Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2016 Cumartesi

Dilekler

Ne güzel dedin...
Sağlığımız yerinde olsun, hayallerimizce ve hayallerimizle yaşayabileceğimiz güzel bir yıl olsun.
Basmakalıp cümlelerden oluşan yeni yıl dileklerini sevmiyorum. Gereksiz geliyor.
Kırk yıl düşünsem bu kadar sade ve katman katman bir yeni yıl dileği bulamazdım.
Hayallerimizce ve hayallerimizle yaşayabileceğimiz bir yıl olsun. Aynen öyle...

Dilek deyince aklıma Japonya geliyor.
Ne inançsız bir toplum ama varsa yoksa dilek...
Her tarafta dilek ağaçları, dilek kutuları, odunları, bezleri, paçavraları. Ve hatta sektöre ayrılmış dilekler. İş hayatı için ayrı, aşka hayatı için ayrı, yaşamın genel olarak kendisine dair ayrı dilek yerleri, köşeleri var.
Dünya turumuz esnasında Japonya'nın her yerinde dileklerde bulunduk biz de.
Ama bir tanesi var ki; Yoyogi Park'ta...
Kutucuğa yazıp asmıştık.
Demiştik ki; "Bu dünya turu meselesini biz çok sevdik. Ömrümüz yeterse bunun bir de Asya ağırlıklı olanını yapabilmeyi diliyoruz." deyip asmıştık.
İşte burdayız. Singapur'da...
Asya'da her yere bir Yunan Adası uzaklığında...


Sonra yine Japonya'dan vücutsuz sadece beyin kalmış rahip figürinleri aldık.
Rivayete göre, dilek dilerken rahibin bir gözü boyanıyor dilek gerçekleştikten sonra da diğer göz boyanıyormuş. Biz de öyle yaptık. Dileklerimizden biri daha gerçekleşti...
Diğeri ise beklemede...


Bir ekim ayıydı. Paris'te güzel bir parkta güneşli güzel bir sonbahar hafta sonu geçiriyorduk.
Koluma bir uğur böceği kondu. Hemen dileğimi dileyecektim ama sonra dedim ki...
Ama benim iki dileğim var sevgili uğur böceği, acaba sen tek başına ikisini birden gerçekleştirebilecek misin?
Ve o anda fantastik, inanılmaz, büyülü birşey oldu.
Havada bir uğur böceği daha belirdi, uçtu uçtu ve gelip koluma diğer böceğin yanına kondu.
İki dilek... iki uğur böceği...

Biri gerçekleşti.
Diğeri beklemede...

Hayallerim olduğu sürece evren bütün dileklerimi gerçekleştirir benim.

Ve bunu en iyi uğur böcekleri bilir...



Herkese hayalleriyle hayallerince sağlıklı yeni bir yıl dilerim.

3 Kasım 2013 Pazar

Zen Bahçesinde "Ben"den Uzaklasma ya da "Ben"i Bulma

Onu ilk okudugumda aklimdan geçen ilk dusunce su oldu:
Bu kadin çitayi çok yukarilara çekiyor...
Az konusan, oz konusan, kendisiyle çok konusan bir kadin Gulin.

Ince gozlemleri, derin fikirleri ve zaman zaman da bilimsel açklamalariyla kafasina takilan her konuyu kurcaladigi, saglam beyin firtinasi bir de blogu var.
Blogundaki bazi yazilari, bazi yazilarin bazi bolumlerini iki kere okuyorum ben. Ikinci kere izlenildiginde daha iyi anlasilan çok boyutlu filmler gibi, ikinci kere okudugumda daha iyi anliyorum Gulin'in yazilarinin altinda yatan derin meseleyi...

www.bnce.blogspot.com

Bu haftaki konuk yazarim Gulin, blogum için harika bir yazi yazmis.
Zaten bir yazinin içinde yolculuk varsa, hele bir de iç yolculuk ta varsa o yazi okunur.

Size naçizane tavsiyem; butun dunyaya 20 dakika kapilarinizi kapatmanizdir.
Sadece Gulin'i anlamak için gerekli degil bu, yazdigi yazinin gerektirdigi de budur.


                                                   ******************


Zen Bahçesinde "Ben"den Uzaklasma ya da "Ben"i Bulma 
Yolculuğun kendi içinde gizemli ve derinliği olduğunu düşünürüm.Yolculuklar var, kilometreler gidilir, yeni dünyalar keşfetmek için, yolculuklar var, kendi içindeki derinliklere ulaşma isteğiyle hareket edilir. Kimi zaman ikisi bir arada olur. Bunu yakalayabilmek o yolculuğu unutulmaz yapar. Ya tamamlanmamış olduğu için ya da yakaladığını daha derinlerde, damarlarına kadar hissedebilmek için, bir daha gidebilme isteğini oluşturur.
Japonya’ya gitme başlangıçta sadece yeni dünyaları keşfetme yolculuğuydu. Gitme fikri ortaya çıktığında, aklıma ilk gelen, bir daha gitme şansım olmayacağıydı. Bloglarımız üzerinden tanışıp, kaynaştığımız arkadaşımın yazıları da, aynı döneme rastlamıştı. Rastlantısal gibi görünse de, paylaşımlar bu yolculukta teşvik ediciydi. 
Gitmeye karar vermek dışında her detayın yabancısıydım. Gidilecek zaman, kalınacak süre ve gezilecek yerler hakkında hiçbir fikrim yoktu. Uzakdoğuya daha önce gitmiştim, ama Japonya kültür olarak diğer yerlerden farklıydı, en azından onların kendini farklı gördüğünü biliyordum. Mutlaka görmem gereken yerler listesinde baş sırada değildi, ama görülse iyi olur listesindeydi. Program geldiğindeyse, tanıdık gelen kelimelerden biri de ‘tapınak’tı. 
Bugüne kadar gittiğim bir çok yerde mimari açıdan ya da tarihi anlamada önemli sayılan ibadethaneleri ziyaret etme alışkanlığım vardı, ama hiçbirinde gece konaklama hayalim olmadı. Bütün çekincelerime rağmen, tapınakta kalma fikri ilginçti. Tapınakta kalana kadar, dini ibadet mekanlarının inanca hizmet eden ve inanç doğrultusunda, dinsel yolculuğu disiplin altına alma, ya da dini bir mertebeye ulaşmak isteğiyle kalındığını düşünürdüm. Bugüne kadar da, oda kiralayan, cami, kiliseye rastlamamış olmam da, bu düşüncelerimi destekliyordu. Japonya’da kaldığımız tapinaklar bu konuda ilkti. Üstüne üstelik, inancı ne olduğu da önemli değildi.
Japonya yolculuğumuzun konaklamaları 5 yıldızlı otellerden, tapınaklara yöneldiğinde, sokak aralarına sıkışmış tapınaklar olacağının farkında değildim. O sıkışmışlık içinde kendini nasıl koruduğunu, herşeyden insanı nasıl uzaklaştırabileceğini, kapısının önünden geçerek anlamak mümkün değildi.
Kyoto’da kaldığımız tapınağa girişimiz neredeyse kapanış saatiydi. Karanlıkta giriş yaptığımız için, tapınağın içini keşfetmeyi ertesi sabaha bırakıp odamıza gittik. Bir insanın gecelemek için ihtiyacı olan her şey, temiz ve düzenli olan kullanıma hazır bırakılmıştı. Odada konaklayacak kişi sayısı kadar incesinden yer yatağı, yorgan ve esyalarını koyabileceği bir dolap vardı. Her odaya bırakılan yeşil çay, tapınağın kendi bahçesinde üretilmişti ve bugüne kadar içtiklerimin en lezzetlisiydi. Bu sadeleşme insanın kendi içinde gidip gelmesine, eşyanın nasıl da bir yük olduğunu, insanı kendine dair olan şeylerden uzaklaştırabileceğini görmesine yol açiyordu. Bu mücadele kolay değildi, düzenin bir parçası olmuşken. İç yolculuk başlamıştı ama bir yandan da kültürel değerlendirme, algılama ön plana çıkıyordu, Tatamilerle kaplanmış dört duvarda.


Sabah olup gün ağırdığında, daha farklı görünüyordu her yer. Özenle yapılmıştı kapılar, her birinin hayata dair bir dili vardı ve bu kapıların ortak olarak açıldığı avluda, Japonların tanımıyla, tapınağın Zen bahçesi vardı. Bahçe kendine çekiyordu insanı, neye inanırsan inan. Önce taşıdığı aydınlık, düzen ve  sonrasında çırcır böceklerinin kendi arasındaki konuşması seni senden alıyordu. Düşünceden uzaklaşiyor, geçmişten ve gelecekten kopup anı yaşıyordu insan. Artık geçen zaman anlamsızlaşıp düşünceler sıralanmadığında, sanki sırtında bunca zaman taşıdığın yükleri bırakıveriyordun ya da o bahçeye karşı eriyordu bütün yükler, ufalanıp önünde duran beyaz taşların arasında yok oluyordu. Aydınlığı içinde daha derinlerde hissetmeye başladığında, oturduğun yerden bir güç seni yukarı kaldırıyordu, artık koşabilecek kadar özgür. Yeniden doğmuşcasına taze ve canlı. Yaşadıklarından dolayı oluşan yargı ya da yaşamadıklarına oluşturduğun ön yargılardan arınmış, yeni bir başlangıca hazır. Günün içine, yaşama akıyor insan. 


Japon Tapınağının Zen bahçesinde geçirilen süre, kendi kendime yaptığım biri ayindi, kendi kendime yaptığım bir yolculuk, kendime dönme ve kendimi bulma, aydınlatma adına.
 
Yolculuklarda kimi zaman aynı kilometreler gidildiği düşünülse de, her birey için farklıdır, herkes kendi yolculuğunu yapar, kendine fırsat tanıdığı sürece. Yolculukların boyutları sınırlandırılmadığında, bilinmezler kimi zaman çok tanıdık yerin unutulmuş kapılarını açar. 
Gülin Gürsoy
www.bnce.blogspot.com





13 Şubat 2013 Çarşamba

Japonya'nın beyni TOKYO, kalbi KYOTO

Kyoto'da çok luxe bir otelde kaliyoruz.
Nerden mi belli? Kahvaltisindan...

Kahvaltida meyve yiyoruz, dusunebiliyor musunuz?

THE GOLDEN PAVILLON

Altin Ev, Kyoto'nun en çok ziyaretçi alan yeri.

Bir golun kenarina kurulmus ve altin sarisina kaplanmis, insanin gozlerini alan bir guzellige sahip bir ev...


Rivayete gore, kekeledigi için çevresindekiler tarafindan dislanan ve bu nedenle çevresindeki guzelliklere tahammul edemeyen bir din adami gelip yakmis burayi.

Ve 1950'lerde yeniden restore edilmis.

Ve yine her zamanki gibi etrafina dilek sektoru kurulmus.

Dedim ya, Japonlarin dinle minle alakalari yok, varsa yoksa dilek...
Batil inançlari kuvvetli bir toplum.


Oradan çikip yürüyerek RYOANJI Tapinagi'na geliyoruz.

Ayakkabilarimizi çikarip giriyoruz. Içerisi enteresan degil. Butun tapinaklar gibi, ayni.
Yaniz, disarisi enteresan. Hele bahçe, çok enteresan...

Rock Garden...

Tastan yapilmis bir bahçe. Cim yerine, çakil taslari var.
Her taraf minik tas ve buyuk kaya barçalari...
Zen bir ortam yaratmak amaciyla tas kullanilmis.
Sessizlik ve sakinlik getirdigi için...


JIDDAI MATSURI

Kyoto'nun en buyuk festivali.
Bir defile...
Japon kulturune dair ne varsa geçit yapiyor...



Kyoto tam bir tapinaklar sehri. 2000'e yakin tapinak var.
Hangisini gezecegini sasiriyor insan, o kadar sahane ki hepsi.
Yalniz giris biraz pahali. 6€ civarinda her birinin girisi.

Gordugum en guzel tapinak Zenrin- Ji tapinagi.
(Ninzen-Ji de fena degildi)

Zenrin-Ji, 863 yilinda yapilmis. Tahtadan bahçeye açilan yollar ve koridorlar var. Bahçede dolasir gibi tahtadan balkonlarda dolasiyorsun, çok keyifli.

Bahçesinde çana vuran adamiyla, Budha heykeliyle çok sahane bir tapinak.





Zenrin-Ji Tapinagi doganin tam ortasinda çok guzel bir yere kurulmus.
Oradan çiktiktan sonra "Walk of Philosopher"'i gezmeye basliyoruz.

Eskiden dusunurler buraya, dusunmeye gelirlermis.
Etrafta bir huzur, bir sakinlik... Su kenari dinginlik...
Civardaki evler de çok cici, çok sevimli.
Etrafta çit yok. O kadar sessiz.... ve rahatlatici...


Lutfen kimse geishalari bana "artist" diye yutturmasin !

NIKKO: Kirmizi çiçekler ve tapinaklar...

Giyotinden geçtim, elime kelepçe takildi, hucreye atildim: THE LOCK UP

HACHIKO: Sadakat ve bagliligin mukemmel simgesi..

Japon kadini neden bu kadar zayif ? Sirrini açikliyorum.

Golden Gai barlarinin kapisinda "yabancilar giremez" yaziyordu...

Elma elma olali boyle satafatli satisa sunulmadi.

Japon kadini yurumeyi bilmiyor.

Sumo gurescilerinin herkesin onunde torenle kesilen at kuyrugu...

Matrix'teki gbi beynime Tokyo'da hareket edebilme yetisi yuklensin istiyorum.

Ben de Japon Kadini olmak istiyorum.

Tokyo buram buram yalnizlik kokuyordu...

JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.


Dunya Turu (8) HAWAII

Dunya Turu (7) LOS ANGELES

Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO

Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)

Dunya Turu (4) LAS VEGAS

Dunya Turu (3) BAHAMAS

Dunya Turu (2) MIAMI

Dunya Turu (1) Balayi

11 Şubat 2013 Pazartesi

Lütfen kimse geishaları bana "artist" diye yutturmasın !


22 Ekim 2011

KYOTO yolunda trendeyiz. Shinkansen yani. Hızlı trenlerden...

Ne acaip, hâlâ alışamadım.
Trende biletleri kontrol eden görevli vagona girerken eğilerek selam veriyor, çıkarken eğilerek selam veriyor.
Hiç üşenmeden, yorulmadan her seferinde bunu yapıyor.

KYOTO'da ilk durağımız KIYOMIZU tapınağı.

Muazzam bir tepenin üzerine kurulmuş, ihtişamli bir tapınak.






Birşey fark ettim: Bu Japonların dinle, Tanrı inancıyla alakaları yok.

Varsa yoksa "dilek"

Hatta bayaa dilek sektörü kurulmuş.
Her yerde dilek dilemeye adanmış özel alanlar var.
Abartıp olayı parsiyelleştirmişler.
Burası "eğitim"le ilgili, burası "aşk" la ilgili, burası "iş"le ilgili..
Olayı direk kumara bağlamışlar.
Ordan buradan malzeme satın alıp söylenilen yere koyup dilek diliyorsunuz.
Teneke kutuya para atmaya çalışıyorsunuz, para içeri girerse dileğiniz gerçeklesiyor.
Kutsal sularda elinizi yüzünüzü yıkıyorsunuz, dileğiniz gerçekleşiyor.
Gûya...





Ve ardından meşhur HIGASHIYAMA sokaklarında kayboluyoruz...


Gion ve Higashiyama semtleri Kyoto'nun en turistik yerleri.
Bütün turistik old city'ler gibi daracık daracık, sevimli sokaklardan ibaret...


Higashiyama eski zamanlarda "Intellectual's Walk" olarak geçiyor.

Yani eski düşünürlerin, filozofların düşünmek, ya da beyin firtınası yapmak için tercih ettikleri uğrak yeri.

Higashiyama, ryokan denilen meşhur hanların, pansiyonların da çok olduğu bir yer.
 
Cok küçük bir odaya her akşam kimonolu kadınlar yer yatağı kuruyor.
Ve ertesi sabah erkenden kimonolu kadınlar gelip anında yatağı topluyor.
Bu geleneksel ve son derece oryantal usül geceleme özellikle Kyoto'da tam hız devam ediyor.


Bu geleneksel otellerde, yani ryokanlarda yer bulmak bir hayli zor.
Hem az sayıda yer var, hem de sanki yabancıları istemiyorlar.
Hiçbir yerde Ingilizce bir sey yazmiyor.
Kalma isteğimizi kimseyle doğru düzgün konuşamıyoruz.
Hatta kimisinin içine bile giremiyoruz. Öyle...

Lütfen kimse Geisha'ları bana "sanatçı" diye yutturmasın !

Geisha dedin mi akla ilk gelen yer şüphesiz Kyoto'daki Gion semti.

Ahşap evleri, loş ışıklandırması olan, dar, son derece romantik ve cici Gion sokakları...

KYOTO / Gion, geishalarin, eski geleneksel Japon sanatlarını sergilediği, gizemli restaurant ve barlardan oluşuyor.

Gizemli... Geishayla ilgili herşeye en çok bu sıfat yakışıyor.

Akşamüstü 18 civarı oldu mu, geishalar ve maikolar (çömez geishalar) çalıştıkları yerlere gitmek üzere yollara dökülüyorlar.

Gion sokaklarında bekliyoruz, birkaçını görmek için.
Fotoğraflarını çekebilmek mümkün değil. O kadar hızlılar ki...


Ve anında kayboluyorlar... Evet kayboluyorlar.

İnanılmaz hızlı yürüyorlar.
O daracık kimononun içinde, nasıl o kadar hızlı yürüyebiliyor, anlamak zor. Ama yürüyorlar işte...

Bir geishayi 10 saniyeden fazla görmek çok zor.
İnanılmaz teknik ve profesyoneller...

Hiç kimseye bakmadan, fotoğraflarını çekmek için pusu kurmuş turistlere inat, bir anda gölge gibi beliriyorlar, ve hızlı adımlarla köşeyi bir anda dönüveriyorlar...
Arkalarından koşuyoruz takip etmek için...
Nafile...

Gecenin derin, gizemli karanlığında kayboluyorlar....

Muhakkak ki bir evin ön kapısından girip arka kapısından çıkıyorlar; yola başka bir sokakta devam ediyorlar...

Zira, onları bir yere girerken ne gören var, ne de nerde çalıştıklarını bilen...

Geishalarin dans, müzik ve sahne sanatları sunarak çalıştığı bu geleneksel Japon restaurantları yabancıları kabul etmiyor.

Bu kültürün dışından olanların, turistik bir faaliyet olarak tecrübe etmelerine izin vermiyorlar.

Sadece bu kültürün insanlarına, erkeklerine açık...


Geishalar... "Cok yönlü sanatçılar"

Bütün guide'lar birşeyleri ispatlamaya çalisir gibi yaziyor.
Tüm batı alemi geishalari yanlış tanıyor. Fahişelik değil yaptıkları...

Onlar "çok yönlü sanatçılar"...

18. yüzyılda, aileler, genç kızlarını, OKIYA adlı geisha okullarına yetişmesi için veriyorlar veya satıyorlar.

Genç kızlar burada, bir ya da birden fazla müzik enstrümanı çalmak, dans etmek, çay seremonisi gerçekleştirmek gibi birçok geleneksel sanatı öğreniyor.
Ve ardından bu sanatları icra edebilecekleri eğlence yerlerinde çalıştırılıyorlar.

Bembeyaz bir suratları var.
Pirinç pudrasıymış bu.
18. yüzyılda gündüz kanallarda çalışan, yüzüne karbon bulaşan ve yüzünü temizleme fırsatı bulamadan gece de fahişelik yapmaya giden kadınlardan kalan bir adetmiş...
Tanınmamak adına...

Bütün rehberlerde bir açıklama ihtiyacı...

Geishalar üzerine fazla yorum yapamayacağım.

Ancak... Toplumun bu konuda hayli gocunduğu bir taraf oldugu kesin.

Bütün ama bütün rehberler; bakın siz geishaları yanlış tanıyorsunuz, onlar fahişe değil, birçok sanatı aynı anda yapabilen "multi-talented" sanatçılar... gibi açıklamalar yapma gereği duyuyor.

Bir kere...

Biz zaten bütün kadınlar multi-talented sanatçıyız.
Bir kadının aynı anda birden fazla işi yapabilmesi, bu yüzyılda keşfedilmiş bir yetenek değil.

O yüzden...

Kimse geishaları bana "artist" diye yutturmasın...



NIKKO: Kirmizi çiçekler ve tapinaklar...

Giyotinden geçtim, elime kelepçe takildi, hucreye atildim: THE LOCK UP

HACHIKO: Sadakat ve bagliligin mukemmel simgesi..

Japon kadini neden bu kadar zayif ? Sirrini açikliyorum.

Golden Gai barlarinin kapisinda "yabancilar giremez" yaziyordu...

Elma elma olali boyle satafatli satisa sunulmadi.

Japon kadini yurumeyi bilmiyor.

Sumo gurescilerinin herkesin onunde torenle kesilen at kuyrugu...

Matrix'teki gbi beynime Tokyo'da hareket edebilme yetisi yuklensin istiyorum.

Ben de Japon Kadini olmak istiyorum.

Tokyo buram buram yalnizlik kokuyordu...

JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.


Dunya Turu (8) HAWAII

Dunya Turu (7) LOS ANGELES

Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO

Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)

Dunya Turu (4) LAS VEGAS

Dunya Turu (3) BAHAMAS

Dunya Turu (2) MIAMI

Dunya Turu (1) Balayi













8 Şubat 2013 Cuma

NIKKO : Kirmizi çiçekler ve tapinaklar sehri...

21 Ekim 2011

Bugun Tokyo tatilimizin son gunu.
Yarin Kyoto'ya dogru yola koyulacagiz.

Son gunumuzu, Tokyo'ya trenle 2 saat uzakliktaki NIKKO sehrinde geçirecegiz.


NIKKO : Japon tapinaklarinin basladigi sehir.

Tôshô-gû tapinagi Japonya'daki tum tapinaklarin basladigi yer olarak kabul ediliyor. Buradan yayila yayila çogalmis tapinaklar.


Tôshô-gû muhtesem bir tapinak.
Gorkemli. Baroque tarzi.


 
Takip takistirmis, her yerinde bir aksesuari olan suslu kadinlara benziyor.
Insanin gozunu yoruyor ama insan yine de bakmaya doyamiyor.
Oyle...







Nike'in yeni sezon ayakkabi tanitimi olabilir mi?


Hayir degil.

Tapinaklara girerken, malum, ayakkabilar kapida çikariliyor.

Liseli bir grup, okul gezisi kapsaminda bu tapinagi gezmeye gelmisler.
Iste o genç takimin ayakkabilari bunlar.

NIKKO eski Japonca'da "guzel" demek...

Tôshô-gû tapinagindan çikip tekrar otobuse biniyoruz ve Ryuzu Fall diye bir yere gidiyoruz. Hani kartpostallarda, filmlerde gorurduk ya kirmizi yaprakli agaçlar, iste oyle bir yer.





Nikko - Tokyo arasi ayni gun içinde git-gel yapmak çok yorucu.
Aslinda bir gece kalmaliydik. Kalmadik.
Kalsaydik meshur Japon "spa"si ONSEN'lere giderdik.

Onsen dedigimiz bizim kaplicalar.

Nikko'nun daglik bolge olmasi itibariyle yer almis sicak su birikintileri, kaplicalar, yani dagdan gelen dogal kaynak suyu.

Kaplica suyu içinde, çirilçiplak, sevgilimle, Nikko'da daga nazir keyif yapmak ister miydim?....
Isterdim...

Onsen deneyimi...
Buralara yeniden gelmek için bence iyi bir neden...

NIKKO: Kirmizi çiçekler ve tapinaklar...

Giyotinden geçtim, elime kelepçe takildi, hucreye atildim: THE LOCK UP

HACHIKO: Sadakat ve bagliligin mukemmel simgesi..

Japon kadini neden bu kadar zayif ? Sirrini açikliyorum.

Golden Gai barlarinin kapisinda "yabancilar giremez" yaziyordu...

Elma elma olali boyle satafatli satisa sunulmadi.

Japon kadini yurumeyi bilmiyor.

Sumo gurescilerinin herkesin onunde torenle kesilen at kuyrugu...

Matrix'teki gbi beynime Tokyo'da hareket edebilme yetisi yuklensin istiyorum.

Ben de Japon Kadini olmak istiyorum.

Tokyo buram buram yalnizlik kokuyordu...

JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.


Dunya Turu (8) HAWAII

Dunya Turu (7) LOS ANGELES

Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO

Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)

Dunya Turu (4) LAS VEGAS

Dunya Turu (3) BAHAMAS

Dunya Turu (2) MIAMI

Dunya Turu (1) Balayi

28 Ocak 2013 Pazartesi

Giyotinden geçtim, elime kelepçe takildi, hucreye atildim : THE LOCK UP


Tokyo'da "fetis kulturu" almis basini yurumus.
Koca koca binalarin her kati boyle fetislere ayrilmis.

Pedofilinin kurumsallasmis hali: Hizmetçi kiz cafeleri.

Bunlar arasinda bir tanesi var ki akillara zarar...
Butun rehberler bu deneyimi muhakkak tavsiye ediyor.
Hizmetçi kiz kafeleri...

Giriste 18-19 yaslarinda "hizmetçi" kiliginda kizlar sizi karsiliyor.

Oyle bir karsilama ki, o cafe-bari tercih ettiginiz için el çirpip sevinç gosterileri yapmaya baslayinca, kendinizden suphe edip, tercihiniz hakkinda tereddut edip resmen korkuyorsunuz.
Barin her kosesi, kuçuk kiz çocugu odasi gibi pembe-beyaz dekore edilmis.
Hizmetçi kilikli garson kizlardan birisi dizlerinin uzerine çomelip siparis aliyor.
Siparisleri not alirken eteginin firfirlarini bir o yana, bir bu yana savuruyor, çok enteresan.

Bazi masalarda koca koca adamlarin gomlegine peçetelerini yerlestiren hatta yemeklerini yediren kizlar var. Soylediklerine gore onlara bir de "buyur sahip" diye hitap eden bir tema varmis.

Bu, resmen, pedofilinin kurumsallasmis hali. !

Yoksa, o koca koca adamlarin, bu çocuk sesli, çocuk gorunumlu kizlara bakip, içki içerek eglenmesini baska turlu nasil izah edebiliriz?

 

P.S. Bu benim kisisel deneyimim degil. Sevgilimin agzindan duyduklarim. Meshur Akihabara'ya elektronik aletler bakmaya gitmisken oradaki meshur hizmetçi kiz cafelerine de bir goz atayim demis... Benim, Akihabara'da, malum, isim olmaz. Ben de bu esnada Shibuya'ya alisverise gittim, ne yapayim ?

Sevgilimin anlattigina gore, ortalikta bir suru kedinin dolastigi "kedili" barlar, bir de "master" temali barlar varmis.

Garson kizlarin "evet sahip, tamam sahip" diyerek itaat ettikleri ve hatta, adamlarin agizlarina yemeklerini yedirdikleri barlarmis bunlar. Yok artik !

Japonya'da sosyoloji ogrencisi olmak vardi simdi...
Hani sagliksiz ta demeye curret edemiyorum.... Birsey diyemiyorum.

Boyle temali bir cafe-bar-restaurant deneyimi yasamadan Tokyo'dan gitmeyelim diyoruz.
Ama usturuplu birsey olsun. : THE LOCK UP

Giyotinin ardinan, kelepçeli, karanlik, kapisi kilitli hucreler...

Derken... Guide'larda tavsiye edilen çok ta taninmis THE LOCK UP 'i seçiyoruz.

Bir binanin 7. katinda bulunuyor.  
Tema: korku.

7. kata variyoruz. Içeri girmek için zili çalmak istiyoruz ama zil yok, kapiyi açan yok, dogru yerdeyiz, eminiz ama ortalikta kimsecikler yok.
Tam o sirada Japon gençler geliyor. Bakalim içeri nasil girecekler?

Meger kapinin tam yaninda, çukurda bir yer varmis.
Orada, Japonca "elinizi buraya koyunuz" yaziyormus.
Biz ne bilelim !!!

"Koy elini" diyorlar bana, bir taraftan da kis kis guluyorlar.
Var bir numara bu iste, ama ne? Gorucez simdi.


Koyuyorum elimi.

Elimi koyar koymaz, lazer isiklarindan olusmus giyotin gibi birsey dusuyor uzerine.
Ciglik atiyorum. Elim gitti saniyorum, bir anda kaynar sular dokuluyor basimdan, oyle bir duygu...

Bu zilmis. Valla çok komiksiniz...

Birileri gelip kapiyi açiyor. Giriyoruz.
Içerisi kapkaranlik...
Alisagelmisin çok disinda bir restaurant.


Birden elime kelepçeyi geçiriveriyor garson kiz, ne oldugumu anlamadan... Ve beni arkasindan surukluyor.

Yemek yenilecek yerler; kapisi kapali, minicik pencereli hucreler...

Diger musterilerin yemek yemekte oldugu hucrelerin onunden geçiyoruz. Tastan yapilmis her yer, içeriyi gormuyoruz, ama konusma, catal bicak, bardak seslerini duyuyoruz.

Bizi de bir hucreye atiyor kiz.
Atar atmaz çikiyor ve arkamizdan kapiyi kilitliyor.
Boyle kalakaliyoruz. Saskin saskin birbirimizin suratina bakiyoruz.
Nereye geldik biz boyle?


Bunlar oyunu abartip gecenin sonunda bize iskence de yaparlar, soylemedi deme.

Valla Japon degil mi? Bunlardan her turlu manyaklik beklenir, ben artik onu anladim.


"Sevgilim, buranin bu aksamki yemek için iyi bir seçim oldugundan emin misin?"

Yapacak birsey yok. Geçip masaya oturuyoruz.
Beklemeye basliyoruz. Birisi gelip bizi kurtaracak mi acaba diye...

Birden birisi hucremizin kapisini açip içeri giriyor.
Bizi salacak, azam edecek derken siparisimizi aliyor.
Zaten tutuklusun, fazla seçim sansin yok. O, bu, su seç iste... Seçiyoruz.

Once kokteyllerimiz geliyor. Birseye benzemiyor ama olsun, sividir deyip içiyoruz.


Bir anda....
Her yer kapkaranlik oluyor, hiç isik yok... Ses te yok...
Derken, birden diger hucrelerden gelen çiglik sesleriyle irkiliyoruz. N'oluyoruz? Neden bagiriyor bu insanlar? Neler yapiyorsunuz onlara?

Bizim hucremiz açiliyor. Kapkaranlik, onumuzu gormuyoruz. Birden bir ates yaniyor. Su korku filmlerindeki figurler beni hiçbir zaman korkutmamistir ama onlardan birini birden burnunuzun dibinde gorunce basiveriyorsunuz çigligi.
Yok, yok, hakikatten bir irkiliyor insan, elinde degil..

Sahane, çok yaratici, sansasyon garanti...

Yedigimiz yemek çok parlak degil.
Zaten buraya ambians için gidilmeli.
Simdiye kadar gittigimiz butun yemek yenilecek yerlerden farkli olduguna suphe yok.
Tokyo'ya yolu dusen herkese kesinlikle tavsiye ederim.

O hucrede nasil çiglik çigliga bagirdigimi hâlâ hatirliyorum...


HACHIKO: Sadakat ve bagliligin mukemmel simgesi..

Japon kadini neden bu kadar zayif ? Sirrini açikliyorum.

Golden Gai barlarinin kapisinda "yabancilar giremez" yaziyordu...

Elma elma olali boyle satafatli satisa sunulmadi.

Japon kadini yurumeyi bilmiyor.

Sumo gurescilerinin herkesin onunde torenle kesilen at kuyrugu...

Matrix'teki gbi beynime Tokyo'da hareket edebilme yetisi yuklensin istiyorum.

Ben de Japon Kadini olmak istiyorum.

Tokyo buram buram yalnizlik kokuyordu...

JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.


Dunya Turu (8) HAWAII

Dunya Turu (7) LOS ANGELES

Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO

Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)

Dunya Turu (4) LAS VEGAS

Dunya Turu (3) BAHAMAS

Dunya Turu (2) MIAMI

Dunya Turu (1) Balayi










21 Ocak 2013 Pazartesi

Sahibi bir daha geri dönmemiş; ama o, her gün beklemeye devam etmiş: HACHIKO


SHIBUYA

Ben boyle bir kavsak gormedim...
Sanki bir yildiz. Yildiz gibi 5 koseli.
Koskocaman bir meydan dusunun, 5 yone yaya geçidi var...
"Spectacular"

 


Shibuya Times Square gibi bir yer.
Her yeri oynuyor...
Bitmek, tukenmek, durmak bilmez bir kalabalik...
Her yerden her yere bir akis, bir hareket...
Bas dondurucu...

Tokyo da tipki Paris gibi NYC gibi modanin merkezi

Modanin Tokyo'da ilk basladigi yer ise Shibuya 109.
Shibuya hâlâ modanin onemli merkezlerinden biri olarak geçiyor. Daracik daracik sokaklar, buyuk alisveris merkezleri sadece alisveris uzerine kurulu.

 
Sadakat ve bagliligin mukemmel simgesi: HACHIKO

Ben hayatimda boyle bir kopek-sahip iliskisi gormedim.
Cok ozel, çok duygulu, insana soyleyecek laf birakmayan bir kopek o..

Tokyo Universitesi profesorlerinden Ueno Hidesaburo'nun kopegi Hachiko.

Her sabah SHIBUYA tren istasyonuna kadar sahibine eslik eden, sahibinin geri donus saatine kadar orada onu bekleyen, sadakatin ve bagliligin boyutlarini akil almaz bir seviyeye tasiyan ozel bir kopek o.

1925 senesinde yine beraber evden çikmislar, Shibuya tren istasyonuna gitmisler, Ueno trenine binmis ve Hachiko da onun donus saatini beklemeye baslamis...

Ancak, sahibi bir daha geri donmemis... 

Sahibinin olumunun ardindan bile, tam 9 sene boyunca, HACHIKO, her gun, sahibinin donecegi saatte Shibuya tren istasyonuna gidip onu beklemeye devam etmis.

Taaa ki 1935 yilinda kendisi de Shibuya sokaklarinda olu bulunana dek...

Artik donmeyecegini bilmiyor muydu acaba?

Pozitif bir stimulus almadigi halde davranisi "sonme" boyutuna hiç geçmemis ve ayni motivasyonla, karsiligi olmadan yillarca devam etmis.

Bu var ya, bildigimiz butun classik kosullanma teorilerini altust eder.

Bu hikaye bana çok dokundu. Fena yakaladi beni.

Hachiko,

Sadakat, baglilik ve birini kosulsuz, karsiliksiz, sonsuz sevmek adina bu ornek davranisin için seni buyuk bir saygiyla aniyorum.
Topragin bol olsun. Huzur içinde yat.

 


Bugun Tokyo'da Shibuya metro istasyon girisinin onunde heykeli dikilmis.
Heykeli dikilesi bir canliymis zaten, sonuna kadar hak etmis.

ROPPONGI : Tokyo'nun "foreign people" tepesi.

Shibuya'dan yuruyerek ROPPONGI'ye dogru iniyoruz.

Roppongi soylediklerine gore Manhattan gibi bir yer.
Bir de çok international bir semt. Ozellikle expat'larin çalistigi, yasadigi ve daha çok sosyallestigi bir yer. Dolayisiyla buradaki ambians hiç Japon degil.

Roppongi, Tokyo'da bir tepenin uzerine kurulu oldugundan Roppongi Hills kulesi buranin sembolu.
Bir de Tokyo Tower var. Eyfel kulesine benziyor.

 

Roppongi'de bir gece geçirmek herkese tavsiye edilir, çok hos mekanlar var, ancak orjinal hiçbir yani yok. Tokyo'da olup ta kendinizi Golden Gai barlarina kabul ettirmeyi deneyin derim ben.

En azindan kapidan gerçek bir deneyimle çikarsiniz.


HACHIKO: Sadakat ve bagliligin mukemmel simgesi..

Japon kadini neden bu kadar zayif ? Sirrini açikliyorum.

Golden Gai barlarinin kapisinda "yabancilar giremez" yaziyordu...

Elma elma olali boyle satafatli satisa sunulmadi.

Japon kadini yurumeyi bilmiyor.

Sumo gurescilerinin herkesin onunde torenle kesilen at kuyrugu...

Matrix'teki gbi beynime Tokyo'da hareket edebilme yetisi yuklensin istiyorum.

Ben de Japon Kadini olmak istiyorum.

Tokyo buram buram yalnizlik kokuyordu...

JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.


Dunya Turu (8) HAWAII

Dunya Turu (7) LOS ANGELES

Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO

Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)

Dunya Turu (4) LAS VEGAS

Dunya Turu (3) BAHAMAS

Dunya Turu (2) MIAMI

Dunya Turu (1) Balayi