Anthony Quinn Bay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anthony Quinn Bay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2013 Perşembe

FALIRAKI: Kumlarına uzanmaya geldim...

Bugün istikamet: FALIRAKI.

Rodos Adası'nın başkenti Rodos şehrinden 15 km uzaklıkta.

Yine biniyoruz otobüse, sadece 2.20 Euroya Faliraki plajının önüne kadar götürüyor.



Faliraki de Lindos gibi Rodos'un en önemli turistik beldelerinden birisi.

Dünyanın dört bir yanından insanlar, yemyeşil bitki örtüsünün içine saklanmış nefis Faliraki plajlarinda keyif sürmeye geliyorlar.
Sadece deniz-güneş mi?  Faliraki'de birçok ünlü gece klübü de bulunuyor. Sabaha kadar eğlence garanti...

Burası Lindos gibi buram buram tarih kokmuyor. Lindos gibi sihirli bir atmosfer yok.
Daha yeni bir yerleşim. Çevrede çok sayida turistik tesis bulunuyor.


Yunanistan'in en guzel plajlarindan birine sahip. Tam 4 km'lik bir kiyi seridiyle göz dolduruyor Faliraki Plaji. Su berrak. Tam anlamiyla su bi içim su... Ancak deniz yine git git bitmiyor denizlerden...
Kumsaldaki sezlonglar içiçe, dipdibe değil. Plaj genis ve uzun, kocaman. Herkese yetecek kadar yer var.

Kumlara sere serpe uzanmak...

Ve denizin dibinde sahil boyunca havlusunu sermis, incecik kumlara uzanmis insanlar kervanina biz de katiliyoruz. Tavsiye ederim. Siz de kuma serilin.
Incecik kristal kumlarin uzerine soyle sere serpe bir yatiyorum, kendimi bir teslim ediyorum dogaya...

Aman aman o nasil güzel bir sicaklik öyle sırtımdan tüm bedenime yayılıyor...
Nasıl yumuşacık nasıl zarif, ben uzanıyorum, o benim şeklimi alıyor.
Her kıvrımımla kıvrılıyor kumlar şifali kumlar...
Vücudumun en ücra köşesinde kalmış en ufak negatif enerjiyi alıyor bu kumlar...
Kafa hafif, beden hafif...
 
Akşamüstü plajdan çikip Faliraki merkezde dolasiyoruz. Bir yandan da Avrupa Basketbol Sampiyonasi 19'daki maç için bir sports bar ariyoruz.

Plajdan tam çıkmışız ki bir panoda ne görüyorum?
Meğer buraya 2 km uzaklikta bir çıplaklar kampı varmış...
Hawaii'deki çiplaklar kampı deneyimimden sonra gittiğim her yerde bunu bir kere daha yasamanin firsatini kolluyorum.
Insanin sinirlarini zorlayan, cesaret çitasini bir barem daha yukari taşıyan bir deneyim. Yazisi da var.
Hayatimda ilk defa çiplaklar kampina gittim.

Faliraki'ye Mandomata Beach için tekrar gelmemiz gerekiyor yani. Bu sefer vakit olmayacak.




Faliraki yesil parklari, bahçeleri bol bir yer. Genel olarak Rodos çok yesil bir yer zaten.
Faliraki'nin ortasinda bir parkta guzel bir heykel goruyoruz.
Bu heykelin Turkiye'nin herhangi bir yerinde barinabilme olasiligi nedir acaba diye kendime sorup, resmetmek ve sizlerle paylasma istegi duyuyorum...


Daha sonra maçimizi seyretmek uzere bir sports bara yerlesiyor ve rosé'lerimizi siparis ediyoruz.
Degmeyin keyfimize...



























Faliraki civarinda gorulecek yerler:

Ladiko - Anthony Quinn Bay:
Hiç suphesiz Anthony Quinn Koyu Rodos adasinin en taninmis, en unlu ve en guzel koylarindan biri. Anthony Quinn "Navarone'nin Toplari" filmini çevirirken bu bolgenin guzelligine hayran kalmis ve hayati boyunca da devamli gelir olmus. Bu nedenle koya onun adini vermisler.
Denizinin berrak sulari içinde adacik gibi duran sarp kayalarla çevrili gidilmesi gereken bir yer.

 

Afandou Kasabasi:
Adanin hareketli merkezinden uzak Afandou kasabasina mutlaka ugramali. Turizme ragmen orf ve adetlerine bagli bir yerli halk gorulur. Cakil taslari olan bir sahili vardir. Buranin suyu aniden derinlesir. Yaniiii tam bizlik !!!

Archengelos Koyu:
Rodos'un en buyuk ve en onemli turistik sayfiye koyudur. Ortaçag doneminde kurulan koyun yerinin seçimi tesadufî olmamistir. Denizden hafif uzakta olmasi sik sik gelen korsanlardan korunmasi içindir. Burada bulunan Venedik Kalesi ve Achengelou Kilisesi gorulmeye deger yerlerden.

FALIRAKI: Kumlarina uzanmaya geldim...

RODOS: Kiskirtici bir kadin

LINDOS: Burada hayat durmus...

Rodos'ta bu aksam kalacak yerimiz olmadigini duymayan kalmadi.

Yine geliriz... Nasil olsa komsu kapisi...

Basketbol maçi ararken Rodos'u fethettik.

24 Eylül 2013 Salı

LINDOS: Burada zaman durmuş...

Marmaris'ten sabah 9'da kalkan gemimize binip 1 saat 15 dakikada Rodos'a varıyoruz.

Hazır yolculuk modundayken, Rodos tatilimizin başında, ayağımızın tozuyla ilk önce LINDOS'a gitmeye karar veriyoruz.


Daha önceki ada tatillerimden tecrübeliyim. Ada dediğin araba kiralayarak gezilir.
Arabana atlayacaksin, önüne çıkan her sevimli koyda denize gireceksin, her köye dalacaksın.
Gizli sakli kalmış bütün güzellikleri didik didik keşfedeceksin.
Adayi arabayla tavaf edeceksin. Arşınlayacaksin...

Biz de aynen öyle yapacaktık... Ama yapmadık.

Zira Rodos, diğer adalara kıyasla, inanılmaz gelişmis bir karayolu ağına sahip.
İstediğimiz her yere hem de acaip cazip fiatlarla otobüsle gidebiliyoruz.
Rodos'ta, araba olmazsa olmaz bir unsur değil.
Biz de ne yapiyoruz? Derhal otobüslerin kalktigi yeri sorup öğreniyoruz. Limandan çıkıp kalenin surlarını takip ederek yürüyerek 10 dakikada varıyoruz.

Anlaşılan Rodos'u otobüsle gezmeye karar veren sadece biz degiliz. Otobüs duraklarının orası turist kaynıyor. Ve otobüs şoförleri dahil herkes turistik rehber. Ne soru sorsak takır takır cevap veriyorlar. Hemen hemen 20 dakikada bir gitmek istedigimiz her yöne otobüs var.
Harika bir hizmet. Hayran kaldım. Bayıldım...

Rodos'un 50km güneyinde bulunan Lindos Kenti'ne gitmek üzere biletimizi alıyoruz.
Kişi başı sadece 5 Euros...



LINDOS : Zamanin durduğu, eski çağlardan beri akmadığı kent...

Son derece konforlu otobüs yolculuğumuz esnasında, biri Meksikali, diğeri Cek bir çiftle tanışıyoruz. Yol boyunca sohbet ediyoruz. Onlar da, Rodos'ta mutlaka gidilmesi gereken koylardan birisi olan Anthony Quinn Bay'e gidiyorlar.

Her sabah 11'de,  Rodos merkez'den kalkan, Anthony Quinn Bay'in tam dibine kadar götüren bir otobüs seferi var. Onu kaçırırsanız diğer otobüslere binip LADIKO'da inersiniz ve Anthony Quinn koyuna kadar 15 dakika yürürsünüz. Onlar da aynen öyle yapıyor. Biz ise yola devam.

1 saat civarindaki otobüs yolculuğumuzun ardından Lindos'a varıyoruz.

Lindos'a varır varmaz sanki çağ değiştiriyoruz...

Burada zaman adeta durmuş gibi. Akmamış hiç, akmıyor da...
Görkemli Lindos kalesinin karşısında duruyoruz. Aşağı doğru inmeye başlıyoruz.
İner inmez kendimizi Lindos'un güzelliğine kaptırıyoruz. Kaptırmamak elde değil.
Bırakıyoruz kendimizi Lindos'un tarih kokan daracık cici sokaklarına...
Kaybolmak, tarihin bir yerinden çıkıvermek istiyoruz.
O bembeyaz konaklara bakmaya doyamıyoruz, gözlerimiz kamaşıyor.
Rum kaldırım taşlarıyla bezenmis yollarda yürürken mistik bir atmosfer bizi teslim alıyor.
Resmen başka bir çağdayız...


Bir yerde okumustum çok hoşuma gitmisti.
"Yunan'lılar kendisini Italyan sanan Türkler'dir" diye...
Evet aynen öyle. Siz bakmayın onların Yunan geçindiğine, hepsi Türk onların.
Şu, akşamüstü kapı önü sohbeti karesi tanıdık geliyor mu?





Antik Lindos

116 metrelik bir kayanın tepesinde asılı gibi duran Antik Lindos adanın en önemli arkeolojik alanlarından birisi.

Mitolojiye göre, Lindos Kenti'ni, Danaides'in Mısır'dan gelen 50 kızı kurmuş.
Ve Tanrıça Athena Tapınağı ile süslemişler.

Rodos tam bir kadın, dedikleri gibi "kışkırtıcı bir kadın"...

Antik Lindos'un eteklerinde yüzmek...

Ada'nin en turistik sahillerinden biri olan Lindos plajına doğru alçalmaya geçiyoruz.
Araba yolu olmayan, illaki yürüyerek inilen, sadece birazcık eziyet çekmeye razı olanların yaşayacağı ayrıcalıklı bir deniz-kum-güneş keyfi...

Lindos merkezden eşeklere binerek plaja kadar yorulmadan da inebilirsiniz elbette.
Ama biz eşeklere kıyamıyoruz. Valla kıyamıyoruz...
Patikavari bir yoldan tabana kuvvet, bu saklı güzelliğe doğru iniyoruz da iniyoruz...


Varır varmaz da kendimizi Lindos'un sığ ve tertemiz sularına bırakıyoruz...

Aslında biz sığ deniz sevmiyoruz. Hani böyle git git git hâlâ dizinde olan denizlerden...
Aniden derinleşen, bedenimizi birden suya birakabileceğimiz denizleri seviyoruz.
Ancak Lindos öyle ikna edici ki, neyi sevip neyi sevmedigimizi unutuyoruz.
Antik Lindos kentinin, beyaz konaklarının, Lindos kalesinin eteklerinde yüzme ayrıcalığına sahip olduğumuzu hatırlayıp engin deniz tutkumuzdan bugünlük vazgeçiyoruz.

Lindos'un masmavi sularının koynundayız. Daha ne olsun!

Lindos civarinda gidilecek yerler:

Agios Pavlos:
Lindos'tan yürüyerek gidilebilecek kadar yakın mesafede bulunan Agios Pavlos iki şirin kumsala sahip kapalı bir koy. Denize çok ince bir boğazla bağlaniyor. Tamamen havuza dönüşmüş bir deniz, bir doğa harikası.

Gennadi:
Gennadi, özellikle Fransiz arkadaslarimdan Rodos'a gidenlerin şiddetle tavsiye ettikleri bir belde. Boylu boyunca uzanan upuzun enfes bir sahil... Her türlü su sporu ve eğlenceye elverişli deniz ve kumsal.

Pefkoi ve Kiotari:
Lindos'tan 4km mesfade bulunan Pefkoi ve Kiotari koylarına Lindos'tan yine otobüsle gitmek mümkün. Yine büyüleyici bir kumsal ve sayfiye bölge olduğu söyleniyor.

Lardos:
Lindos'un bati kesiminde uzanan Lardos'un bir başka güzel sahili.
500 mt içeriye girince huzur dolu Lardos koyunda yerli halkla vakit geçirmek tavsiye ediliyor. Bir de Bizanslılar'dan kalan Lardos kalesi var elbette.
Bu memlekette tırmanacak kale çok.


RODOS: Kiskirtici bir kadin

LINDOS: Burada hayat durmus...

Rodos'ta bu aksam kalacak yerimiz olmadigini bilmeyen kalmadi...

FALIRAKI: Kumlarina uzanmaya geldim...

Basketbol maçi ararken Rodos'u fethettik.