18 Ağustos 2013 Pazar

Disneyland'dan hallice: THE STRIP

THE STRIP'in akil almaz bir ritmi var ve kendimizi bırakıveriyoruz...

Las Vegas'ta hayat hep 5. viteste akiyor, aşağısı yok.
Burası şehir haline dönmüş bir Disneyland aslında.
Herşey yapay, ama nerdeyse aslı kadar güzel ve gerçek...
Şehirde herşey insanların casinolarda en fazla vakit geçirmesine yönelik tasarlanmış.
Casinolara girdin mi çıkamıyorsun, kayboluyorsun, zaten amaç bu.
Sokaklarda çok animasyon yok, otellere ve casinolara bağlı olarak yaşıyor şehir.
Sokaklarda ilginç ilginç kostümlerini giymiş insanlar var. Turistler onlarla resim gectirip birkac dolar veriyorlar.
Avrupa'daki, para atinca hareket eden sokak sanatçılarını anımsatıyorlar.

Cazibeli Cadde : THE STRIP


Beni en cok etkileyen casinolar hic şüphesiz Venetian, Caesars Palace, WYNN, New York New York, Bellagio ve Paris Las Vegas.
Dışarıdan şahane görünümlü Excalibour ve Luxor daha cok Mısır veya orta doğu temalı oteller. Onlar da fena degil.

En luxe ve en pahalı otellerden Venetian, tam bir Venedik...
Yani resmen Venedik şehrinin minyatürünü ana hatlarıyla koymuşlar.
Bildigin o koca nehri yapmışlar, sular üzerinde bir Venetian.
Otel odaları aynı Venedik'teki gibi köprülerin uzerinde, suyun uzerinde...
Gondollar var ve o ruhu tam verebilmişler.
Gondol gezintisi, sefasi yapiyor insanlar Vegas'taki Venedik'te.
Venedik'i de gördüm, aynısı Vegas'ta...


Paris Las Vegas... Tam bir minyatur Paris... Inanilmaz.
Bayaaa o Eyfel kulesini, Zafer Anitini, Opera binasini, o Paris'in kendine has cafelerini, kucuk yollarini yapmislar, o kadar basarili ki... Bayildim...


Caesears Palace'in olayi hic suphesiz Roma ve Cesar.
Trevi Cesmesi'nin onunde resim cektirdik.
Ama altina eklemek gerekti, hayir Roma'da degiliz, Vegas'tayiz diye...
Roma'yi da gordum, aynisi Vegas'ta...
Vegas'ta en cok kalmayi isteyecegim otel burasi.
Hem cok renkli, hareketli, hem cok gorkemli, luxe, sahane...


En cazip, en cekici otellerden biri de New York New York
Nerdeyse gercegi buyuklugunde ozgurluk aniti yapmislar.
Orda oyle butun ihtisamiyla duruyor, burasi New York diyor.
Iceriye giriyoruz. Brooklyne Bridge orda, bu kadar mi guzel taklit edilir.
5th Avenue'yu goren bilir, butun ruhuyla Las Vegas'ta da ayni...
New York'u da gordum, aynisi Vegas'ta...


Her casinonun bir olayi, sergiledigi bir gosterisi var dedim ya..
Mesela MGM'in olayi aslan... (Ve David Coperfield)
Bellagio'nun olayi dans eden sular...
New York New York'un olayi da Roller Coaster.
Hani su Disneyland'taki gibi 360° donen trenlerden...
Bunu The Strip'in uzerinde, Las Vegas'in isiklari altinda yapmak bambaska bir keyif...

VEGAS'TAKI BUFELER USTUN

Las Vegas'ta butun oteller acik bufe olusturuyor.
Saat ogleden sonra uce kadar bir fiat, ucten sonra bufelerin fiati degisiyor.
Acik bufedeki hem bollugun hem kalitenin bu kadar yuksek oldugu bir yer daha bilmiyorum.

Bu adamlar bu odedigimiz fiata bu bufeden para kazaniyor olamaz.
20$ - 25$ arasi bir rakam oduyoruz ama yedigimiz yiyeceklerin kalitesi inanilmaz.
Bazi yiyeceklerin degeri gastronomik acidan sahiden cok yuksek.
Tam bir ziyafet...
Biz genelde 3'ten once gidiyoruz, sabah, ogle, aksam yemegimiz oluyor.
Gunde boyle bir ogun cok cok yetiyor Vegas'ta.

Her gun ayri bir otelin bufesinde yedik karsilastirmak amaciyla:

Rio cesit acisindan en zengin olani, cok etkileyici bir bufesi var.
Treasure Island'da, kisiye ozel hazirlanan soslu makarnalari sevdi.
Wynn'de iki defa yedik. Benim açik ara favorim. Zenginligi, urun kalitesi ve sunumu kusursuz.
Ceasar Palace: Aksam 19'dan sonra gitmeyi denemeyin bile. Inanilmaz bir kuyruk var. Sanirsiniz as evi yemek dagitiyor. Ustelik en pahali bufelerden biri. Bu kadar beklemeye degecek ne var dedik. Ertesi gun ogle yemegi için atlayip gittik. Hersey çok lezzetli ama 1 saat sira bekleyecek kadar degil.
Paris: Paris Casinosu'ndaki bufe begenmedigimiz tek bufeydi. Fransiz mutfagi sayilmazdi ve çok az çesit vardi. Ayrica yer çok basik, karanlik ve sikisik. Yemek yemesi keyifli bir yer degil.
Aria: Bu casinoda ilk defa yedik. Tavsiye ederim. Urunler extra rafine. Daha çok deniz urunleri uzerine. Bir de "verrine" leri var cesit cesit ki verrine yapmak ta zor ve ugrastirici istir hani bu kadar insanin yemek yedigi bufeye bu kadar çok verrine yetistirmek her baba yigidin harci degil. Bravo.
Mirage: Bu seferki Las Vegas haftamizda Mirage'i mekan bildik. Her gun poker oynamaya oraya gittik. Bir gun de bufesinde yedik. Bu kadar çok bufede yiyince insan artik farki fark edemez hale geliyor. Mirage benim için 28$'a iyi bir aksam yemegi için biçilmis kaftan. Herseyi çok begendim. Hele en son yedigim ev yapimi dondurmaya bayildim.


Casinolarin bufesinde fark ettigim bir sey var. Genel olarak hiçbirisi kirmizi et onermiyor.
Zira luxe casinolar et restaurantlariyla dolu. Ve 1 entrecote'un 60$ hatta 100$ 'a onerildigi çok class yerler var. Ve malum boyle restaurantlarda sakin, class ve sizin yemege gitmediginiz yemegin sizin ayaginiza gelmesini tercih eden bir kesim var. Ozellikle 60 yas ustu kalbur ustu kesim.
O restaurantlarin is yapabilmesi için bence bufelerle danisikli dogus bir durum var. Kirmizi et bulunmuyor bufelerde.

Kirmizi et olmazsa olmaz diyenlerden degilseniz casinolarin bufeleri muhakkak tavsiye edilir.

Birsey daha var Strip'e ozel.. Herseyin en uçlarda yasandigi bu sehirde soyle bir araba var. Arabanin tek islevi bir reklam.


No comment...

Ayagimin tozuyla David Copperfield

Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk

Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club

Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY 

Vegas'ta Poker Turnuvalari

Uyumayan sehir: Las Vegas

15 Ağustos 2013 Perşembe

Uyumayan Şehir: Las VEGAS

Nevada Bolgesi'nde, çölün ortasında kurulmus bir sehir...
Tamamen yapay. Olsun...
Her yeri ışıl ışıl, her yeri kıpır kıpır..

12 saatlik yolculuktan geliyoruz. Biraz yorgunuz ama kaç yazar...
Las Vegas'ta vız gelir tırıs gider.

Ayağımızın tozuyla akıyoruz Vegas gecelerine...




Yine yeni yeniden TRUMP HOTEL

2 sene önceki dünya turumuzda da bu otelde kalmıştık. Hatta, çevredeki kanyonları gezdik, tozduk, döndük dolaştık Vegas'tan geçerken 2 gün yine bu otelde kaldık.

İnsanların kendilerini evlerinde gibi hissettikleri yerler vardır ya, yine oraya dönmek istersiniz. Kendinizi bildik tanidik ellerde rahat hissedersiniz.
Ne nerdedir, bu otelin usulü, adabı nedir, hangi katta ne vardir bilirsiniz ve seversiniz. Trump Otel de biraz öyle oldu bizim için.

2 sene sonra yolumuz yine Vegas'a düştüğünde nerede kalacağımızı hiç düşünmedik.
Derhal Trump Otel'de yerimizi ayırttık.
Doğumgünü kutlaması falan bahanesiyle yine upgrade olup Strip'e bakan suite odayı kaptık.
Vegas'taki bütün otel odaları zaten devasa, zaten hepsi birer küçük daire.
Ama suite oda tam bir ev.
Açık mutfak salonu ayrı, yatak odası ayrı... Strip'e bakan 20 metrekarelik banyosu ayrı...


Odaya adım atar atmaz "wow effect" maximumda..
Burası otel odası değil, resmen bir daire..
Bedeninizi yatağa bırakır bırakmaz, yastıkların içinde kaybolup uykuya teslim oluyorsunuz.
Sonra oturma odasına geçiyoruz. Bayaa bildiğimiz oturma odası. Oturma odasının içinde bir banyo daha var.
Yanında full ekipmanli bir mutfak...
Odanin en sonunda, STRIP'e bakan, tam boy ve tüm duvar büyüklüğünde pencere kaplama...
Akşam olup, şehrin olağanüstü ışıkları yandığında, bu devasa pencerenin önünde bir kadeh birşey içmek ömre bedel keyiflerden...
Ve banyo... bu banyo tarif edilmez, sahiden yaşanır.
Herkesin kendi alanı, 2 banyo... Büyük bir duş, ve jakuzzi...
Evet evet banyoda kocaman bir jakuzzi var. İnsanın banyodan çıkası gelmiyor.

Las Vegas: Casino, show ve party 



Las Vegas sadece casino degil, aynı zamanda show ve party sehri...
Insanlar buralara 18 yaşına girmeye, bekarlığa veda partilerine ve hatta filmlerdeki gibi evlenmeye geliyorlar...
Türkiye'de böyle bir partiye bir daha katılırsam Vegas'ta edindiğim şahane fikirlerim var.

Bir kere "bride team" veya "groom team" diye t-shortler bastırılacak, bu şart. (Yapan vardir belki ama ben çevremde görmedim.)


Dünyanın en güzel showları buradaki devasa otellerin gösteri salonlarında sergileniyor.
David Coperfield burada show yapıyor mesela. MGM Casinosu'nda.

Oteller casino zaten. Casino'lar otel. Içiçe herşey.
Büyük showlara ve gösterilere ev sahipliği yapan aynı zamanda içinde muhteşem casinolar barindiran oteller, en prestijli en luxe oteller. Bellagio, Ceasar Palace, Wynn, Venetian.
Zengin otellerin önünde her gün ücretsiz gösteriler oluyor.
Bu gösterilerin amacı insanları bu casinonun önünde toplamak, o casinonun reklamını yapmak, içeri girip para harcamalarını sağlamak.

Bu gösterilerden en ilgi çekici olanı TREASURE ISLAND Casino'su önündeki kadın ve erkek korsanların danslı müzikli savaş gösterisi.


Ya da BELLAGIO'nun dans eden suları...


Uyumayan sehir Las Vegas: Zamani unut, çıkışı unut...

Las Vegas'a gelir gelmez enerjisi katlaniyor insanın.
Adrenalin düzeyi tavan yapıyor. Yorulmuyor.
Çünkü Las Vegas uyumayan bir şehir. Ve ona ayak uydurmani bekliyor.


Sehrin cok farkli bir isleyisi var.
Casinolarda hicbir yerde saat asılı değil. Yok. Zamanı unut.
Hiçbir yerde çıkışı bulmaya yönlendirecek bir işaret yok. Çıkışı unut.
Casinolarin ışıklandırması da hep sanki akşamüzeri 19.00 kıvamında...
Gün ışığını unut, gece olduğunu unut. Saat hep 19.00...




Hersey insanları casinonun icinde kaldirmaya yönelik tasarlanmış.
Tuvaletlerin icinde, barda otururken bile önünde ekran var.
Dışarıda dolaşırken oturacak bir yer, bir bank yok.
Dışarıda olmaya değil, herşey içeride vakit geçirmeye itiyor insanı...

Unut... Zamani unut, çıkışı unut, dışarıyı unut...

Sadece casinoda ol, oyun oyna, para harca...


Ayagimin tozuyla David Copperfield

Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk

Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club

Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY 

Vegas'ta Poker Turnuvasi

Casinolar Caddesi: The Strip

13 Ağustos 2013 Salı

Cirque du Soleil : KA

Cirque du Soleil'i bilen bilir.
Seveni çok ama sevmeyeni de çok...
Cunku bir makina gibi isliyor. Akrobatlari gunde 12 saat antrenman yaptiriyorlar. Gosteriyi surukleyenler iyi kazaniyor gerisi CV'deki Cirque de Soleil etiketine.
Sadece para para para, humanist yanlari kaybolmus diyenler var.
Neden mi?
1 ay kadar once Las Vegas'ta olen akrobat kizi okumussunuzdur, ya da duymussunuzdur.
Hangi oyun oldugu, nerede çiktigi bile gizlendi, anlatilmadi.
Meger MGM'deki KA gosterisiymis.
Las Vegas'ta herkes biliyor, konusuyor ve elestiriyor. Zira kizin olumunun ertesi gunu hemen yerine yedegi geçiriliyor, kizin anisina ertesi gun dahi gosteri girisine bir resmi bile konmuyor, aninda olay unutuluyor, unutturuluyor.
Cirque du Soleil'in birçok gosterilerisini çok begenerek izlesem de, evet bu son duruma içerlememek elde degil. Hiç hesapta yokken gidiyorum bir KA bileti aliyorum. Nerde ne olmus anlamak için...

Birsey soyliyim mi?
Bu ölen kiz olayiyla da ilgisi yok. Ben bir gosteriden bu kadar sikildigimi hatirlamiyorum. Bayilacaktim.... Hersey o kadar agir ilerliyor, bir agir ilerliyor...
Ilk yarim içinde gosteriyi terk etmek istedim. Cok ciddiyim.
Cirque du Soleil benim gozumde; her yerden birsey çikacak, her an birsey patlayacak, dikattiniz bir o yana çekilecek, bir bu yana çekilecek ve hatta zaman zaman sahnenin neresine bakacaginizi sasiracaksiniz.
KA hiç oyle degil. Bir atraksiyon fakirligi var. Akmiyor, ilerlemiyor. Kendi kendime soruyorum, hersey o kadar sade ki bu kiz nerede olmus olabilir.

Atraksiyonlu tek bir yer var. Bir kadin, bir erkek. Erkek ayagindan ipe baglanmis bir sekilde, kadini elinden bacagindan aliyor akrobatik hareketler yapiyorlar ve bir yandan da yerden bir hayli yukseliyorlar. Kiz tutunamasa, eli bile kaysa yeri boylar. Aklima bu bolumden baska birsey gelmiyor.

Cirque du Soleil'in en az beğenerek izlediğim gosterilerisiydi.
Cirque du Soleil'in bu kadar yavaş akan gösterisinin olmasina dahi şaşirdim.
Yarin öbür gun KA ekibi olarak turneye gelirlerse Cirque du Soleil diye bence hemen atlamayin. Bilet fiatlarina bakin. Çok büyük beklentiler içine girmeden Cirque du Soleil, adi var, diye gitmeyi kabul edeceginiz bir gosteriye ne kadar vermeyi kabul ediyorsunuz, hesabinizi yapin. Karaınızı öyle verin.
Biz Vegas'ta kisi basi 140 $ odedik. O da Tix4tonight'lardan aldigimiz için.
Bence bu gösterileri o kadar etmez...

Cirque du Soleil: LOVE ve Eski Cirque du Soleil. THE DREAM

Cirque du Soleil Sensual: ZUMANITY

Cirque du Soleil: MYSTERE

31 Temmuz 2013 Çarşamba

LAS VEGAS: Ayağımın tozuyla David Copperfield

Hayat bazen cok sakaci oluyor. "Bu kiyagimi unutma hadi!" dercesine insana goz kirpiyor.

Las Vegas'a esas gelis nedenimiz tabi ki dogumgunum degil. Hatta asil amaç eglence bile degil. Sevgilimin is seyahati. Evet yanlis okumadiniz, Las Vegas'ta IT konferanslari...
Bu haftanin, benim dogumgunumu içine alan hafta olmasi ise tamamen tesaduf.
Dislerimin ayrik olmasinin bir nimeti. Hayatin zaman zaman bana kiyak geçmesi.


Hayat bana kiyak geçiyor, Air France'in yaptigina bak !!!

Efendim, 26 Temmuz cuma gunu itibariyle, hizmette sinir olmayan, servise sampanya ikramiyle baslayan, nefis bir Fransiz yemegi ve ardindan dondurma servisiyle devam eden, inanilmaz rahat koltuklarinda 12 saat suren son derece konforlu bir Air France seferiyle Las Vegas'a variyoruz.
Bu kadar uzun bir yolculuk yaptigimizi bile anlamiyoruz. Biyolojik saatimiz sabah 5'i gosterirken Vegas'ta aksam yeni basliyor ve biz gayet formdayiz.

Uçaktan indikten sonra bagajimizi beklerken, Air France'a ovgu ustune ovgu yagdirirken hiç beklenmedik bir surprizle karsilasiyoruz.
 
Air France benim valizimi Paris'te birakmis ! Bagajim çikmiyor, yok.
Alçak Air France !!! Bunu bana nasil yaparsin?
Evet sahane bir yolculuk yaptik, Air France olarak sahiden basarili bir havayolu sirketisiniz, evet bizi pamuklar uzerinde tasiyarak Vegas'a kadar getirdiniz ama...
Bavulumu getiremediniz kardesim !!! Ben simdi sizin hakkinizda nasil iyi seyler soyleyeyim?

2 gun sonra dogumgunum. Giyecegim elbise, ayakkabilarim, kolyelerim, kupelerim, yarinki 45 derece sicaklikta giyecegim shortlarim, bluzlarim, bikinilerim.... Hiçbirisi su anda burada degil. Uzerimdeki yol kiyafetlerimle kaldim ortada.

Ilgili birimle gorusuyoruz. Bavulunuz 2 gun sonra aksam otelinize teslim edilecek. Bu hata için çok ozur diliyoruz. Bu iki gun için ihtiyaciniz olan seyleri satin alabilir, faturasini bize getirip paranizi iade alabilirsiniz diyorlar.

Yani yarin için bir short, bir bluz, bir bikini, iç çamasiri, dogumgunum için guzel siyah bir elbise, zarif bir ayakkabi... Oooooo valla buradan Victoria's Secret'a kadar uzarim ben....
Fetis stringim Lacie'lerin her renginden 2'ser tane almazsam ne olayim ! Eeee Air France sponsor oluyor, ben ne yapayim?

27 Temmuz : Ayagimin tozuyla David Copperfield




Madonna için de ayni seyi soylemislerdi. Yok efendim yaslanmismis, eski performansi yokmus, son konserine gitmeye degmezmis de, bilmem ne. Az kalsin bu soylemlere kapilip Madonna konserine gitmiyordum. Ve hayatimin en guzel tecrubelerinden birini kaçiriyordum. Neyse ki içimdeki ses beni dogru yola getirdi. Geçen seneki yazimi okuyanlar hatirlayacaktir...

Madonna olacakmis, gulmeyin, belki yarasi var.


David Copperfield Show Tickets-2

Sevgilim pesin pesin soyluyor: "Benim David Copperfield'la hiç isim olmaz. Sen kendin git.."
Valla benim olur, kimse kusura bakmasin. Vegas'a kadar gelmisim. Dunyaca unlu Copperfield'i soyle dunya gozuyle bir gorsem ne kaybederim?

MGM Grand Casino'sunda haftanin 5 gunu saat 19 ve 21.30 olmak uzere iki sahne aliyor. Cumartesi gunleri Vegas'in kat be kat artan ziyaretçi kapasitesi uzerine, saat 16'da bir sahne daha aliyor. Cumartesi gunu 16.00 benim için biçilmis kaftan. Sevgilimle, Ceasar Palace'taki konferans çikisinda 18'de bulusacagiz. Hersey harika. Biletim bile yok daha. Olsun. Madonna konserinden beri son dakikaya kadar biletimin olmamasi durumu beni hiç rahatsiz etmiyor.

Trump Oteli'nden çikiyorum, resmi adi Las Vegas Bulvari olan, ama herkesin THE STRIP diye bildigi Vegas'in kalbi olan bulvarda MGM Casino'suna dogru yurumeye basliyorum.
Las Vegas'a bu ilk gelisim degil. Her yer tanidik, her yer bildik. Sanki Karsiyaka'da yuruyor gibi bir rahatlikla MGM'e dogru ilerliyorum. MGM, THE STRIP'in Trump Oteli'nden tamamen zit tarafinda.


Variyorum. O da ne? Biletler bitmis diyorlar.
15.00 gibi gelin belki rezervasyon iptalleri olur diyorlar. Eminim yer bulacagim, hem de en iyisinden. Tamam diyorum. Hiç panik yapmiyorum.
Vegas'taki her casinonun bir concepti var. Daha onceki postlarda casinolari anlatmistim ama bir sonraki postta yine anlatacagim. MGM'in sembolu aslan. Beklerken gidip su aslani goreyim bari diyorum.

15'te Hollywood Theater'in onundeyim.
Veeee 97 $ 'a 1. kategoride, 3. sirada, sahnenin tam ortasinda, kendim seçsem daha iyisini yapamazdim turunden bir bilet aliyor ve yerime yerlesiyorum.


HOLLYWOOD THEATRE: Oda tiyatrosundan hallice

Hollywood Theatre, nasil desem, Ankara'daki Oda Tiyatrosu kadar bir sey.
Haydi bilemedin en fazla, Karsiyaka Açik Hava Tiyatrosu kadar. Yok bile...
Mekan o kadar kuçuk ki, burada devlesemezsiniz, parlayamazsaniz, çagimizin en buyuk iluzyonisti tadinda tavirlara burunemezsiniz...
Yeni yetme stand up komedyenler bile daha sasaali yerlerde sahne aliyor... Koskoca David Copperfield burada mi çikiyor? Mekan hiç devasa ve etkileyici degil.
Ama çok sevimli. Herkes sahneye çok yakin. Cok ulasilabilir. Copperfield ve izleyiciler arasinda sahici bir iletisim hakim.



 

Zaten sahnede fazla durmuyor. Devamli izleyiciler arasinda dolasiyor. Dokunuyor. Şakalaşıyor. (Hatta arkamdan geçerken benim de sirtima dokunuyor.) Olay sadece magic bir showdan ibaret degil. Stand Up komedi tadinda. Hikayeler anlatiyor. Surekli espri yapiyor. Guluyoruz. Derken anlattigi hikayeyle ilgili hemen bir illuzyona basliyor.

Iste tam da bu interactif sahne performansi onu devlestiriyor.

Bir de gençlerden olusan 10-15 kisilik asistan bir ekibi var. Elindekileri aliyor, goturuyor. O kadar silik, yavas ve var olduklarini gostermeden hareket ediyorlar ki, hem varlar hem de yoklar.. Oyle talimat almislar yokmussunuz gibi var olacaksiniz.

Hayallerinizin peşinden gidin

En etkilendigim hikaye su oldu: Büyük babasiyla ilgili bir hikaye. Babasinin en buyuk hayali film oyuncusu olmakmis. Ancak buyuk babasi buna izin vermemis. David Copperfield ise daha 10 yasinda iluzyonist olmak istedigini soylediginde buyuk babasi yine karsi çikmis. Copperfield vazgeçmemis. Kararindan geri donmemis. 16 yasinda sahne almaya baslamis. Buyuk babasi onunla omrunun son 3 yilinda hiç konusmamis. Ancak gosterilerini hep takip etmis. Ona itafen bir show hazirlamis.
Rastgele freezbeeler atarak sahneden insanlari seçiyor.
Tamamen random, tamamen rastgele. Bazilari katilmak istemiyor freezbeeyi yine rastegele bir yere atiyor. Tamamen rastgele 3 kisi her biri ikiser tane olmak uzere 1'den 50'ye kadar rakamlar soyluyor. Bu rakamlari yanyana getiriyor. Onundeki kutuda kilitli olarak duran, dedesinin 2 arabasinin plakalari bulunuyor. Onlari çikariyor. Yanyana getiriyor.
Ve bu plakalardaki numaralar, az once tamamen tesadufi kisilerin agzindan çikan numaralar ve hatta soylenme sirasiyla...

Nasil yapıyor'u falan yok artik bu işin. Yapıyor işte !

Simdi.... onu bunu kaybetme illuzyonlarina gelince...

Efendim, hiç sakasi yok, karmasik bile degil, o kadar normal gorunuyor ki agziniz açik bile kalmiyor. Sahnede bile degil, yemin ediyorum tam 2 metre otemde, 2. sirayla 3. sira arasinda bir yerde genç bir çocugu aliyor ve sandalyenin tepesine çikariyor uzerine de bir ortu sariyor, çocugu uçuruyor, havadayken ellerini kollarini oynattigini da gosteriyor.

Yemin ediyorum 10 saniye bilemedin 15 saniye sonra ortu asagi dusuyor ve o gozumun onunde ortuye giren çocuk 10 saniye sonra tam arkamdan çikiyor... O kadar dogal bir sekilde...

Veeee... Su, meşhur, insanları kaybetme meselesi...
Sahnede oyunun bir parçası olmak mi? Oyunu izlemek mi? Zor karar...

Turkiye'ye geldiginde de çok konuşulmuştu. Hatırlıyorum.
Gözlerimle gördüm. Sahnede, hemencecik önümde, çok yakınımda. Hatta orda da olabilirdim...
Seyircilere balonlar atmaya basliyor. Herkes balonu bir ona bir buna atiyor. Tum sahnede dolasiyor. Bir anda muzik duruyor ve balon kimin elindeyse sahneye davet ediliyor.
Tam o esnada balon benim elimdeydi.
Sahneye gelmek ve oyunun bir parçasi olmak mi, yoksa oyunu gormek mi arasinda 2 saniye gidip geldim. Ve balonu baskasina firlattim.
Atıyorum. Tamamen korktuğumdan. Şimdi yapmam gereken birşey olur ve ben onu yapamam, adam herkesi kaybeder beni kaybdedemez bir de bakmışssın ben sahnede kalmışım...

Rastegele seçilen insanlar sahneye geliyorlar.
12 kisilik havada asili turan minik bir tramvay vagonu tarzi bir yere gelip oturuyorlar. Ellerine fener veriliyor. Ve israrla, hatta birkaç kere Ingilizce bilip bilmedikleri soruluyor. Ve ardindan yine uzerlerine ortu kapatiliyor.Vagon havalaniyor. Ortu uçusuyor, uçusuyor...
Derken....
10 saniyeden az bir zaman içinde bu 12 kisi ellerinde fenerler Hollwood Theater'in tam en arkasinda bir anda beliriyor.. Inanilmaz... Inanilmaz... Gozlerimle gormesem inanilmaz, gordum yine de inanilmaz...

Artik nasil yapiyordusu, nasil mumkun olabiliri falan yok bu isin.
Koskoca dunyaca unlu, zamanimizin en buyuk magicieni David Copperfield.
Yapiyor iste. O kadar. Otesi yok...

Soylediklerinin aksine David Copperfield o kadar da yaslanmamis. Son derece fit, uzun boylu, acaip genis omuzlu ve çok iyi gorunuyor. Sahne performansi, enerjisi gayet normal.
Ancak... bir parça yorgun oldugu gozden kaçmiyor.
Biraz yorgun, biraz huzunlu, biraz bikmis sanki ayni seylerden...
Ya da ne bileyim MGM Casinosu'nun en âlâ suit dairesinde yasiyor olsa da kendi evinde yasamiyor. Soyle arkadaslarini davet edip guzel bir yemek daveti veremiyor...
Biraz yorgun ama yine de o kadar dev, o kadar etkileyici bir Copperfield gordum.

Izledigim en mukemmel showlardan biri miydi? Degildi belki...
Ama yine de efsanevi David Copperfield'i dunya gozuyle gormus oldugum için son derece memnunum.

Hem sonra...

Hâyâllerinin pesinden gidebilmiş ve onu hayatin kendisine çevirebilmis insanlardan daha çok kimse beni kendisine hayran birakamaz...

 Vegas'ta az kalsin hapse giriyorduk

Vegas'ta Sevgilimle Striptease Club

Erotik, Sehvetli, Bastan Cikartici: ZUMANITY 

Vegas'ta Poker Turnuvasi

Casinolar Caddesi: The Strip

Uyumayan sehir: Las Vegas

28 Temmuz 2013 Pazar

Her yasta doğumgünü çocuğuyum.


Bugun benim doğumgünüm.
Ve her yaşta doğumgünü çocuğuyum...

15'imi de kutladim, 85'imi de kutlayacağım...
Böyleyim ben, hayat doluyum, doğduğum andan beri mutluyum.
Doğumgünü cocuguyum....

Es geçemem, o da her gun gibi bir gun diyemem.
Çünkü değil.
Bugun benim gunum, benim icin yilin en ozel gunu. Bugun 28 temmuz...

Her yil tekrar tekrar yeniden dogarim...
28 temmuzlarda gune bir baska baslarim.
Kanim bile bir baska dolasir bugun benim. Bilirim...
Icim icime sigmaz, bir enerji bombasi olurum, patlar patlar yeniden dolarim, aldigim her yeni dogumgunu kutlamasiyla yeniden patlarim, durulur durulur yeniden patlarim.
Bombayim...

Hiç olmeyecek gibi hissederim....
Zaman içinde ilerlerim. Her yasimi cok severim.
Her sene ogrendiklerimle daha iyi birisi oldugumu hissederim.
Daha olgun degil. Daha agirbasli degil. Daha oturakli hiç degil.
Belki kendisine daha hakim, kendisini daha iyi anlayan, tutkuyla yasayan, hayati her gun daha cazip hale getiren, sevdiklerimin hayatinda da daha bir arti deger yaratan, yasami ertelemeyen birisi...

Dogumgunum bugun benim....
Sansli biriyim.
Hayatta muazzam insanlarla, harika dostluklarla cevriliyim...
Kim bilir kaç kutlama alacagim, kaç defa cosup cosup kendimden tasacagim...
Kac kisinin gonlune kaziliyim asagi yukari bilirim.
Kim muhakkak arayacak, mesaj atacak, beni asla unutmayacak bilirim.
Olmazsa olmazlarim da var benim.
Onlardan ses gelmezse gunu tamamlanmamis sayacagim...
Beklemedigim halde arayip beni sasirtan insanlar da olacak,
Butun gun bekledigim halde aramayip içimi buranlar da...
Kimin dogumgunu tarihimi ezbere bildigini de bilirim,
Kimin telefonuna kayitli oldugum icin beni arayacagini da...
Hepsi paketin icinde. Dogumgunum bugun benim...
Kutladigim her dogumgununu hatirlarim.
Bazilarini daha fazla...
Annecigimin kucukken hazirladigi efsane dogumgunu partilerim.
1 hafta hazirlik, butun arkadaslarim davetli, muzik, dans, limonata, pasta, borek...
30. yasgunum.. Kusadasi'nda, denizin dibinde, kumun uzerinde, gunbatimina karsi, sahane mezelerle donatilmis bir masa, magnum boy sampanya, yalinayak ve mutlu insanlar, biricik kardesim, Unzile'm...
Hayatimda iz birakan bir diger dogumgunum Fantasyland...
Ask ve mesk icinde, cocuklar gibi sen sakrak, bir oyuncaktan digerine atlayarak, bir cubuk uzerine dizilmis sonra erimis cikolataya bandirilmis cilekleri paylasarak, her anin tadina vararak, cok eglenerek, ve hediyemi bana ozel hazirlanmis bir define avi seklinde arayarak...

Bir kitap okudum: "Kendi Kutup Yildizini Bul"
Kitapta bir yerde soyle diyor:
Her gun iki kisiyi mutlu edin.
Insanlarin gozunun icine bakarak konusun.
Dogumgunu tarihini ezbere bildiginiz birileri olsun.
Haydi soyleyin, siz kaç kisinin dogumgunu tarihini ezbere biliyorsunuz?
Ben mesela...
5 nisani, o takmaz, ben takarim...
2 araligin her anini bizzat kendim hazirlarim...
15 temmuzu, neden bir kere bile beraber kutlayamadik diye sorarim...
4 Agustos'ta "iyi ki dogdun" un her harfini her hucremde yasarim...
5 Agustos'ta, onu dusunur, durup durup aglarim...
14 agustos'u, o bildigimi bilmez, ben onu mutlaka anarim.
21 nisan'i bilirim, 4 subat'i, 25 ocak'i, 9 aralik'i bilirim...
Daha bilirim de bilirim...

Bugun benim dogumgunum.
Bu sene Las Vegas'tayim.
Her ani aksiyon dolu bir filmin basrol oyuncusuyum. Hiç bitmesin, film agir çekimde ilerlesin...

Sampanya elbette olacak.
Dunyaca unlu Cirque de Soleil'in gosterisi olacak.

"Mutlu olmak" hayatin verebilecegi en guzel hediye.
Bundan nasibimi fazla fazla aldigim için her gun minnettarim.
28 temmuzlarda biraz daha fazla...

Dedim ya,
Doğumgunu çocuğuyum...