya basliyor. Herkes balonu bir ona bir buna atiyor. Tum sahnede dolasiyor. Bir anda muzik duruyor ve balon kimin elindeyse sahneye davet ediliyor.
Tam o esnada balon benim elimdeydi.
Sahneye gelmek ve oyunun bir parçasi olmak mi, yoksa oyunu gormek mi arasinda 2 saniye gidip geldim. Ve balonu baskasina firlattim.
Atıyorum. Tamamen korktuğumdan. Şimdi yapmam gereken birşey olur ve ben onu yapamam, adam herkesi kaybeder beni kaybdedemez bir de bakmışssın ben sahnede kalmışım...
Rastegele seçilen insanlar sahneye geliyorlar.
12 kisilik havada asili turan minik bir tramvay vagonu tarzi bir yere gelip oturuyorlar. Ellerine fener veriliyor. Ve israrla, hatta birkaç kere Ingilizce bilip bilmedikleri soruluyor. Ve ardindan yine uzerlerine ortu kapatiliyor.Vagon havalaniyor. Ortu uçusuyor, uçusuyor...
Derken....
10 saniyeden az bir zaman içinde bu 12 kisi ellerinde fenerler Hollwood Theater'in tam en arkasinda bir anda beliriyor.. Inanilmaz... Inanilmaz... Gozlerimle gormesem inanilmaz, gordum yine de inanilmaz...
Artik nasil yapiyordusu, nasil mumkun olabiliri falan yok bu isin.
Koskoca dunyaca unlu, zamanimizin en buyuk magicieni David Copperfield.
Yapiyor iste. O kadar. Otesi yok...
Soylediklerinin aksine David Copperfield o kadar da yaslanmamis. Son derece fit, uzun boylu, acaip genis omuzlu ve çok iyi gorunuyor. Sahne performansi, enerjisi gayet normal.
Ancak... bir parça yorgun oldugu gozden kaçmiyor.
Biraz yorgun, biraz huzunlu, biraz bikmis sanki ayni seylerden...
Ya da ne bileyim MGM Casinosu'nun en âlâ suit dairesinde yasiyor olsa da kendi evinde yasamiyor. Soyle arkadaslarini davet edip guzel bir yemek daveti veremiyor...
Biraz yorgun ama yine de o kadar dev, o kadar etkileyici bir Copperfield gordum.
Izledigim en mukemmel showlardan biri miydi? Degildi belki...
Ama yine de efsanevi David Copperfield'i dunya gozuyle gormus oldugum için son derece memnunum.
Hem sonra...
Hâyâllerinin pesinden gidebilmiş ve onu hayatin kendisine çevirebilmis insanlardan daha çok kimse beni kendisine hayran birakamaz...
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvasi
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Las Vegas'a esas gelis nedenimiz tabi ki dogumgunum degil. Hatta asil amaç eglence bile degil. Sevgilimin is seyahati. Evet yanlis okumadiniz, Las Vegas'ta IT konferanslari...
Bu haftanin, benim dogumgunumu içine alan hafta olmasi ise tamamen tesaduf.
Dislerimin ayrik olmasinin bir nimeti. Hayatin zaman zaman bana kiyak geçmesi.
Hayat bana kiyak geçiyor, Air France'in yaptigina bak !!!
Efendim, 26 Temmuz cuma gunu itibariyle, hizmette sinir olmayan, servise sampanya ikramiyle baslayan, nefis bir Fransiz yemegi ve ardindan dondurma servisiyle devam eden, inanilmaz rahat koltuklarinda 12 saat suren son derece konforlu bir Air France seferiyle Las Vegas'a variyoruz.
Bu kadar uzun bir yolculuk yaptigimizi bile anlamiyoruz. Biyolojik saatimiz sabah 5'i gosterirken Vegas'ta aksam yeni basliyor ve biz gayet formdayiz.
Uçaktan indikten sonra bagajimizi beklerken, Air France'a ovgu ustune ovgu yagdirirken hiç beklenmedik bir surprizle karsilasiyoruz.
Air France benim valizimi Paris'te birakmis ! Bagajim çikmiyor, yok.
Alçak Air France !!! Bunu bana nasil yaparsin?
Evet sahane bir yolculuk yaptik, Air France olarak sahiden basarili bir havayolu sirketisiniz, evet bizi pamuklar uzerinde tasiyarak Vegas'a kadar getirdiniz ama...
Bavulumu getiremediniz kardesim !!! Ben simdi sizin hakkinizda nasil iyi seyler soyleyeyim?
2 gun sonra dogumgunum. Giyecegim elbise, ayakkabilarim, kolyelerim, kupelerim, yarinki 45 derece sicaklikta giyecegim shortlarim, bluzlarim, bikinilerim.... Hiçbirisi su anda burada degil. Uzerimdeki yol kiyafetlerimle kaldim ortada.
Ilgili birimle gorusuyoruz. Bavulunuz 2 gun sonra aksam otelinize teslim edilecek. Bu hata için çok ozur diliyoruz. Bu iki gun için ihtiyaciniz olan seyleri satin alabilir, faturasini bize getirip paranizi iade alabilirsiniz diyorlar.
Yani yarin için bir short, bir bluz, bir bikini, iç çamasiri, dogumgunum için guzel siyah bir elbise, zarif bir ayakkabi... Oooooo valla buradan Victoria's Secret'a kadar uzarim ben....
Fetis stringim Lacie'lerin her renginden 2'ser tane almazsam ne olayim ! Eeee Air France sponsor oluyor, ben ne yapayim?
27 Temmuz : Ayagimin tozuyla David Copperfield
Madonna için de ayni seyi soylemislerdi. Yok efendim yaslanmismis, eski performansi yokmus, son konserine gitmeye degmezmis de, bilmem ne. Az kalsin bu soylemlere kapilip Madonna konserine gitmiyordum. Ve hayatimin en guzel tecrubelerinden birini kaçiriyordum. Neyse ki içimdeki ses beni dogru yola getirdi. Geçen seneki yazimi okuyanlar hatirlayacaktir...
Madonna olacakmis, gulmeyin, belki yarasi var.
Sevgilim pesin pesin soyluyor: "Benim David Copperfield'la hiç isim olmaz. Sen kendin git.."
Valla benim olur, kimse kusura bakmasin. Vegas'a kadar gelmisim. Dunyaca unlu Copperfield'i soyle dunya gozuyle bir gorsem ne kaybederim?
MGM Grand Casino'sunda haftanin 5 gunu saat 19 ve 21.30 olmak uzere iki sahne aliyor. Cumartesi gunleri Vegas'in kat be kat artan ziyaretçi kapasitesi uzerine, saat 16'da bir sahne daha aliyor. Cumartesi gunu 16.00 benim için biçilmis kaftan. Sevgilimle, Ceasar Palace'taki konferans çikisinda 18'de bulusacagiz. Hersey harika. Biletim bile yok daha. Olsun. Madonna konserinden beri son dakikaya kadar biletimin olmamasi durumu beni hiç rahatsiz etmiyor.
Trump Oteli'nden çikiyorum, resmi adi Las Vegas Bulvari olan, ama herkesin THE STRIP diye bildigi Vegas'in kalbi olan bulvarda MGM Casino'suna dogru yurumeye basliyorum.
Las Vegas'a bu ilk gelisim degil. Her yer tanidik, her yer bildik. Sanki Karsiyaka'da yuruyor gibi bir rahatlikla MGM'e dogru ilerliyorum. MGM, THE STRIP'in Trump Oteli'nden tamamen zit tarafinda.
Variyorum. O da ne? Biletler bitmis diyorlar.
15.00 gibi gelin belki rezervasyon iptalleri olur diyorlar. Eminim yer bulacagim, hem de en iyisinden. Tamam diyorum. Hiç panik yapmiyorum.
Vegas'taki her casinonun bir concepti var. Daha onceki postlarda casinolari anlatmistim ama bir sonraki postta yine anlatacagim. MGM'in sembolu aslan. Beklerken gidip su aslani goreyim bari diyorum.
15'te Hollywood Theater'in onundeyim.
Veeee 97 $ 'a 1. kategoride, 3. sirada, sahnenin tam ortasinda, kendim seçsem daha iyisini yapamazdim turunden bir bilet aliyor ve yerime yerlesiyorum.
HOLLYWOOD THEATRE: Oda tiyatrosundan hallice
Hollywood Theatre, nasil desem, Ankara'daki Oda Tiyatrosu kadar bir sey.
Haydi bilemedin en fazla, Karsiyaka Açik Hava Tiyatrosu kadar. Yok bile...
Mekan o kadar kuçuk ki, burada devlesemezsiniz, parlayamazsaniz, çagimizin en buyuk iluzyonisti tadinda tavirlara burunemezsiniz...
Yeni yetme stand up komedyenler bile daha sasaali yerlerde sahne aliyor... Koskoca David Copperfield burada mi çikiyor? Mekan hiç devasa ve etkileyici degil.
Ama çok sevimli. Herkes sahneye çok yakin. Cok ulasilabilir. Copperfield ve izleyiciler arasinda sahici bir iletisim hakim.
Zaten sahnede fazla durmuyor. Devamli izleyiciler arasinda dolasiyor. Dokunuyor. Şakalaşıyor. (Hatta arkamdan geçerken benim de sirtima dokunuyor.) Olay sadece magic bir showdan ibaret degil. Stand Up komedi tadinda. Hikayeler anlatiyor. Surekli espri yapiyor. Guluyoruz. Derken anlattigi hikayeyle ilgili hemen bir illuzyona basliyor.
Iste tam da bu interactif sahne performansi onu devlestiriyor.
Bir de gençlerden olusan 10-15 kisilik asistan bir ekibi var. Elindekileri aliyor, goturuyor. O kadar silik, yavas ve var olduklarini gostermeden hareket ediyorlar ki, hem varlar hem de yoklar.. Oyle talimat almislar yokmussunuz gibi var olacaksiniz.
Hayallerinizin peşinden gidin
En etkilendigim hikaye su oldu: Büyük babasiyla ilgili bir hikaye. Babasinin en buyuk hayali film oyuncusu olmakmis. Ancak buyuk babasi buna izin vermemis. David Copperfield ise daha 10 yasinda iluzyonist olmak istedigini soylediginde buyuk babasi yine karsi çikmis. Copperfield vazgeçmemis. Kararindan geri donmemis. 16 yasinda sahne almaya baslamis. Buyuk babasi onunla omrunun son 3 yilinda hiç konusmamis. Ancak gosterilerini hep takip etmis. Ona itafen bir show hazirlamis.
Rastgele freezbeeler atarak sahneden insanlari seçiyor.
Tamamen random, tamamen rastgele. Bazilari katilmak istemiyor freezbeeyi yine rastegele bir yere atiyor. Tamamen rastgele 3 kisi her biri ikiser tane olmak uzere 1'den 50'ye kadar rakamlar soyluyor. Bu rakamlari yanyana getiriyor. Onundeki kutuda kilitli olarak duran, dedesinin 2 arabasinin plakalari bulunuyor. Onlari çikariyor. Yanyana getiriyor.
Ve bu plakalardaki numaralar, az once tamamen tesadufi kisilerin agzindan çikan numaralar ve hatta soylenme sirasiyla...
Nasil yapıyor'u falan yok artik bu işin. Yapıyor işte !
Simdi.... onu bunu kaybetme illuzyonlarina gelince...
Efendim, hiç sakasi yok, karmasik bile degil, o kadar normal gorunuyor ki agziniz açik bile kalmiyor. Sahnede bile degil, yemin ediyorum tam 2 metre otemde, 2. sirayla 3. sira arasinda bir yerde genç bir çocugu aliyor ve sandalyenin tepesine çikariyor uzerine de bir ortu sariyor, çocugu uçuruyor, havadayken ellerini kollarini oynattigini da gosteriyor.
Yemin ediyorum 10 saniye bilemedin 15 saniye sonra ortu asagi dusuyor ve o gozumun onunde ortuye giren çocuk 10 saniye sonra tam arkamdan çikiyor... O kadar dogal bir sekilde...
Veeee... Su, meşhur, insanları kaybetme meselesi...
Sahnede oyunun bir parçası olmak mi? Oyunu izlemek mi? Zor karar...
Turkiye'ye geldiginde de çok konuşulmuştu. Hatırlıyorum.
Gözlerimle gördüm. Sahnede, hemencecik önümde, çok yakınımda. Hatta orda da olabilirdim...
Seyircilere balonlar atmaya basliyor. Herkes balonu bir ona bir buna atiyor. Tum sahnede dolasiyor. Bir anda muzik duruyor ve balon kimin elindeyse sahneye davet ediliyor.
Tam o esnada balon benim elimdeydi.
Sahneye gelmek ve oyunun bir parçasi olmak mi, yoksa oyunu gormek mi arasinda 2 saniye gidip geldim. Ve balonu baskasina firlattim.
Atıyorum. Tamamen korktuğumdan. Şimdi yapmam gereken birşey olur ve ben onu yapamam, adam herkesi kaybeder beni kaybdedemez bir de bakmışssın ben sahnede kalmışım...
Rastegele seçilen insanlar sahneye geliyorlar.
12 kisilik havada asili turan minik bir tramvay vagonu tarzi bir yere gelip oturuyorlar. Ellerine fener veriliyor. Ve israrla, hatta birkaç kere Ingilizce bilip bilmedikleri soruluyor. Ve ardindan yine uzerlerine ortu kapatiliyor.Vagon havalaniyor. Ortu uçusuyor, uçusuyor...
Derken....
10 saniyeden az bir zaman içinde bu 12 kisi ellerinde fenerler Hollwood Theater'in tam en arkasinda bir anda beliriyor.. Inanilmaz... Inanilmaz... Gozlerimle gormesem inanilmaz, gordum yine de inanilmaz...
Artik nasil yapiyordusu, nasil mumkun olabiliri falan yok bu isin.
Koskoca dunyaca unlu, zamanimizin en buyuk magicieni David Copperfield.
Yapiyor iste. O kadar. Otesi yok...
Soylediklerinin aksine David Copperfield o kadar da yaslanmamis. Son derece fit, uzun boylu, acaip genis omuzlu ve çok iyi gorunuyor. Sahne performansi, enerjisi gayet normal.
Ancak... bir parça yorgun oldugu gozden kaçmiyor.
Biraz yorgun, biraz huzunlu, biraz bikmis sanki ayni seylerden...
Ya da ne bileyim MGM Casinosu'nun en âlâ suit dairesinde yasiyor olsa da kendi evinde yasamiyor. Soyle arkadaslarini davet edip guzel bir yemek daveti veremiyor...
Biraz yorgun ama yine de o kadar dev, o kadar etkileyici bir Copperfield gordum.
Izledigim en mukemmel showlardan biri miydi? Degildi belki...
Ama yine de efsanevi David Copperfield'i dunya gozuyle gormus oldugum için son derece memnunum.
Hem sonra...
Hâyâllerinin pesinden gidebilmiş ve onu hayatin kendisine çevirebilmis insanlardan daha çok kimse beni kendisine hayran birakamaz...
Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker Turnuvasi
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Libellés :
Air France,
David Cooperfield,
Gosteri - Konser,
Hollywood Theatre,
illuzyon,
İzlediğim Showlar,
las vegas,
magic,
MGM Las Vegas Casino,
The Strip,
trump hotel
28 Temmuz 2013 Pazar
Her yasta doğumgünü çocuğuyum.
Bugun benim doğumgünüm.
Ve her yaşta doğumgünü çocuğuyum...
Ve her yaşta doğumgünü çocuğuyum...
15'imi de kutladim, 85'imi de kutlayacağım...
Böyleyim ben, hayat doluyum, doğduğum andan beri mutluyum.
Doğumgünü cocuguyum....
Böyleyim ben, hayat doluyum, doğduğum andan beri mutluyum.
Doğumgünü cocuguyum....
Es geçemem, o da her gun gibi bir gun diyemem.
Çünkü değil.
Bugun benim gunum, benim icin yilin en ozel gunu. Bugun 28 temmuz...
Çünkü değil.
Bugun benim gunum, benim icin yilin en ozel gunu. Bugun 28 temmuz...
Her yil tekrar tekrar yeniden dogarim...
28 temmuzlarda gune bir baska baslarim.
Kanim bile bir baska dolasir bugun benim. Bilirim...
Icim icime sigmaz, bir enerji bombasi olurum, patlar patlar yeniden dolarim, aldigim her yeni dogumgunu kutlamasiyla yeniden patlarim, durulur durulur yeniden patlarim.
Bombayim...
28 temmuzlarda gune bir baska baslarim.
Kanim bile bir baska dolasir bugun benim. Bilirim...
Icim icime sigmaz, bir enerji bombasi olurum, patlar patlar yeniden dolarim, aldigim her yeni dogumgunu kutlamasiyla yeniden patlarim, durulur durulur yeniden patlarim.
Bombayim...
Hiç olmeyecek gibi hissederim....
Zaman içinde ilerlerim. Her yasimi cok severim.
Her sene ogrendiklerimle daha iyi birisi oldugumu hissederim.
Daha olgun degil. Daha agirbasli degil. Daha oturakli hiç degil.
Belki kendisine daha hakim, kendisini daha iyi anlayan, tutkuyla yasayan, hayati her gun daha cazip hale getiren, sevdiklerimin hayatinda da daha bir arti deger yaratan, yasami ertelemeyen birisi...
Zaman içinde ilerlerim. Her yasimi cok severim.
Her sene ogrendiklerimle daha iyi birisi oldugumu hissederim.
Daha olgun degil. Daha agirbasli degil. Daha oturakli hiç degil.
Belki kendisine daha hakim, kendisini daha iyi anlayan, tutkuyla yasayan, hayati her gun daha cazip hale getiren, sevdiklerimin hayatinda da daha bir arti deger yaratan, yasami ertelemeyen birisi...
Dogumgunum bugun benim....
Sansli biriyim.
Hayatta muazzam insanlarla, harika dostluklarla cevriliyim...
Kim bilir kaç kutlama alacagim, kaç defa cosup cosup kendimden tasacagim...
Hayatta muazzam insanlarla, harika dostluklarla cevriliyim...
Kim bilir kaç kutlama alacagim, kaç defa cosup cosup kendimden tasacagim...
Kac kisinin gonlune kaziliyim asagi yukari bilirim.
Kim muhakkak arayacak, mesaj atacak, beni asla unutmayacak bilirim.
Olmazsa olmazlarim da var benim.
Onlardan ses gelmezse gunu tamamlanmamis sayacagim...
Beklemedigim halde arayip beni sasirtan insanlar da olacak,
Butun gun bekledigim halde aramayip içimi buranlar da...
Kimin dogumgunu tarihimi ezbere bildigini de bilirim,
Kimin telefonuna kayitli oldugum icin beni arayacagini da...
Hepsi paketin icinde. Dogumgunum bugun benim...
Kim muhakkak arayacak, mesaj atacak, beni asla unutmayacak bilirim.
Olmazsa olmazlarim da var benim.
Onlardan ses gelmezse gunu tamamlanmamis sayacagim...
Beklemedigim halde arayip beni sasirtan insanlar da olacak,
Butun gun bekledigim halde aramayip içimi buranlar da...
Kimin dogumgunu tarihimi ezbere bildigini de bilirim,
Kimin telefonuna kayitli oldugum icin beni arayacagini da...
Hepsi paketin icinde. Dogumgunum bugun benim...
Kutladigim her dogumgununu hatirlarim.
Bazilarini daha fazla...
Annecigimin kucukken hazirladigi efsane dogumgunu partilerim.
1 hafta hazirlik, butun arkadaslarim davetli, muzik, dans, limonata, pasta, borek...
30. yasgunum.. Kusadasi'nda, denizin dibinde, kumun uzerinde, gunbatimina karsi, sahane mezelerle donatilmis bir masa, magnum boy sampanya, yalinayak ve mutlu insanlar, biricik kardesim, Unzile'm...
Hayatimda iz birakan bir diger dogumgunum Fantasyland...
Ask ve mesk icinde, cocuklar gibi sen sakrak, bir oyuncaktan digerine atlayarak, bir cubuk uzerine dizilmis sonra erimis cikolataya bandirilmis cilekleri paylasarak, her anin tadina vararak, cok eglenerek, ve hediyemi bana ozel hazirlanmis bir define avi seklinde arayarak...
Bazilarini daha fazla...
Annecigimin kucukken hazirladigi efsane dogumgunu partilerim.
1 hafta hazirlik, butun arkadaslarim davetli, muzik, dans, limonata, pasta, borek...
30. yasgunum.. Kusadasi'nda, denizin dibinde, kumun uzerinde, gunbatimina karsi, sahane mezelerle donatilmis bir masa, magnum boy sampanya, yalinayak ve mutlu insanlar, biricik kardesim, Unzile'm...
Hayatimda iz birakan bir diger dogumgunum Fantasyland...
Ask ve mesk icinde, cocuklar gibi sen sakrak, bir oyuncaktan digerine atlayarak, bir cubuk uzerine dizilmis sonra erimis cikolataya bandirilmis cilekleri paylasarak, her anin tadina vararak, cok eglenerek, ve hediyemi bana ozel hazirlanmis bir define avi seklinde arayarak...
Bir kitap okudum: "Kendi Kutup Yildizini Bul"
Kitapta bir yerde soyle diyor:
Her gun iki kisiyi mutlu edin.
Insanlarin gozunun icine bakarak konusun.
Dogumgunu tarihini ezbere bildiginiz birileri olsun.
Kitapta bir yerde soyle diyor:
Her gun iki kisiyi mutlu edin.
Insanlarin gozunun icine bakarak konusun.
Dogumgunu tarihini ezbere bildiginiz birileri olsun.
Haydi soyleyin, siz kaç kisinin dogumgunu tarihini ezbere biliyorsunuz?
Ben mesela...
Ben mesela...
5 nisani, o takmaz, ben takarim...
2 araligin her anini bizzat kendim hazirlarim...
15 temmuzu, neden bir kere bile beraber kutlayamadik diye sorarim...
4 Agustos'ta "iyi ki dogdun" un her harfini her hucremde yasarim...
5 Agustos'ta, onu dusunur, durup durup aglarim...
14 agustos'u, o bildigimi bilmez, ben onu mutlaka anarim.
21 nisan'i bilirim, 4 subat'i, 25 ocak'i, 9 aralik'i bilirim...
Daha bilirim de bilirim...
2 araligin her anini bizzat kendim hazirlarim...
15 temmuzu, neden bir kere bile beraber kutlayamadik diye sorarim...
4 Agustos'ta "iyi ki dogdun" un her harfini her hucremde yasarim...
5 Agustos'ta, onu dusunur, durup durup aglarim...
14 agustos'u, o bildigimi bilmez, ben onu mutlaka anarim.
21 nisan'i bilirim, 4 subat'i, 25 ocak'i, 9 aralik'i bilirim...
Daha bilirim de bilirim...
Bugun benim dogumgunum.
Bu sene Las Vegas'tayim.
Her ani aksiyon dolu bir filmin basrol oyuncusuyum. Hiç bitmesin, film agir çekimde ilerlesin...
Sampanya elbette olacak.
Dunyaca unlu Cirque de Soleil'in gosterisi olacak.
"Mutlu olmak" hayatin verebilecegi en guzel hediye.
Bundan nasibimi fazla fazla aldigim için her gun minnettarim.
28 temmuzlarda biraz daha fazla...
Dedim ya,
Doğumgunu çocuğuyum...
Libellés :
28 temmuz,
dogumgunu,
dogumgunu yazisi,
Hayata dair,
las vegas
11 Ağustos 2012 Cumartesi
Las Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk...
Vegas, Grand Canyon'un ardindan road trip'e devam edecegimiz istikametin uzerinde kaliyor.
Vegas'ta birkac gun dinlenecegiz. Evet dinlenmek... O devasa otel odalarinda, jackuzzili banyolarinda, kocaman havuzlarinda yuzup dinlenmek...
"Aklimda kalanlar, icimde kalanlar" yazimi okuyanlar hatirlayacaktir.
Sevgilimin ona inanilmaz yakisan kahverengi, kovboy modeli bir sapkasi vardi. Sapkayi Miami'de kaybetmistik. Ve ikimiz de çok uzulmustuk. Hatta ben o uzuldu diye daha cok uzulmustum, kendimi suçlamistim neden sapkaya ben sahip cikmadim diye...
Ama, napalim... Gitti iste. Baska birinin oldu.
Utah'ta, yol uzerinde bir postaneden kart atiyordum ki, baktim sevgilim de yandaki dukkanda sapka deniyor. Yine ayni model, biraz daha acik renkli, boyle sutlu kahve gibi bir sapka.
Kafasinda gorur gormez sevdim. Hemen satin aldik.
Artik sevgilimin ona çok yakisan baska bir sapkasi var. Yasasin...
Route 66
Amerika'nin en unlu otoyolundan geçtik bugun.
Kovboylarin kullandigi bir otoyol. Bilidigimiz araba yolunda kovboylar atlariyla gidiyor. Yol boyunca sagli sollu kovboy barlari var. Arizona - Utah boyle bir bolge. Belinde silahla gezen bir suru insana rastlamak mumkun. Bir tanesinin fotografini çekmek istedim ama, pek cesaret edemedim...
Las Vegas'ta dinlenme molasi
Las Vegas'a vardik. Gelir gelmez kendimizi havuza attik. Ayni otelde Trump Oteli'nde, ayni odanin daha yuksekte olanini aldik. Kendimizi direk evde gibi hissettik, muthis bir duygu...
Road Trip boyunca yollarda kaldigimiz otellerin sinirli konforundan sonra bu odada, bu yatakta uyumak kendimize verdigimiz bir odul gibiydi. Las Vegas'tayiz ama bugunu kendimize dinlenme gunu ilan ettik. Oglen BELLAGIO otelinin bufesine kahvaltiya gittik.
Geri donup tekrar otelimizin havuzun tadini cikarmaya devam ettik. Balayi budur...
Wedding Chapels in Las Vegas
Malum, Las Vegas dunyanin en hizli evlenilen yeri.
Yol ustunde, bir mola esnasinda, casinolarda iki oyun arasinda 5 dakikada evlenebilirsin.
Wedding Chapeller her yerde...
"I have to put you in a jail"
Amerika'daki polislerin hiç sakasi yoktur. Bunu herkes bilir.
Bu gece bunu tecrube ederek te iyice ogrendik...
Dinlenmeye ayirdigimiz butun gunu havuz basinda geçirip gevsedikten sonra casinolarda son bir tur atmak uzere road trip için kiralamis oldugumuz arabamizla çikiyoruz otelden.
The Strip caddesinde keyfî bir tur attiktan sonra sevgilim sola dogru bir U donusu yapiyor. Tam yolumuza devam ediyoruz ki, ayni filmlerdeki gibi, o polis arabasinin tepesinde yanip sonen ve sinir bozucu bir dadi-dadi sesi cikartan aleti vakit kaybetmeden çalistirmis ve arkadan arabamizin dibine dogru yanasmis bir polis arabasi goruyoruz.
Sevgilim soguk kanli bir sekilde bana donup "Ne olursa olsun, senden tek bir soz soylememeni, tamamen sessiz olmani rica ediyorum." diyor.
Nerede onun sozunu dinleyecegimi, nerede kendi bildigimi okuyacagimi bilir o. Anladim. Bu seferkinin sakasi bile yok.
Polis yanimiza geliyor.
Once sevgilimden belgeler, ivir zivir istiyor ve Fransiz oldugunu goruyor.
Sonra gayet korkutucu bir tonla "Yanlis virajdan dondunuz farkinda misiniz?" diyor.
Sevgilim "Evet fark ettim, Avrupa'dan geliyorum, ilk defa Amerika'da araba kullaniyorum" diyor ama der demez o da ne kadar yanlis bir cumle sarfettiginin farkina variyor. Zira polisin zaten viraj miraj pek umrunda degil. Biraz otorite ve guc gosterisi yapmak istiyor.
"Araba kullanmasini bilmiyorsaniz ulkemde bir daha araba kullanmayin. Benim insanlarimi tehlikeye atmaniza goz yumamam. Simdi size ceza kessem zaten Fransizsiniz, odeyip odemediginizi kontrol edemem. O halde sizi bu gece hapse atmam gerekiyor." diyor.
Hapis mi???
Bu da nereden çikti??? Balayindayiz biz. Hapis dedi, yanlis duymadim.
Tamam, bu dunya turunun bir amaci da çok farkli seyleri deneyim etmek, ogrenmekti. Ama... bu deneyim, Amerika'da bir hapishane deneyimi.... aman tanrim aklimdan neler neler geçiyor, ne siz sorun ne ben anlatayim...
Adam para mi istiyor, bizimle ugrasmak mi istiyor, yoksa sadece isini mi yapiyor?
O sirada elindeki el fenerini bana dogru tutuyor, ve bana bir bakiyor.
Kusura bakmayin, Las Vegas'tayim, uzerimde super mini bir etek, topuklu ayakkabilar ve dekolte bir bluz var.
Gayet usturupsuz bir sekilde "Bu kadin kim?" diyor.
Bu kadin kim deyisini tasavvur edebildiniz degil mi arkadaslar?
Soyle cenesiyle beni isaret ederek...
Bu kadin kim mi?
Simdi sana bir uçan tekme atarim, gorursun kim oldugunu.
Yok be arkadaslar nerdeee, sut dokmus kedi gibiyim, sevgilim oyle dedi ya, çitim bile çikmiyor. Itaatkar bir sekilde oturuyorum kenarda.
Sevgilim cevap veriyor "benim karim" diyor...
Adam feneriyle bana tekrar bir bakiyor "insanin karisi boyle olmaz, pek benzetemedim ya, hadi neyse" diye bir bakis atarak sevgilime donuyor.
"Tamam, bu seferlik sizi affediyorum. Bir hata daha yaparsaniz alirim iceriye" diyor ve gidiyor...
Ikimizin de kalbi gum gum atiyor. Once bir nefes aliyoruz.
Sonra bir sure birbirimize bakiyoruz, hic konusmuyoruz. Oyle kalakalmisiz...
Sonra tekrar birbirimize bakiyoruz. Gulmeye basliyoruz. Ama gulme krizi yani, 5 dakika oyle guluyoruz.
Sinir sistemimiz altust. Korktuk be yahu!!
Sonra blof mu yapiyordu, yoksa sirf bu nedenle bizi sahiden hapse atabilir miydi diye olayin geyigini yaparken...
Hadi diyoruz, gidip birseyler içelim, unutalim, kendimize gelelim...
Bu arada, statusunun vermis oldugu yetkiyi kullanarak, ve bunu kendi kisisel gucu sanarak, bize guç gosterisi yapmak isteyen polisin zayifligini hemen analiz edip, onu provoke etmeyerek ona istedigi zevki yasatmayan, son derece saglam bir sinir sistemine sahip sevgilime tekrar hayran oluyorum...
Son birsey...
"Sence kiyafetim biraz abarti mi olmus?
"Hayir! Harika gorunuyorsun..."
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Dunya Turu (8) HAWAII
Dunya Turu (7) LOS ANGELES
Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO
Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)
Dunya Turu (4) LAS VEGAS
Dunya Turu (3) BAHAMAS
Dunya Turu (2) MIAMI
Dunya Turu (1) Balayi
Vegas'ta birkac gun dinlenecegiz. Evet dinlenmek... O devasa otel odalarinda, jackuzzili banyolarinda, kocaman havuzlarinda yuzup dinlenmek...
Sevgilimin yeni sapkasi
"Aklimda kalanlar, icimde kalanlar" yazimi okuyanlar hatirlayacaktir.
Sevgilimin ona inanilmaz yakisan kahverengi, kovboy modeli bir sapkasi vardi. Sapkayi Miami'de kaybetmistik. Ve ikimiz de çok uzulmustuk. Hatta ben o uzuldu diye daha cok uzulmustum, kendimi suçlamistim neden sapkaya ben sahip cikmadim diye...
Ama, napalim... Gitti iste. Baska birinin oldu.
Utah'ta, yol uzerinde bir postaneden kart atiyordum ki, baktim sevgilim de yandaki dukkanda sapka deniyor. Yine ayni model, biraz daha acik renkli, boyle sutlu kahve gibi bir sapka.
Kafasinda gorur gormez sevdim. Hemen satin aldik.
Artik sevgilimin ona çok yakisan baska bir sapkasi var. Yasasin...
Route 66
Amerika'nin en unlu otoyolundan geçtik bugun.
Kovboylarin kullandigi bir otoyol. Bilidigimiz araba yolunda kovboylar atlariyla gidiyor. Yol boyunca sagli sollu kovboy barlari var. Arizona - Utah boyle bir bolge. Belinde silahla gezen bir suru insana rastlamak mumkun. Bir tanesinin fotografini çekmek istedim ama, pek cesaret edemedim...
Las Vegas'ta dinlenme molasi
Las Vegas'a vardik. Gelir gelmez kendimizi havuza attik. Ayni otelde Trump Oteli'nde, ayni odanin daha yuksekte olanini aldik. Kendimizi direk evde gibi hissettik, muthis bir duygu...
Road Trip boyunca yollarda kaldigimiz otellerin sinirli konforundan sonra bu odada, bu yatakta uyumak kendimize verdigimiz bir odul gibiydi. Las Vegas'tayiz ama bugunu kendimize dinlenme gunu ilan ettik. Oglen BELLAGIO otelinin bufesine kahvaltiya gittik.
Geri donup tekrar otelimizin havuzun tadini cikarmaya devam ettik. Balayi budur...
Wedding Chapels in Las Vegas
Malum, Las Vegas dunyanin en hizli evlenilen yeri.
Yol ustunde, bir mola esnasinda, casinolarda iki oyun arasinda 5 dakikada evlenebilirsin.
Wedding Chapeller her yerde...
"I have to put you in a jail"
Amerika'daki polislerin hiç sakasi yoktur. Bunu herkes bilir.
Bu gece bunu tecrube ederek te iyice ogrendik...
Dinlenmeye ayirdigimiz butun gunu havuz basinda geçirip gevsedikten sonra casinolarda son bir tur atmak uzere road trip için kiralamis oldugumuz arabamizla çikiyoruz otelden.
The Strip caddesinde keyfî bir tur attiktan sonra sevgilim sola dogru bir U donusu yapiyor. Tam yolumuza devam ediyoruz ki, ayni filmlerdeki gibi, o polis arabasinin tepesinde yanip sonen ve sinir bozucu bir dadi-dadi sesi cikartan aleti vakit kaybetmeden çalistirmis ve arkadan arabamizin dibine dogru yanasmis bir polis arabasi goruyoruz.
Sevgilim soguk kanli bir sekilde bana donup "Ne olursa olsun, senden tek bir soz soylememeni, tamamen sessiz olmani rica ediyorum." diyor.
Nerede onun sozunu dinleyecegimi, nerede kendi bildigimi okuyacagimi bilir o. Anladim. Bu seferkinin sakasi bile yok.
Polis yanimiza geliyor.
Once sevgilimden belgeler, ivir zivir istiyor ve Fransiz oldugunu goruyor.
Sonra gayet korkutucu bir tonla "Yanlis virajdan dondunuz farkinda misiniz?" diyor.
Sevgilim "Evet fark ettim, Avrupa'dan geliyorum, ilk defa Amerika'da araba kullaniyorum" diyor ama der demez o da ne kadar yanlis bir cumle sarfettiginin farkina variyor. Zira polisin zaten viraj miraj pek umrunda degil. Biraz otorite ve guc gosterisi yapmak istiyor.
"Araba kullanmasini bilmiyorsaniz ulkemde bir daha araba kullanmayin. Benim insanlarimi tehlikeye atmaniza goz yumamam. Simdi size ceza kessem zaten Fransizsiniz, odeyip odemediginizi kontrol edemem. O halde sizi bu gece hapse atmam gerekiyor." diyor.
Hapis mi???
Bu da nereden çikti??? Balayindayiz biz. Hapis dedi, yanlis duymadim.
Tamam, bu dunya turunun bir amaci da çok farkli seyleri deneyim etmek, ogrenmekti. Ama... bu deneyim, Amerika'da bir hapishane deneyimi.... aman tanrim aklimdan neler neler geçiyor, ne siz sorun ne ben anlatayim...
Adam para mi istiyor, bizimle ugrasmak mi istiyor, yoksa sadece isini mi yapiyor?
O sirada elindeki el fenerini bana dogru tutuyor, ve bana bir bakiyor.
Kusura bakmayin, Las Vegas'tayim, uzerimde super mini bir etek, topuklu ayakkabilar ve dekolte bir bluz var.
Gayet usturupsuz bir sekilde "Bu kadin kim?" diyor.
Bu kadin kim deyisini tasavvur edebildiniz degil mi arkadaslar?
Soyle cenesiyle beni isaret ederek...
Bu kadin kim mi?
Simdi sana bir uçan tekme atarim, gorursun kim oldugunu.
Yok be arkadaslar nerdeee, sut dokmus kedi gibiyim, sevgilim oyle dedi ya, çitim bile çikmiyor. Itaatkar bir sekilde oturuyorum kenarda.
Sevgilim cevap veriyor "benim karim" diyor...
Adam feneriyle bana tekrar bir bakiyor "insanin karisi boyle olmaz, pek benzetemedim ya, hadi neyse" diye bir bakis atarak sevgilime donuyor.
"Tamam, bu seferlik sizi affediyorum. Bir hata daha yaparsaniz alirim iceriye" diyor ve gidiyor...
Ikimizin de kalbi gum gum atiyor. Once bir nefes aliyoruz.
Sonra bir sure birbirimize bakiyoruz, hic konusmuyoruz. Oyle kalakalmisiz...
Sonra tekrar birbirimize bakiyoruz. Gulmeye basliyoruz. Ama gulme krizi yani, 5 dakika oyle guluyoruz.
Sinir sistemimiz altust. Korktuk be yahu!!
Sonra blof mu yapiyordu, yoksa sirf bu nedenle bizi sahiden hapse atabilir miydi diye olayin geyigini yaparken...
Hadi diyoruz, gidip birseyler içelim, unutalim, kendimize gelelim...
Bu arada, statusunun vermis oldugu yetkiyi kullanarak, ve bunu kendi kisisel gucu sanarak, bize guç gosterisi yapmak isteyen polisin zayifligini hemen analiz edip, onu provoke etmeyerek ona istedigi zevki yasatmayan, son derece saglam bir sinir sistemine sahip sevgilime tekrar hayran oluyorum...
Son birsey...
"Sence kiyafetim biraz abarti mi olmus?
"Hayir! Harika gorunuyorsun..."
************************
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Dunya Turu (8) HAWAII
Dunya Turu (7) LOS ANGELES
Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO
Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)
Dunya Turu (4) LAS VEGAS
Dunya Turu (3) BAHAMAS
Dunya Turu (2) MIAMI
Dunya Turu (1) Balayi
Libellés :
Dunya turu,
Hayata dair,
las vegas,
route 66,
trump hotel,
wedding chapel
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
13 Septembre 2011
Bu aksam Vegas'in baska bir semtine gitmek icin otobuse biniyoruz.
Gittigim yerlerde oranin toplu tasim araclarini kullanmayi seviyorum.
Orali gibi, herkes gibi metroya, otobuse binmeyi seviyorum.
Turist kimligimin yuzeyselligini minimuma indiriyor, orada yasayan biriyle bir sureligine de olsa esitleniyorum...
Hosuma gidiyor...
Bir de supermarketlerde hissediyorum bu duyguyu.
Ama Vegas'ta ne bir supermarket, ne bir posthane bulamadik.
Tabi THE STRIP kadar cafcafli olamaz ama burasi da kendi yagiyla kavrulmaya calisiyor. Yine sagli sollu casinolar...
Buranin olayi muzikli isik gosterisi: Freemont Street Experience.
Freemont Street ustu kapali uzun buyuk bir pasaj.
Her saat basi muthis bir animation var bu pasajda. Pasajin tepesi komple devasa bir ekrana donusuyor.
5 dakika boyunca cevredeki tum casinolar, her yer isiklarini kapatiyor.
Her yer muzigini, sesini kesiyor. Ortada cit cikmiyor.
Ve Freemont Street Experience basliyor!!! Bir anda! Bammm!
Pasaj sadece muzikle dans eden ozel isiklarla aydinlaniyor.
Bugunku tema efsanevî QUEEN sarkilari.
Herkesin gozu ekrana donusmus pasajin catisinda. Queen'in en bilinen sarkilari ortaligi inletirken yukaridaki ekranda derlenmis video klipler, Queen'e dair figurler bir bir geciyor.
En acaip olani da Queen'i bil, bilme, sev, sevme herkesin tek bir noktaya kilitlenmis olmasi.
Animasyondan sonra bir sokak konseri basliyor.
Sadece muzik te degil, dans show da var. Sarkilari soyleyenler ayni zamanda dansci. Inanilmaz egleniyor ve eglendiriyorlar.
Yalniz bu Vegas'ta birsey fark ettim:
Sahane bir vucudun yoksa ve bacaklarini 180 derece acamiyorsan burada adama is vermiyorlar.
Herkeste bir esneklik, bir esneklik, bir guzellik...
Dunyaca unlu, eglencede son nokta sehir Las Vegas'a gelmisiz...
Striptease Club'e gitmeden olur mu? Burda gitmezsem nerde gidicem?
Freemont Street uzerinde kendimize guzel bir striptease club ariyoruz.
Malum, bu benim ilk striptease club deneyimim olacak.
Sevgilim gecen yaz en iyi arkadaslarindan birinin bekarliga veda partisi kapsaminda 5 erkek arkadasiyla, Paris'in en unlu, en guzel stripstease clublerinden birine gitmisti.
Bana da bayaa ayrintilariyla anlatmisti geceyi.
(Bana anlattigi kadari bana yeter, anlatmadigini irdeleyecek degilim.)
Her neyse, benim kafamdaki striptease club imaji haliyle sevgilimin bana anlattiklarindan ibaret.
Dolayisiyla, ben boyle, her birisi gordugun anda asik olacagin, gozlerini alamadigin, esnek, estetik, her hareketi erotik, mukemmel dans eden, adama dunyasini sasirtan, bir icim su kadinlar bekliyorum.
Iceri giriyoruz ve podyumun onunde bir locaya oturuyoruz.
Hatunlar striptease podyumunda gosterilerini yapmaya basliyorlar. Her birinin suresi var, o surede sergiliyor butun numarasini...
Eeeee hani bunlar tas gibi olacakti??? Bu kadinlar cirkin!
Bildigin sisman ve cirkinler yani...
Tamam guzellik goreceli bir kavram ama o kadar da goreceli degil hani... Hic oyle sevgilimin anlattigi gibi degil bunlar!
Bariz cirkinler, hem de kalas gibiler, ustune ustluk bir de dans edemiyorlar...
Bana da garip garip bakiyorlar. Ya da bana oyle geliyor.
Cift olarak gelinecek bir yer degil farinkindayim ama napiyim ben disarida mi bekliyim? Alisiyoruz...
Alismakla kalmiyoruz, sonra hatunlar beni bir seviyorlar...
Beni bir begeniyorlar...bir begeniyorlar...
Her gecen gelip bana bir dokunuyor, inanilmaz iltifatlar ediyor...
Biri barin obur tarafindan bana bagiriyor:
"Hey brown girl! You are sexy!!!"
Biri de ne dese begenirsiniz?
"Do you work here?"
Hayir tatlim burda calismiyorum. Iyi ki de calismiyorum...
Zira ben su podyumda yuruyup uzerine bir de dans edersem patronunuzun hepinizi isten kovmasi gerekir. Curly girl tek basina bir gecede hepinizin bir ayda yapamadigi hasilati yapti diye...
Isi bilmiyorsunuz, daha ogreneceginiz cok sey var...
Derken gosterisini tamamlayan hatunlara takiliyor gozum.
Localari, barda oturan adamlari gezmeye basliyorlar.
Onlarla sohbet ediyor, bir icki iciyor.
"Ozel oda" ya davet etmek veya edilmek icin...
Esas para orda. Ozel odada kisiye ozel dans edecekler...
(Sevgilim Paris'teki ozel oda prensibini anlatmisti, ozel odanin olayi nedir, az cok biliyorum, birsey oldugu yok, zaten kizlara dokunmak katî surette yasakmis)
Ama bu kalas gibi hatunlari kim izleyecek yahu...
Derken... sahneye sonunda guzel popolu, tas gibi bir hatun cikiyor...
Iste striptease'ci dedigin boyle olur, sahneye ciktigi anda kilitler adami.
Yuruyusu kedi gibi, butun hareketleri akiyor... Kiskirtici...
Bir de guzel dans ediyor, dikkatle onu izliyoruz...
Gosterisi bitince iniyor, ve ozel oda icin birini bulmakta hic zorlanmiyor.
O da zorlanmasin zaten...
Sonra da ordan ayriliyoruz, sarmas dolas otelimizin yolunu tutuyoruz...
Vegas'ta beraber striptease club deneyimi bize fazla fazla yetiyor.
Geceyi tamamliyoruz.
Dusundum de, sevgilim istedigi zaman, istedigi arkadasiyla striptease clube gidebilir.
Ne de olsa o bilecek....
Stripteasecinin âlâsi evde....
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Bu aksam Vegas'in baska bir semtine gitmek icin otobuse biniyoruz.
Gittigim yerlerde oranin toplu tasim araclarini kullanmayi seviyorum.
Orali gibi, herkes gibi metroya, otobuse binmeyi seviyorum.
Turist kimligimin yuzeyselligini minimuma indiriyor, orada yasayan biriyle bir sureligine de olsa esitleniyorum...
Hosuma gidiyor...
Bir de supermarketlerde hissediyorum bu duyguyu.
Ama Vegas'ta ne bir supermarket, ne bir posthane bulamadik.
Tabi THE STRIP kadar cafcafli olamaz ama burasi da kendi yagiyla kavrulmaya calisiyor. Yine sagli sollu casinolar...
Buranin olayi muzikli isik gosterisi: Freemont Street Experience.
Freemont Street ustu kapali uzun buyuk bir pasaj.
Her saat basi muthis bir animation var bu pasajda. Pasajin tepesi komple devasa bir ekrana donusuyor.
5 dakika boyunca cevredeki tum casinolar, her yer isiklarini kapatiyor.
Her yer muzigini, sesini kesiyor. Ortada cit cikmiyor.
Ve Freemont Street Experience basliyor!!! Bir anda! Bammm!
Pasaj sadece muzikle dans eden ozel isiklarla aydinlaniyor.
Bugunku tema efsanevî QUEEN sarkilari.
Herkesin gozu ekrana donusmus pasajin catisinda. Queen'in en bilinen sarkilari ortaligi inletirken yukaridaki ekranda derlenmis video klipler, Queen'e dair figurler bir bir geciyor.
En acaip olani da Queen'i bil, bilme, sev, sevme herkesin tek bir noktaya kilitlenmis olmasi.
Animasyondan sonra bir sokak konseri basliyor.
Sadece muzik te degil, dans show da var. Sarkilari soyleyenler ayni zamanda dansci. Inanilmaz egleniyor ve eglendiriyorlar.
Yalniz bu Vegas'ta birsey fark ettim:
Sahane bir vucudun yoksa ve bacaklarini 180 derece acamiyorsan burada adama is vermiyorlar.
Herkeste bir esneklik, bir esneklik, bir guzellik...
SEVGILIMLE STRIPTEASE CLUB'E GITTIM
Dunyaca unlu, eglencede son nokta sehir Las Vegas'a gelmisiz...
Striptease Club'e gitmeden olur mu? Burda gitmezsem nerde gidicem?
Freemont Street uzerinde kendimize guzel bir striptease club ariyoruz.
Malum, bu benim ilk striptease club deneyimim olacak.
Sevgilim gecen yaz en iyi arkadaslarindan birinin bekarliga veda partisi kapsaminda 5 erkek arkadasiyla, Paris'in en unlu, en guzel stripstease clublerinden birine gitmisti.
Bana da bayaa ayrintilariyla anlatmisti geceyi.
(Bana anlattigi kadari bana yeter, anlatmadigini irdeleyecek degilim.)
Her neyse, benim kafamdaki striptease club imaji haliyle sevgilimin bana anlattiklarindan ibaret.
Dolayisiyla, ben boyle, her birisi gordugun anda asik olacagin, gozlerini alamadigin, esnek, estetik, her hareketi erotik, mukemmel dans eden, adama dunyasini sasirtan, bir icim su kadinlar bekliyorum.
Iceri giriyoruz ve podyumun onunde bir locaya oturuyoruz.
Hatunlar striptease podyumunda gosterilerini yapmaya basliyorlar. Her birinin suresi var, o surede sergiliyor butun numarasini...
Eeeee hani bunlar tas gibi olacakti??? Bu kadinlar cirkin!
Bildigin sisman ve cirkinler yani...
Tamam guzellik goreceli bir kavram ama o kadar da goreceli degil hani... Hic oyle sevgilimin anlattigi gibi degil bunlar!
Bariz cirkinler, hem de kalas gibiler, ustune ustluk bir de dans edemiyorlar...
Bana da garip garip bakiyorlar. Ya da bana oyle geliyor.
Cift olarak gelinecek bir yer degil farinkindayim ama napiyim ben disarida mi bekliyim? Alisiyoruz...
Alismakla kalmiyoruz, sonra hatunlar beni bir seviyorlar...
Beni bir begeniyorlar...bir begeniyorlar...
Her gecen gelip bana bir dokunuyor, inanilmaz iltifatlar ediyor...
Biri barin obur tarafindan bana bagiriyor:
"Hey brown girl! You are sexy!!!"
Biri de ne dese begenirsiniz?
"Do you work here?"
Hayir tatlim burda calismiyorum. Iyi ki de calismiyorum...
Zira ben su podyumda yuruyup uzerine bir de dans edersem patronunuzun hepinizi isten kovmasi gerekir. Curly girl tek basina bir gecede hepinizin bir ayda yapamadigi hasilati yapti diye...
Isi bilmiyorsunuz, daha ogreneceginiz cok sey var...
Derken gosterisini tamamlayan hatunlara takiliyor gozum.
Localari, barda oturan adamlari gezmeye basliyorlar.
Onlarla sohbet ediyor, bir icki iciyor.
"Ozel oda" ya davet etmek veya edilmek icin...
Esas para orda. Ozel odada kisiye ozel dans edecekler...
(Sevgilim Paris'teki ozel oda prensibini anlatmisti, ozel odanin olayi nedir, az cok biliyorum, birsey oldugu yok, zaten kizlara dokunmak katî surette yasakmis)
Ama bu kalas gibi hatunlari kim izleyecek yahu...
Derken... sahneye sonunda guzel popolu, tas gibi bir hatun cikiyor...
Iste striptease'ci dedigin boyle olur, sahneye ciktigi anda kilitler adami.
Yuruyusu kedi gibi, butun hareketleri akiyor... Kiskirtici...
Bir de guzel dans ediyor, dikkatle onu izliyoruz...
Gosterisi bitince iniyor, ve ozel oda icin birini bulmakta hic zorlanmiyor.
O da zorlanmasin zaten...
Sonra da ordan ayriliyoruz, sarmas dolas otelimizin yolunu tutuyoruz...
Vegas'ta beraber striptease club deneyimi bize fazla fazla yetiyor.
Geceyi tamamliyoruz.
Dusundum de, sevgilim istedigi zaman, istedigi arkadasiyla striptease clube gidebilir.
Ne de olsa o bilecek....
Stripteasecinin âlâsi evde....
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Erotik, şehvetli, baştan çıkartıcı: ZUMANITY
12 Septembre 2011
Hayatımda seyrettiğim en nefes kesen showlardan biri...
Belki de en nefes keseni: ZUMANITY...
Tema: Arzu ve şehvet
Büyüleyici, çivileyici, baştan çıkartıcı...
İzlerken kendinizden geçiyorsunuz, kendinizi kaybediyorsunuz...
Hiç bitmesin istediğimiz kitaplar, filmler vardir ya, onun gibi...
ZUMANITY.... hiç bitmesin istedim, sabaha kadar izleyebilirdim...
Erotizm, gösteri salonuna girdigimiz anda basliyor.
New York New York Casinosu'nun gösteri salonunun önünde, show'un dansçilari karsiliyor bizi...
Ama ne karsilama...
Hepsi birer köseye dagilmis, son derece yavas, erotik ve "kiskirtici" bir sekilde hareket ediyorlar.
Fotoğraf çektirmek icin yanlarina gidiyoruz, hepsi, kendine has tarziyla bizlere dokunuyor, gozlerimizin icine bakiyorlar, en sexy, en erotik, en tahrik edici halleriyle...
O kadar gercek gibi ki oylece kalakalmamak mumkun degil...
Benim favorim o leopard bakisli zenci dansci...
O nasil sexy ve "hayvanî" bir bakiş oyle... Sahiden öyle.
Benliğimizin libidonun hakim oldugu "id" bölümünü temsil ediyor sanki...
Sosyal normlardan bi haber, öylesine hesapsiz, şehvetli ve arzulu...
Adeta az sonra izleyecegimiz gösterinin icine sokuyorlar bizleri...
Herkeste bir mayhosluk, bir sarhosluk agir adimlarla iceri girip yerimizi aliyoruz...
Zumanity, Cirque de Soleil'in en erotik produksionu.
Bu bir dans showu, bir dans soleni...
Kadin erkek butun danscilar yari ciplak, zaten hepsi üstsüz..
Altlarina giydikleri de minimum yer ortuyor, popolar açıkta...
Çıplaklık zaten temanın en temel parçası...
Evet evet, izledigimiz her dans figürü tanidik...
Bu insanlar dans ediyor gibi yapiyor ama aslinda sevisiyorlar...
Vücudumuzun her hali karşımızda
Farklı farklı sevişmelerde, bazen kendimiz olarak kaldığımız, bazen de bambaşka birine dönüştüğümüz, vücudumuzun her hali bir dans gösterisinin içinde karşımızda...
Bazen bir kadın bir erkek...
Bazen iki kadin, iki erkek...
Bahsettigimiz konu cinsel arzu olduğunda, karşınızda birbiriyle sevişen bir kadın, bir erkek, veya iki kadin, iki erkek görmüyorsunuz...
Iki vücut, tutku ve şehvet görüyorsunuz..
Maç izleyen 6 erkeğin önünde, dikkatlerini dağıtmak icin televizyonun yaninda, önünde, üzerinde dans eden o kizil sacli kadinin hem acrobatic hem sensual dans showunu unutamiyorum...
Tam bir Tanrıça...
Bayıldım...
(Bir yandan da fikirler edindim. Ben de playsation onunde boyle dans edicem bakalim ise yariyacak mi?)
Bir de iki kadinin sahneye getirilen yuvarlak, derin, minik bir havuzun icindeki dans showundan acaip etkilendim.
Bu show, tum gosterinin belki de en tahrik edici bolumu...
Iki kadin suyun icinde bir o yana bir bu yana kayiyor..
Ama resmen suyun icinde akiyorlar...
Vucutlari sanki bir sivi..., onlar birer deniz kizi...
O minik havuzun icine kendileri bir birakiyorlar vucutlari havuzun seklini aliyor suyun icinde..
Islak bedenler...
Bu disi ve erotik hareketler...
Gosterinin en etkileyici ve akillara kazinan bolumlerinden biriydi.
Az kalsin unutuyordum, gosteriyi izlemis olan ODTU'lu, Izmir'li cok sevgili arkadasim hatirlatti:
"Hapishanede dovusurken birden opusmeye baslayan iki adam ve her tarafı oynayan nerdeyse kemiksiz gibi adam için sunucunun 'I know what you're thinking... and yes, he can...' demesi kaldı benim de aklımda :)" Tesekkurler...
Gösterinin sonunda tum dansçılar sahneye geliyor.
Ortaya gecip oturuyorlar.
Sagindakine, solundakine, onundekine, arkadasindakine dokunuyorlar, hatta opusuyorlar...
Toplu sex gibi bir goruntu yaratiyorlar. Orgy...
Çok esprili, yari ciplak kadin sunucu seyircilerin arasinda dolasip sorular soruyor.
Sorulari tahmin edersiniz:
Biraz hassas bir konu oldugu için, nazikce, cevap vermeyi reddedenler, cesurca sahane cevaplar verenler, hatta konuyla alakali bir anisini anlatanlar...
Hayir, bize mikrofon uzatilmadi.
Yoksa cevabi yazmaz olur muydum?
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Dunya Turu (11) BALI
Dunya Turu (10) HONG KONG
Dunya Turu (9) JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.
Dunya Turu (8) HAWAII
Dunya Turu (7) LOS ANGELES
Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO
Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)
Dunya Turu (4) LAS VEGAS
Dunya Turu (3) BAHAMAS
Dunya Turu (2) MIAMI
Dunya Turu (1) Balayi
Hayatımda seyrettiğim en nefes kesen showlardan biri...
Belki de en nefes keseni: ZUMANITY...
Tema: Arzu ve şehvet
Büyüleyici, çivileyici, baştan çıkartıcı...
İzlerken kendinizden geçiyorsunuz, kendinizi kaybediyorsunuz...
Hiç bitmesin istediğimiz kitaplar, filmler vardir ya, onun gibi...
ZUMANITY.... hiç bitmesin istedim, sabaha kadar izleyebilirdim...
Erotizm, gösteri salonuna girdigimiz anda basliyor.
New York New York Casinosu'nun gösteri salonunun önünde, show'un dansçilari karsiliyor bizi...
Ama ne karsilama...
Hepsi birer köseye dagilmis, son derece yavas, erotik ve "kiskirtici" bir sekilde hareket ediyorlar.
Fotoğraf çektirmek icin yanlarina gidiyoruz, hepsi, kendine has tarziyla bizlere dokunuyor, gozlerimizin icine bakiyorlar, en sexy, en erotik, en tahrik edici halleriyle...
O kadar gercek gibi ki oylece kalakalmamak mumkun degil...
Benim favorim o leopard bakisli zenci dansci...
O nasil sexy ve "hayvanî" bir bakiş oyle... Sahiden öyle.
Benliğimizin libidonun hakim oldugu "id" bölümünü temsil ediyor sanki...
Sosyal normlardan bi haber, öylesine hesapsiz, şehvetli ve arzulu...
Adeta az sonra izleyecegimiz gösterinin icine sokuyorlar bizleri...
Herkeste bir mayhosluk, bir sarhosluk agir adimlarla iceri girip yerimizi aliyoruz...
Aslında dans etmiyorlar, sevişiyorlar...
Zumanity, Cirque de Soleil'in en erotik produksionu.
Bu bir dans showu, bir dans soleni...
Kadin erkek butun danscilar yari ciplak, zaten hepsi üstsüz..
Altlarina giydikleri de minimum yer ortuyor, popolar açıkta...
Çıplaklık zaten temanın en temel parçası...
Kareografilerin hepsi birer sevişme ya da baştan çıkarma hikayesi.
Inanilmaz yaratıcı bir gösteri.Evet evet, izledigimiz her dans figürü tanidik...
Bu insanlar dans ediyor gibi yapiyor ama aslinda sevisiyorlar...
Vücudumuzun her hali karşımızda
Farklı farklı sevişmelerde, bazen kendimiz olarak kaldığımız, bazen de bambaşka birine dönüştüğümüz, vücudumuzun her hali bir dans gösterisinin içinde karşımızda...
Bazen bir kadın bir erkek...
Bazen iki kadin, iki erkek...
Bahsettigimiz konu cinsel arzu olduğunda, karşınızda birbiriyle sevişen bir kadın, bir erkek, veya iki kadin, iki erkek görmüyorsunuz...
Iki vücut, tutku ve şehvet görüyorsunuz..
Maç izleyen 6 erkeğin önünde, dikkatlerini dağıtmak icin televizyonun yaninda, önünde, üzerinde dans eden o kizil sacli kadinin hem acrobatic hem sensual dans showunu unutamiyorum...
Tam bir Tanrıça...
Bayıldım...
(Bir yandan da fikirler edindim. Ben de playsation onunde boyle dans edicem bakalim ise yariyacak mi?)
Bir de iki kadinin sahneye getirilen yuvarlak, derin, minik bir havuzun icindeki dans showundan acaip etkilendim.
Bu show, tum gosterinin belki de en tahrik edici bolumu...
Iki kadin suyun icinde bir o yana bir bu yana kayiyor..
Ama resmen suyun icinde akiyorlar...
Vucutlari sanki bir sivi..., onlar birer deniz kizi...
O minik havuzun icine kendileri bir birakiyorlar vucutlari havuzun seklini aliyor suyun icinde..
Islak bedenler...
Bu disi ve erotik hareketler...
Gosterinin en etkileyici ve akillara kazinan bolumlerinden biriydi.
Az kalsin unutuyordum, gosteriyi izlemis olan ODTU'lu, Izmir'li cok sevgili arkadasim hatirlatti:
"Hapishanede dovusurken birden opusmeye baslayan iki adam ve her tarafı oynayan nerdeyse kemiksiz gibi adam için sunucunun 'I know what you're thinking... and yes, he can...' demesi kaldı benim de aklımda :)" Tesekkurler...
Gösterinin sonunda tum dansçılar sahneye geliyor.
Ortaya gecip oturuyorlar.
Sagindakine, solundakine, onundekine, arkadasindakine dokunuyorlar, hatta opusuyorlar...
Toplu sex gibi bir goruntu yaratiyorlar. Orgy...
Çok esprili, yari ciplak kadin sunucu seyircilerin arasinda dolasip sorular soruyor.
Sorulari tahmin edersiniz:
- Bu aksam sevgilinizle nasil seviseceksiniz?
- Bu aksam gördüğünüz yeni neyi deneyeceksiniz?
- En son en erotik sevismeniz?
- Daha once hic orgy denediniz mi?
Biraz hassas bir konu oldugu için, nazikce, cevap vermeyi reddedenler, cesurca sahane cevaplar verenler, hatta konuyla alakali bir anisini anlatanlar...
Hayir, bize mikrofon uzatilmadi.
Yoksa cevabi yazmaz olur muydum?
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Dunya Turu (11) BALI
Dunya Turu (10) HONG KONG
Dunya Turu (9) JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.
Dunya Turu (8) HAWAII
Dunya Turu (7) LOS ANGELES
Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO
Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)
Dunya Turu (4) LAS VEGAS
Dunya Turu (3) BAHAMAS
Dunya Turu (2) MIAMI
Dunya Turu (1) Balayi
Libellés :
casino,
cirque de soleil,
Cirque du Soleil,
Dunya turu,
Gosteri - Konser,
İzlediğim Showlar,
las vegas,
New York New York,
Zumanity
21 Mayıs 2012 Pazartesi
Vegas'ta Poker Turnuvasi
VEGAS'TA POKER TURNUVASI
Yemekten sonra poker oynamak icin kendimize casino ariyoruz.
Makinalarla kumar oynayanlari hic anlamiyorum nasil zevk aliyorlar.
Ruleti de cok duydum, bahisli, zevkliymis ama denemedik.
Biz poker seviyoruz.
Bir de mac bahislerini kesfettim ve cok sevdim.
Spor bahisleri icin ozel alanlar var. Her oynayanin onunde ekran bulunuyor. Mac aninda yukseltip arttirdigin, kazanana, scora gore bahisleri belirledigin bir durum.
Bizim orda oldugumuz zamandaki spor musabakalari at yarisi, Amerikan futbolu ve rugby oldugu icin oynayamadik. Ama bir tenis maci olsaydi bu spor bahislerini denemek isterdim.
Bir baska bahara artik...
Cok prestijli olmasa da baslamak icin uygun diyerek BILL's casinosunda karar kiliyoruz.
BILL's casinosu da Flamingo gibi ilk kurulan, casino conceptini Vegas'a getiren, yerlestiren en eski casinolardan...
Vegas'ta poker oynamak!!!
Biraz tirsiyor insan basta, ama masaya oturup bir iki isinma turu atinca havaya giriyor...
Buradaki amacimiz para kazanmak degil, masada mumkun oldugunca uzun kalabilmek, digerlerinin oynayisini izleyip deneyim kazanmak ve ogrendiklerimizi Paris'e dondugumuzde arkadaslarimiza uygulamak.
Vegas'ta katildigim ilk poker turnuvasinda 6. oldum.
Bir poker turnuvasina katildik ayagimizin tozuyla.
5 masa basladik, 50 kisi eder.
3 saat suren bir turnuvada, 2.5 saat masada kaldim ve 6. bitirdim.
Hem de Las Vegas'ta, muthis bir basariydi. Cok sey ogrendim.
Eksik oldugum yerleri gordum.
Mesela Vegas'ta fark ettim ki, hersey flop'tan once oluyor bitiyor.
En iyi oyuncularin oyunlari daha floptan once bitirdiklerini gordum.
Flop acildiktan sonra zaten artik cok gec... durumlari gordum.
Hangi kartlarla oyuna girilecegi, hangilerinin oynamaya bile degmeyecegini gordum.
AS'i gozumde cok buyutmemeyi, bazen bir cift dame'in oyuna girmek icin yetersiz kaldigini gordum.
Bluff var ama ne zaman, ne kadar var, olcme durumlarini gordum.
Poker gercek hayata cok benziyor. Hani hayatta da boyle karar ayrimlarinda kaliriz, birseyleri oldurmak, birine birsey yaptirmak isteriz, ama o kisinin karsisinda hangi guce, hangi silahlara sahip oldugumuzu bazen bilemeyiz. Bazi hassas noktalarda nereye kadar sansimizi zorlayacagimizi, ne kadar ileri gidecegimizi bilemeyiz. Iste poker aynen oyle...
Poker bir karar alma pratigi. Cok kritik zamanlarda, neyi kaybedip neyi kaybetmemeyi goze alip, alamayacagini ogreniyor, karar vermeyi ogreniyor, pratik ediyor insan poker oynarken...
Paris'e doner donmez sevgili arkadaslarimizla bir poker gecesi duzenlemek icin sabirsizlaniyorum.
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.
Dunya Turu (8) HAWAII
Dunya Turu (7) LOS ANGELES
Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO
Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)
Dunya Turu (4) LAS VEGAS
Dunya Turu (3) BAHAMAS
Dunya Turu (2) MIAMI
Dunya Turu (1) Balayi
Yemekten sonra poker oynamak icin kendimize casino ariyoruz.
Makinalarla kumar oynayanlari hic anlamiyorum nasil zevk aliyorlar.
Ruleti de cok duydum, bahisli, zevkliymis ama denemedik.
Biz poker seviyoruz.
Bir de mac bahislerini kesfettim ve cok sevdim.
Spor bahisleri icin ozel alanlar var. Her oynayanin onunde ekran bulunuyor. Mac aninda yukseltip arttirdigin, kazanana, scora gore bahisleri belirledigin bir durum.
Bizim orda oldugumuz zamandaki spor musabakalari at yarisi, Amerikan futbolu ve rugby oldugu icin oynayamadik. Ama bir tenis maci olsaydi bu spor bahislerini denemek isterdim.
Bir baska bahara artik...
Cok prestijli olmasa da baslamak icin uygun diyerek BILL's casinosunda karar kiliyoruz.
BILL's casinosu da Flamingo gibi ilk kurulan, casino conceptini Vegas'a getiren, yerlestiren en eski casinolardan...
Vegas'ta poker oynamak!!!
Biraz tirsiyor insan basta, ama masaya oturup bir iki isinma turu atinca havaya giriyor...
Buradaki amacimiz para kazanmak degil, masada mumkun oldugunca uzun kalabilmek, digerlerinin oynayisini izleyip deneyim kazanmak ve ogrendiklerimizi Paris'e dondugumuzde arkadaslarimiza uygulamak.
Vegas'ta katildigim ilk poker turnuvasinda 6. oldum.
Bir poker turnuvasina katildik ayagimizin tozuyla.
5 masa basladik, 50 kisi eder.
3 saat suren bir turnuvada, 2.5 saat masada kaldim ve 6. bitirdim.
Hem de Las Vegas'ta, muthis bir basariydi. Cok sey ogrendim.
Eksik oldugum yerleri gordum.
Mesela Vegas'ta fark ettim ki, hersey flop'tan once oluyor bitiyor.
En iyi oyuncularin oyunlari daha floptan once bitirdiklerini gordum.
Flop acildiktan sonra zaten artik cok gec... durumlari gordum.
Hangi kartlarla oyuna girilecegi, hangilerinin oynamaya bile degmeyecegini gordum.
AS'i gozumde cok buyutmemeyi, bazen bir cift dame'in oyuna girmek icin yetersiz kaldigini gordum.
Bluff var ama ne zaman, ne kadar var, olcme durumlarini gordum.
Poker gercek hayata cok benziyor. Hani hayatta da boyle karar ayrimlarinda kaliriz, birseyleri oldurmak, birine birsey yaptirmak isteriz, ama o kisinin karsisinda hangi guce, hangi silahlara sahip oldugumuzu bazen bilemeyiz. Bazi hassas noktalarda nereye kadar sansimizi zorlayacagimizi, ne kadar ileri gidecegimizi bilemeyiz. Iste poker aynen oyle...
Poker bir karar alma pratigi. Cok kritik zamanlarda, neyi kaybedip neyi kaybetmemeyi goze alip, alamayacagini ogreniyor, karar vermeyi ogreniyor, pratik ediyor insan poker oynarken...
Paris'e doner donmez sevgili arkadaslarimizla bir poker gecesi duzenlemek icin sabirsizlaniyorum.
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.
Dunya Turu (8) HAWAII
Dunya Turu (7) LOS ANGELES
Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO
Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)
Dunya Turu (4) LAS VEGAS
Dunya Turu (3) BAHAMAS
Dunya Turu (2) MIAMI
Dunya Turu (1) Balayi
Libellés :
bill's,
casino,
Dunya turu,
las vegas,
poker
20 Mayıs 2012 Pazar
Casinolar Caddesi THE STRIP
Sabah uyanip, otelimizin havuzunda bol bol yuzduk, gunesleniyoruz.
Ortalikta kimsecikler yok; ne de olsa herkes aksamdan kalma...
THE STRIP'in o akil almaz ritmine kendimizi birakmak uzere cikiyoruz yola...
Las Vegas'ta hayat hep 5. viteste akiyor, asagisi yok.
Burasi sehir haline donmus bir Disneyland aslinda.
Hersey yapay, ama nerdeyse asli kadar guzel ve gercek...
Sehirde hersey insanlarin casinolarda en fazla vakit gecirmesine yonelik tasarlanmis.
Casinolara girdin mi cikamiyorsun, kayboluyorsun, zaten amac bu.
Sokaklarda cok animasyon yok, otellere bagli olarak yasiyor sehir.
Sokaklarda ilginc ilginc kostumlerini giymis insanlar var.
Turistler onlarla resim gectirip birkac dolar veriyorlar.
Avrupa'daki, para atinca hareket eden sokak sanatcilarini animsatiyorlar.
Beni en cok etkileyen casinolar hic suphesiz Venetian, Caesars Palace, WYNN, New York New York ve Paris Las Vegas.
Disaridan sahane gorunumlu Excalibour ve Luxor daha cok Misir veya orta dogu temali oteller. Onlar da cok guzel.
En luxe ve en pahali otellerden Venetian, tam bir Venedik...
Yani resmen Venedik sehrinin minyaturunu ana hatlariyla koymuslar.
Bildigin o koca nehri yapmislar, sular uzerinde bir Venetian.
Otel odalari ayni Venedik'teki gibi koprulerin uzerinde, suyun uzerinde...
Gondollar var ve o ruhu tam verebilmisler.
Gondol gezintisi, sefasi yapiyor insanlar Vegas'taki Venedik'te.
Venedik'i de gordum, aynisi Vegas'ta...
Paris Las Vegas... Tam bir minyatur Paris... Inanilmaz.
Bayaaa o Eyfel kulesini, Zafer Anitini, Opera binasini, o Paris'in kendine has cafelerini, kucuk yollarini yapmislar, o kadar basarili ki... Bayildim...
Caesears Palace'in olayi hic suphesiz Roma ve Cesar.
Trevi Cesmesi'nin onunde resim cektirdik.
Ama altina eklemek gerekti, hayir Roma'da degiliz, Vegas'tayiz diye...
Roma'yi da gordum, aynisi Vegas'ta...
Vegas'ta en cok kalmayi isteyecegim otel burasi.
Hem cok renkli, hareketli, hem cok gorkemli, luxe, sahane...
En cazip, en cekici otellerden biri de New York New York
Nerdeyse gercegi buyuklugunde ozgurluk aniti yapmislar.
Orda oyle butun ihtisamiyla duruyor, burasi New York diyor.
Iceriye giriyoruz. Brooklyne Bridge orda, bu kadar mi guzel taklit edilir.
5th Avenue'yu goren bilir, butun ruhuyla Las Vegas'ta da ayni...
New York'u da gordum, aynisi Vegas'ta...
Her casinonun bir olayi, sergiledigi bir gosterisi var dedim ya..
Mesela MGM'in olayi aslan... (Ve David Coperfield)
Bellagio'nun olayi dans eden sular...
New York New York'un olayi da Roller Coaster.
Hani su Disneyland'taki gibi 360° donen trenlerden...
Bunu The Strip'in uzerinde, Las Vegas'in isiklari altinda yapmak bambaska bir keyif...
VEGAS'TAKI BUFELER USTUN
Las Vegas'ta butun hoteller acik bufe olusturuyor.
Saat ogleden sonra uce kadar bir fiat, ucten sonra 2 kati oluyor.
Acik bufedeki hem bollugun hem kalitenin bu kadar yuksek oldugu bir yer daha bilmiyorum.
Yok olamaz... Bu adamlar bu odedigimiz fiata bu bufeden para kazaniyor olamaz.
20$ ila 25$ arasi bir rakam oduyoruz ama yedigimiz yiyeceklerin kalitesi inanilmaz.
Bazi yiyeceklerin degeri gastronomik acidan sahiden cok yuksek.
Tam bir ziyafet...
Biz genelde 3'ten once gidiyoruz, sabah, ogle, aksam yemegimiz oluyor.
Gunde boyle bir ogun cok cok yetiyor Vegas'ta.
Her gun ayri bir otelin bufesinde yedik karsilastirmak amaciyla.
Rio cesit acisindan en zengin olani, cok etkileyici bir bufesi var.
Sevgilim en cok Treasure Island'da, kisiye ozel hazirlanan soslu makarnalari sevdi.
Ben de en cok Wynn'de yedigimiz yemegi sevdim.
Yedigim hersey cok rafineydi, her yiyecek ustun ve ayri bir lezzetti.
Deniz urunleri ve minik cikolatali tatlilar enfesti.
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Ortalikta kimsecikler yok; ne de olsa herkes aksamdan kalma...
THE STRIP'in o akil almaz ritmine kendimizi birakmak uzere cikiyoruz yola...
Las Vegas'ta hayat hep 5. viteste akiyor, asagisi yok.
Burasi sehir haline donmus bir Disneyland aslinda.
Hersey yapay, ama nerdeyse asli kadar guzel ve gercek...
Sehirde hersey insanlarin casinolarda en fazla vakit gecirmesine yonelik tasarlanmis.
Casinolara girdin mi cikamiyorsun, kayboluyorsun, zaten amac bu.
Sokaklarda cok animasyon yok, otellere bagli olarak yasiyor sehir.
Sokaklarda ilginc ilginc kostumlerini giymis insanlar var.
Turistler onlarla resim gectirip birkac dolar veriyorlar.
Avrupa'daki, para atinca hareket eden sokak sanatcilarini animsatiyorlar.
Disaridan sahane gorunumlu Excalibour ve Luxor daha cok Misir veya orta dogu temali oteller. Onlar da cok guzel.
En luxe ve en pahali otellerden Venetian, tam bir Venedik...
Yani resmen Venedik sehrinin minyaturunu ana hatlariyla koymuslar.
Bildigin o koca nehri yapmislar, sular uzerinde bir Venetian.
Otel odalari ayni Venedik'teki gibi koprulerin uzerinde, suyun uzerinde...
Gondollar var ve o ruhu tam verebilmisler.
Gondol gezintisi, sefasi yapiyor insanlar Vegas'taki Venedik'te.
Venedik'i de gordum, aynisi Vegas'ta...
Paris Las Vegas... Tam bir minyatur Paris... Inanilmaz.
Bayaaa o Eyfel kulesini, Zafer Anitini, Opera binasini, o Paris'in kendine has cafelerini, kucuk yollarini yapmislar, o kadar basarili ki... Bayildim...
Caesears Palace'in olayi hic suphesiz Roma ve Cesar.
Trevi Cesmesi'nin onunde resim cektirdik.
Ama altina eklemek gerekti, hayir Roma'da degiliz, Vegas'tayiz diye...
Roma'yi da gordum, aynisi Vegas'ta...
Vegas'ta en cok kalmayi isteyecegim otel burasi.
Hem cok renkli, hareketli, hem cok gorkemli, luxe, sahane...
En cazip, en cekici otellerden biri de New York New York
Nerdeyse gercegi buyuklugunde ozgurluk aniti yapmislar.
Orda oyle butun ihtisamiyla duruyor, burasi New York diyor.
Iceriye giriyoruz. Brooklyne Bridge orda, bu kadar mi guzel taklit edilir.
5th Avenue'yu goren bilir, butun ruhuyla Las Vegas'ta da ayni...
New York'u da gordum, aynisi Vegas'ta...
Her casinonun bir olayi, sergiledigi bir gosterisi var dedim ya..
Mesela MGM'in olayi aslan... (Ve David Coperfield)
Bellagio'nun olayi dans eden sular...
New York New York'un olayi da Roller Coaster.
Hani su Disneyland'taki gibi 360° donen trenlerden...
Bunu The Strip'in uzerinde, Las Vegas'in isiklari altinda yapmak bambaska bir keyif...
VEGAS'TAKI BUFELER USTUN
Las Vegas'ta butun hoteller acik bufe olusturuyor.
Saat ogleden sonra uce kadar bir fiat, ucten sonra 2 kati oluyor.
Acik bufedeki hem bollugun hem kalitenin bu kadar yuksek oldugu bir yer daha bilmiyorum.
Yok olamaz... Bu adamlar bu odedigimiz fiata bu bufeden para kazaniyor olamaz.
20$ ila 25$ arasi bir rakam oduyoruz ama yedigimiz yiyeceklerin kalitesi inanilmaz.
Bazi yiyeceklerin degeri gastronomik acidan sahiden cok yuksek.
Tam bir ziyafet...
Biz genelde 3'ten once gidiyoruz, sabah, ogle, aksam yemegimiz oluyor.
Gunde boyle bir ogun cok cok yetiyor Vegas'ta.
Her gun ayri bir otelin bufesinde yedik karsilastirmak amaciyla.
Rio cesit acisindan en zengin olani, cok etkileyici bir bufesi var.
Sevgilim en cok Treasure Island'da, kisiye ozel hazirlanan soslu makarnalari sevdi.
Ben de en cok Wynn'de yedigimiz yemegi sevdim.
Yedigim hersey cok rafineydi, her yiyecek ustun ve ayri bir lezzetti.
Deniz urunleri ve minik cikolatali tatlilar enfesti.
Vegas'ta hapse giriyorduk
Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club
Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY
Vegas'ta Poker
Casinolar Caddesi: The Strip
Uyumayan sehir: Las Vegas
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)