20 Ağustos 2016 Cumartesi

Numa Paris

Seine Nehri 'nin üzerinde duran bu yeşil şeye uzun zamandır gidesim var ama mümkün olmadı.
Günler çuvala girdi ya, sesli harf satın alır gibi gün ayarlıyorum bu günlerde. O kadar dar bi zaman.

Buna aslında cafe de la mode diyorlar. Fashion bir rooftop bar olmaya çalışıyor ama daha çok yolu var. Ortam çok silik, teenager ve soğuk. Seine Nehri'ni şarabımı yudumlarken görcem diye hiç gerek yok.
Bence daha iyisini yapabilirim...

Ama sevgili arkadaşım Şahika nin doğumgününü vesilesiyle geldik şampanyamızı içtik, bu bize yeter...




29 Temmuz 2016 Cuma

40

40 bin kere masallah orasi oyle de...

Kili 40 yarsam,
Bana bir harf ogretenin 40 yil kolesi de olsam,
Içtigim kahvenin 40 yil hatiri olsa da,
40 dereden su getirsem,
40 firin ekmek yesem,
40 yilda bir basima gelse de,
40 yil dusunsem aklima gelmezdi 40 yasina basacagim...

Eskiden olsa 40 gun 40 gece kutlardim da, karnimda 40 hafta tasidigim minigim var artik.

Bu 40 yasi ben çok sevdim.
40 yillik arkadaslarimla kutladim.

40' sa sahane ! Yolun yarisina bile gelmedim.
Hayat ! Sana asigim, her yasimi cok seviyorum. Bir oncesini bir saniye bile aramiyorum.
Su, hiç yasini gostermiyorsun muhabbetlerine bir dakika prim vermiyorum.
Cunku dolup cosup tasiyorum. Her anini yasiyorum hayat senin !!!
Sukrediyorum, sahip oldugum her seye, her mutluluga, her ana sukrediyorum.

Sukretmek... 40 yil dusunsem dilimden dusmeyecek bir soz olacagina inanmazdim.
Seviyorum hayat seni...
Oyle demisti birisi bana : "Dilara, sana en cok yasamak yakisiyor".
Otesi yok...

Hosgeldin yeni yasim...

Seninle çok iyi anlasacagiz.
Cok guzel gunlere, nice guzel deneyimlere imza atacagiz.
Her yasimi çok seviyorum, onemi olan o yasin hakkini vermek diyorum.
Ask dolu, saglik, mutluluk, heyecan, yenilik dolu bir yas olsun yeter.

Hosgeldin yeni yasim.

Ve bize 40 bin kere masallah !!!

1 Aralık 2015 Salı

Kobe Bryant basketbola veda

Kendimi bildim bileli sporseverim.
Basketbolseverim, futbolseverim, voleybolseverim, tenisseverim, atletizmseverim, yuzmeseverim, hatta yenilerde rugbysever bile oldum...

Daha hayatimda hiç bir sporcunun sporuna veda ederken ona bir siir yazdigini duymadim.
Ama ne siir...

Bir insanin birseyi bu kadar sevebilme gucune, derinligine, kendisine hissettirdiklerine hayran kaliyor insan... Zira herhangi birseye karsi bu kadar derin bir ask duymak kaç kisinin basina gelir?

Kobe Bryant. Los Angeles Lakers'in 20 yillik efsane oyuncusu...
Bu sezon basketbolu birakiyor.
Bunu, biz basketbolseverlere de kendisi gibi efsane bir siirle duyuruyor. Hiç basketbol oynamamis, hatta hiç izlememis bir insanin bile içinde bir yerlere dokunacagi bir siirle...


Ben en çok,

"Mucadele çagirdigi için degil, SEN çagirdigin için yaptim." kismina bayildim...
"Cunku bu, biri senin bana yaptigin gibi bu kadar yasiyor hissetirdiginde yapabilecegin birseydir."
 Otesi yok...

Bu sene NBA maçlarini seyretmek farz oldu.
Aslinda nisanda Utah Jazz'la oynayacaklari maça atayip gitmek var ama...

Buyrun Kobe Bryant'in  basketbola veda siiri :


“Sevgili Basketbol,

Babamın çoraplarını kıvırıp top yaptığım
Andan itibaren
Ve hayali şutlarla
Maçı kazandıran basketleri attığımda
Great Western Forum’da*
Tek bir şeyin gerçek olduğunu biliyordum:

Sana aşık olmuştum.

Öyle derin bir aşktı ki sana her şeyimi verdim-
Aklımdan, vücuduma
Tabiatımdan ruhuma.

Sana delice aşık
6 yaşında bir çocukken
Tünelin bitişini asla göremedim.
Sadece kendimi,
Tünellerden kaçarken görüyordum

O yüzden koştum.
Sahanın bir ucundan bir ucuna,
Her topun ardından.
Benden mücadele istedin
Ben yüreğimi verdim
Çünkü her zaman daha fazlası geldi geri

Tere ve acıya rağmen oynadım
Mücadele beni çağırdığı için değil
SEN çağırdığın için
Her şeyi SENİN için yaptım
Çünkü bu,
Biri, senin bana yaptığın gibi bu kadar yaşıyor hissettirdiğinde
Yapacağın şeydir.

Sen 6 yaşında bir çocuğun Laker hayalini gerçekleştirdin
Ve bu yüzden seni her zaman seveceğim.
Ama seni bu kadar saplantıyla sevemeyeceğim daha fazla.
Bu sezon benim verebileceğim son şey.
Kalbim yaralanmalara dayanabilir,
Aklım eziyeti kaldırabilir
Ancak vücudum elveda demenin zamanı geldiğini biliyor.

Ve bunda bir sorun yok.
Seni bırakmaya hazırım
Böylece ikimiz de birlikte geçireceğimiz son zamanların tadını çıkarabiliriz.
İyisiyle kötüsüyle.
Birbirimize
Verebileceğimiz her şeyi verdik.

Ve ikimiz de biliyoruz ki, sonrasında ne yaparsam yapayım
Ben hep o çocuk olacağım
Çoraplardan top yapan
Köşede bir çöp kovası
Maçın bitimine 5 saniye
Top benim ellerimde
5.. 4.. 3.. 2.. 1.

Seni her zaman seveceğim,

Kobe”

**********

Dear Basketball,

From the moment
I started rolling my dad’s tube socks
And shooting imaginary
Game-winning shots
In the Great Western Forum
I knew one thing was real:

I fell in love with you.


A love so deep I gave you my all
From my mind and body
To my spirit and soul.


As a six-year-old boy
Deeply in love with you
I never saw the end of the tunnel.
I only saw myself
Running out of one. 

And so I ran.
I ran up and down every court
After every loose ball for you.
You asked for my hustle
I gave you my heart
Because it came with so much more.

I played through the sweat and hurt
Not because challenge called me
But because YOU called me.
I did everything for YOU
Because that’s what you do
When someone makes you feel as
Alive as you’ve made me feel.

You gave a six-year-old boy his Laker dream
And I’ll always love you for it.
But I can’t love you obsessively for much longer.
This season is all I have left to give.
My heart can take the pounding
My mind can handle the grind
But my body knows it’s time to say goodbye.

And that’s OK.
I’m ready to let you go.
I want you to know now
So we both can savor every moment we have left together.
The good and the bad.
We have given each other
All that we have. 

And we both know, no matter what I do next
I’ll always be that kid
With the rolled up socks
Garbage can in the corner
:05 seconds on the clock
Ball in my hands.
5 … 4 … 3 … 2 … 1

Love you always,

Kobe



(Basketbolla hiç alakasi olmayan bir kisinin bile, "hangisi Kobe Bryant?" diye sormayacagi bir resim buldum. Aferin bana )

11 Ekim 2015 Pazar

Rugby

Evet, dun aksamki Yeni Zelanda maçindan sonra Rugby'den anlar oldum.
Yine de futboldan daha çok keyif aldigimi belirtmeliyim.

Su haka dansi için bile izlenir Rugby.
Bir de dusunsenize bu dansi hazirlamis bir ekibin onune hazirlamamis olarak çiktiginizi...
Karsinizda bu hareketler...
Takim taa bastan psikolojik olarak kaybeder maçi, degil mi?

Haka dansi

6 Ekim 2015 Salı

NARCOS : Pablo Escobar

Dünya genelinde dizi sektörü malum çok gelişti.
Aslında hep vardı. Zamanımızın Hayat Ağacı ve Fame dizilerini kim unutabilir?
Hep vardı da son 10 yıldır diziler daha da bir şaha kalktı.
Yüksek bütçesi, şahane senaryosu ve muhteşem oyuncu kadrosuyla dünyayı peşinden sürükleyen sağlam diziler var. Hiç şüphesiz Games of Thrones şu anda bunların başında geliyor.
Bana göre dizi sektörünü daha da bir harekete geçiren, dünya üzerindeki seyirci potentielini ortaya çıkaran diziler Friends ve 24.
Yine de benim favorilerim Prison Break, Damages ve Dexter.

Şu aralar dört gözle Walking Dead'in yeni sezonunu bekliyoruz.
Beklerken bir arkadaşımızın tavsiye ettiği yeni bir diziyi deneyelim dedik.
Ve bayıldık...
10 bölümlük ilk sezonun tamamını indirip bir haftada bitirdik.

NARCOS

Colombiyalı efsanevi uyuşturucu kaçakçısı, terörist, tüm zamanların en güçlü, en korkulan ve en tehlikeli adamlarından biri olan Pablo ESCOBAR'ın hayatı...
Sadece Colombiya güvenliğini değil, Miami'ye akan uyuşturucu trafiğiyle Amerika'yı da bir hayli meşgul eden bir adam Pablo Escobar.
Ve bu nedenle sırf onu yakalamak için özel eğitimli polislerin Colombiya'daki yerel polisle mücadelesi.
Bir adam düşünün ki; bir günde tek başına General Motors'dan daha fazla kazanıyor.
Bir adam ki tek başına Colombiya'dan zengin.
Kendisini "Çok parası olan fakir bir adam" olarak tanımlıyor.
Kanun kaçağı olarak aranırken, diğer yandan Colobiya'nın cumburbaşkanlığına adaylığını koyuyor.
Önemli yerlerdeki herkesi satın alıyor, sistemin kendisini satın alıyor, yine de hiçbirşey topluma verdiği zararı hafifletmiyor. Aranıyor.
Harcayamayacağı, sayamayacağı ve hatta aklayamacağı, saklayamacağı kadar çok parası olan bir adam. Yine de bir evi olmuyor. Hayatı olmuyor. Sürekli kaçıyor, saklanıyor.
Bir gün teslim oluyor ama hangi şartla? Kendi hapisanesini kendisi yaptırmak ve içindeki herşeye kendisi karar vermek ve hatta kendi adamları tarafından korunmak şartıyla.
El Cathedral adı verilen bu hapishane Colombiya'nın tarihine geçiyor.

Pablo Escobar'ın hayatını internetten okuyup dizinin sonunu hemen öğrenebilirsiniz elbet.
Ancak sadece hikaye değil, tüm casting muhteşem, oyunculuk, kurgu, gerçeğe maximum sadık kalan senaryo harika.
Pablo'yu canlandıran, kilit noktalardaki üst düzey polisleri canlandıran aktörler muhteşem.
Etkileyici ve kendisine bağlayıcı...

Narcos'u ben çok beğendim. Denemek isteyenlere tavsiye ederim.