Hollywood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hollywood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2012 Cumartesi

Mulhollland Drive'da Brad Pitt'i gorduk... (mu?)

30 Eylul 2011

Universal Studiolari mi? Mulholland Drive mi?

Los Angeles Amerika'nin 2. buyuk sehri. New York'tan farkli olarak gokdelenler yok burada. Sehir dikey degil yatay bir alana yayilmis. Cok buyuk bir alana...

Los Angeles'ta çok fazla zaman geçirmeyi planlamadik. Dunya turumuz içinde sadece 2 gun verdik buraya. Dolayisiyla seçim yapmak zorundayiz.

Film endustrisinin merkezi Los Angeles'ta bulunan Universal Studiolari'ni mi gezelim yoksa sehrin kendisini mi gezelim?

Dusunduk, tasindik, buraya daha once gelmis, gezip gormus arkadaslarimiza da sorduk. Kararimizi verdik.

Universal Studiolari dedigin Disneyland gibi bir yer olmali. Yani hersey yapay. Içine girip, bilmem ne filmi nasil çekiliyormus, hangi teknoloji ve effectler kullaniliyormus, wow diyecegimiz bir yer. Bir kere, Paris'teki Disneyland'a da bunun kuçuk bir versiyonunu yaptilar. Armegadon'u falan gorduk mesela nasil çekilmis. Oyle aman Allah'im olmadik. Kimse kusura bakmasin. Birinci neden bu.

Ikincisi, bu Universal Studiolar'in aynisindan bir de Florida 'da varmis.
Dunya Turumuzun ilk ayagi Miami ve Miami'den kalkan gemi seyahatiydi. Biz bu gemi seyahati isini çok sevdik. Tekrar gelmeye karar verdik. Bir sonraki gemi sayahatimizi Caraibes Adalari'na yapmayi dusunduk. Yani illa ki Miami'ye yeniden gelecegiz. Florida'daki Universal Studiolari da o zaman gezebiliriz, diye dusunduk.

Simdi Los Angeles'in kendisini gezelim, dedik. Kararimizi verdik.

MULHOLLAND DRIVE

Izmirli'ler bilir. Hatay'a giderken bir Varyant vardir. Boyle done done çikarsin tepeye. Iste aynen oyle. Dagin eteklerinde bir yol, done done çikiyorsun. Bir donemeçte goruyorsun Hollywood yazisini da.


Su meshur Mullholand Drive...
Ilk defa David Inch'in "Mulholland Drive" adli filminde duymustum adini yillar once.

Mulholland Drive o meshur Beverly Hills'e giden yol. Hani muhtesem evlerin, gorkemli malikanelerin yer aldigi bolge. Show Business'ten olmayanin, hatta olanin ama çok itibarli olmayanin bile parasi olsa dahi kolay kolay ev alma hakkinin bulunmadigi yer. Cevrenizdeki komsulardan oy almaniz, onay almaniz gerekiyor. Yok yok, valla oyle. Komsular oylamaya aliyorlar. bu kisi burda ev alsin mi almasin mi diye. Oyle onune gelen ev alamiyor yani Beverly Hill's oyle bir yer. Onunden geçtigimiz her malikane kim bilir kime ait? Mutlaka taniyoruz ama kim?

Mulholland Drive uzerinde Brad Pitt'i gorduk... (mu acaba?)

Mulholland Drive uzerinde arabayla giderken ister istemez insanin gozu arabalarin içindekilere takiliyor. Mutlaka bir dunya stari goruruz bu yolda, derken yanimizdan bir araba geçiyor, koyu yesil bir Range Rover. Araba geçtikten sonra sevgilim bana donup, Brad Pitt'i gordum yanimizdan geçen oydu diyor. Daha sonra arabaya internetten baktigimizda Angelina'nin altinda yesil bir Range Rover'la çocuklari gezdiren bir fotografini goruyoruz.
Gerçi... Brad Pitt'i gormus olsak n'olacak? Ayni saniyeler içinde onunla ayni yolu paylasmis olacagiz. Hepsi o kadar. So what? Bizimkisi de iste, dostlar alisveriste gorsun...

O meshur HOLLYWOOD yazisi...

Bazi seyler insanin zihnine, hafizasina o kadar yaziliyor ki, gerçek olabilecegini hayal edemiyor insan.
Tipki o Monument Valley'deki kayalar gibi...
Tipki o dagin yamacindaki Hollywood yazisi gibi...


Kirasi 12 milyon $ olan "Hollywood" yazili yamaci LA Belediyesi odeyemiyor.

Los Angeles Belediyesi artik bu Hollywood yazisinin bakimini yapamiyormus. Bunun da otesinde dagin bu yamacini 12 milyon$ 'a kiralayan sahibine odeme yapamiyormus. Cok pahaliya geliyormus ve artik yikmak istiyorlarmis. Belediye'nin odeyemedigi bu kirayi tam da adi ustunde Hollywood Starlari oduyor.

Bu efsane yazi yok olmasin, Hollywood'un sembolu bu dag yamaci ilelebet kalsin diye Mulholland Drive'da ve Beverly Hills'de yasayan butun unluler yillik bir aidat vererek bu 12 milyon $'i butunlestiriyorlar ve kendileri oduyorlarmis.

SANTA MONICA - Venice Beach

Los Angeles'a yapisik, sehrin daha batisinda bulunan bir deniz kenari sehri Sana Monica
Buaralara, Los Angeles'a normal sehir demek çok zor. Sanki bir tatil beldesi. Kimse çalismiyor, herkes tatilde gibi bir havasi var sehrin.


Venice Beach'in içindeki Muscle Beach sahiden etkileyici...
Miami'deki South Beach te ayni boyleydi. Demeki ki Amerikalilar'a ozel bir tatil anlayisi tarzi bu. Upuzun ve genis kristal gibi kum plajlar.
Spor, deniz ve plaj içiçe... Beraber...
Muscle Beach dedigin bayaa bildigimiz bir fitness center, aletlerin açik bir alanda spor yapanlara hizmet vermesi olayi. Herkes gunduz sporunu yapip, vucudunu sergileyip kendini denize atiyor.
Tabi bunun yaninda basketbol sahalari, tenis kortlari, squash, masa tenisi, plaj voleybolu, bir suru spor tesisi ama hepsi plajin yaninda, dibinde, hatta içinde...

Hatta ve hatta Venice Beach'in içinde alengirli, çukurlu, inisli çikisli, içi oyuk bir skating yani kaykay sahasi bile vardi. Denizin dibinde, çocuklarin yaptigi gosteriler izleyenleri hayranliga bogdu. Bizi de...


Sevgilim neden hep yagmura denk geliyoruz? 
Cunku senin karman kotu...

Venice Beach'ten Malibu'ya dogru hareket ederken yagmur çiseliyor.
Cok enteresan bir durumdur ki dunya turumuz boyunca her yerde, ama her yerde mutlaka bir aksam, bir sabah, bir ogleden sonra ama mutlaka bir kere yagmura denk geliyoruz.

Tamam belki Mimai'deki ilk askamimizdaki gibi, gokyuzu delirmis gibi, hatta gokyuzu çildirmis gibi yagmadi her yerde ama...

Las Vegas'ta bile... Varla yok arasi bir yagmur.
(Ancak Las Vegas'in Nevada bolgesinde oldugunu ve oralarin ne kadar kurak oldugunu dusunursek yilda sadece birkaç damla dusuyor, ilginçtir ki o da bizi buluyor.)

Sevgilime soruyorum:
"Sevgilim, fark ettin mi, bir aydir ayak bastigimiz her yerde mutlaka hava bir ara kapatiyor ve yagmur yagiyor. Neden dersin?"
"Bence senin karmanda bir sorun var. Karman kotu..."
"Himmm... Peki karmami degistirebilir miyim? Bunun için ne yapmam lazim?"
"Mesela... Cevrendeki insanlara iyi davranmakla baslayabilirsin."
"Himmm... O zaman yagmur duracak mi?"
"(?!!)"

MALIBU

Karmami degistirmek için gerekli davranis biçimlerini kafamdan geçirdigimi anlamis olmali ki, gokyuzu yagmuru kesiyor.
Biz de aninda solugu Malibu'da aliyoruz.

Sorfunu kapan gelmis.
Ruzgarli, dalgali, çetin ceviz bir deniz burasi... Yuzulmez.
Ama sorfçuler adeta show yapiyor.
Malibu denilen yer de iste gorkemli evler, sorfçuler, piyasa cafeler.
O kadar.

Aksam sevgilimin universiteden bir arkadasi ve karisiyla yemek yiyoruz. Los Angeles'ta is bulup buraya tasinmislar. Kendilerini çok sevdigimi soyleyemeyecegim.
Bir kere tipik Fransiz'lar. Kendini begenmis, kibirli, tevazudan uzak...
Devamli anlatmak ve kendileriyle ve hayatlariyla boburlenmek istiyorlar.  Her cumle "ben" "ben" "ben". Bakin biz ne kadar mukemmel insanlariz, ne isler basardik, çok farkliyiz'in derdi, savasi, kendi içlerinde didismesi ve gosterisi içindeler.
Bunu guzel bir uslupla soyleyebilen nice insanlar tanidim. O anlatirken hiç susmasin istedigim, aman araya girersem soyleyecegini unutur, birakayim anlatmaya devam etsin diye nefes almaya çekindigim insanlar...

Insanin kendini dev aynasinda gormeden, oyle bilir kisi gibi laflar etmeden, yasadiklarindan ve deneyimlerinden cevresindekileri beslemesi mumkun mudur? Bence mumkundur.
Dinlemenin anlatmaktan degerli oldugunu ne zaman ogreniriz?

Her neyse, yemekten sonra ne yapalim, ne yapalim diye dusunuyoruz...

Los Angeles'ta bir donem yasamis olan, çok yakin arkadaslarimdan Cédric'in tavsiyesi uzerine kendimizi gayet gay bir club'ta buluyoruz. The Abbey. Ben alisigim, malum Paris'teki çok yakin arkadaslarim arasinda 3 tane gay var. Da, eglenmek için pek havamizi bulamiyoruz bu ortamda. Evimize donuyoruz.

Los Angeles maceramizi da burada noktaliyoruz.


Los Angeles: The Oscar goes to...


Special Dedicace: Kasim 2012'de MALIBU Marathonu kosmak için buraya gelecek çok sevgili Italyan arkadaslarim Emilia ve Paolo'ya simdiden basarilar diliyorum.


11 Ekim 2012 Perşembe

Dünya Turu (7) : LOS ANGELES

29 Eylül 2011

Aynen San Francisco'daki gibi yapıyoruz. Otel yerine, ev tercih ediyoruz. Böylece hem ev havasına giriyoruz hem de yeni insanlar tanıyoruz. Nereden bakarsan bak kazançlıyız.

Yine çok seker bir Amerikali'nin evinde kalıyoruz. Paul. 48 yaşında olduğunu söylüyor ama yemin ederim 35'ten fazla göstermiyor.
İşin sırrı nedir diye soruyorum. Mesleğini anlatıyor. Meğer Paul, sağlık ve spa dergilerine makale yazan bir gazeteciymiş. Dolayısıyla sürekli olarak orda burda masaj, peeling, yüz bakımı, vücut bakımı ne varsa deniyor ve yazısında anlatıyor. Aman aman işin güzelliğine bak....
Sabah sabah kalk yüz bakımına git, para verme, bir de üzerine para al.
Los Angeles'in göbeğinde, çok güzel bir eve sahip ol bir de...
Valla şahane...

Hayat hiç adil deyip, vuruyoruz kendimizi Hollywood sokaklarına...


HOLLYWOOD

Yahu insanın inanası gelmiyor. Şu tepenin arkası o dağlık kayaların üzerinde kocaman HOLLYWOOD yazan yer. Biz şu anda aşağıdayız.
Hollywood Bulvarı üzerindeyiz. Burdan bakınca matah görünmüyor burası, sıradan bir şehir merkezi işte.

 

CHINESE THEATRE KODAK THEATRE


Hollywood Bulvarı'nın en ünlü yerleri hiç şüphesiz Chinese Theatre ve Kodak Theatre.
Meşhur Oscar Törenleri'nin yapıldığı yer burası.
24 saat yaşayan, önünden hiç insan eksik olmayan bir yer.

Önünde kılıktan kılığa girmiş bir sürü sokak sanatçısı var.
Dark Vador'undan, Freddy Kruger'a, Saw'daki maskeli canavardan, Karaib Korsanları'na kadar birbirinden değisik tipleme yapan sokak sanatçilari 3-5 $ karsiliginda onlarla resim çektirmeni bekliyor.
 
Chinese Theatre'in yeri özel ve farkli.
1922 yilinda SID GRAUMAN tarafindan kurulmus, ilk büyük filmlerin gösterime sunulduğu ve daha sonra Oscar ödülleri kavraminin doğmasına vesile, ilk film ödüllerinin dağıtıldığı yer burası.

Oscar Torenleri daha sonra Kodak Sinemasi'nda yapilmaya baslansa da, Chinese Theatre'in yeri sinema dünyasinda çok özel. Buranın ilk girişinde bir sürü ünlü Hollywood starınin ellerinin izi var yani yere yaslanmış olup alçının ellerinin şeklini aldığı türden bir iz.



1929 senesinde başlanmış bu geleneğe. Her ünlü el ve ayak izini bırakıyor. Sid Grauman'a sinemayi getirdiği yer için teşekkür ediyor.
Mesela Rita Hayworth'un el ve ayak izini gördüğümüzde aman tanrım bunlar ne kadar minicik eller ve ayaklar, ayak numarasi 32 olmalı diyoruz...

Kodak Theatre: The Oscar Goes to...

Meshur Oscar törenleri işte burda. Kırmızı halı burda.
Içinde bir ambians yoksa, o gecenin büyüsü hücrelerinize dağılmamışsa sıradan bir yer.

Ama eminim o gece değil.

O gece, o salon, balkabağının muhteşem bir at arabasına dönüşmesi gibi, o Kodak Tiyatrosu da Hansel ve Gratel'deki pastadan eve, ışıltılı pırıltılı, göz kamaştıran, insani içine içine çeken hayalle gerçek arasinda bir yere bir saraya dönüşüyordur; eminim...

Kodak Tiyatro'sunun en etkileyici yeri; aşağıdan yukarıya kadar, 1929 yılından itibaren bütün Oscar almış filmlerin adının sergilendiği merdiven.

WALK OF STARS

O meşhur Star Yolu burasıymış. Sunset Bulvari üzerinde.
Sağlı sollu kaldırım üzerinde upuzun bir geçit. Kaldırımın her adımı bir Hollywood starına ait.
Öyle böyle sıradan bir mesele değil bu, bayaa bayaa büyük seramonisi olan, adını oraya kazımak için ünlülerin can attığı bir kaldırımmış burası.


Mesela Michael Jackson öldüğünde herkes adının bulunduğu kaldırımın üzerine çiçek bırakmış, her gün oraya gelip ağlamış, onu anmış. Çünkü o kaldırım taşı o kişiyi temsil ediyor.
Yeri öyle büyük bu Walk of Stars'in...

Bu yolun taklitlerinden Cannes'da ve Hong Kong'ta da bulunuyor.

Yakında Istanbul'a da yapılır bir tane, belki de vardır, ben bilmiyorum.

Türkan Şoray'in, Şener Şen'in el, ayak izi herkese lazım... 



Mulholland Drive ve Beverly Hills



Dunya Turu (11) BALI

Dunya Turu (10) HONG KONG

Dunya Turu (9) JAPONYA : Kultur farki diye ben buna derim.

Dunya Turu (8) HAWAII

Dunya Turu (7) LOS ANGELES

Dunya Turu (6) SAN FRANCISCO

Dunya Turu (5) ROAD TRIP ( Grand Canyon, Zion Canyon, Bryce Canyon Monument Valley, Yosemite...)

Dunya Turu (4) LAS VEGAS

Dunya Turu (3) BAHAMAS

Dunya Turu (2) MIAMI

Dunya Turu (1) Balayi