28 Mayıs 2014 Çarşamba

Maç seyircisizmiş. Peki biz neyiz? Pınar Karşıyaka - Fenerbahçe Ülker

Bir Pınar Karşıyaka maçından daha evime yeni döndüm..
Maç seyircisiz oynanacakmış.
Bak bak bak kadınlar ve çocuklar gelebilir diyorlar bir de o maça seyircisiz diyorlar...
Biz neyiz o zaman?
Karşıyaka'mın bütün kadınları ve çocukları gelmiş. Salon hınca hınç dolu, herkes gelmiş. Kadınlar ve çocuklar deyip geçmeyin haaa, o salonu inletirler, gerekirse de başınıza yıkarlar...
Yıkmasına ama... yıkamadık işte bu sefer.

FENERBAHÇE ÜLKER - PINAR KARŞIYAKA

Playoff yarı final 3. maçı bu.
İlk iki maçı Fenerbahçe aldı, bu maçı kaybederse KSK eleniyordu. Ve elendi Karşıyakamız.
Maça mükemmel başlayıp farkı açsa da elendi işte. Doğruya doğru Fenerbahçe daha iyi oynadı. Ömer Onan'ın ve Kleiza'nın attığı her şut girdi yaw. Bir de muazzam savunma yaparak pota altına sokmadılar bizimkileri.

Kleiza demişken...

Ben bu Kleiza'yı ilk 2010 Dünya Kupası'nda İzmir'de oynadıkları zaman görmüştüm. Litvanyalılar böyle davullara Linas diye yazmışlar gelmişlerdi.
Bu adam o zamanlarda da kalas gibi birşeydi, aha kaç yıl sonra gördüm yine hantal kalın kalas bir şey. Hayır o saçları savura savura nasıl koşuyor ben merak ediyorum, yavaşlatmıyor mu diye sormak istiyorum. Isınma hareketleri yaparken gördüm böyle eğilip ayağına dokunamıyordu.
Hele o kollar... Valla bende bile ondan çok biceps vardır. Şu kollara bak hiç spor yapmamış gibi, lömbür lömbür. Kleiza olduğunu bilmesem, şu bizim spor salonuna gelsen de iki ağırlık kaltırsan, pek hantal görünüyorsun diyebilirim.

Maç başladı... Daha ilk yarılarda, Obradoviç  çok hata yapan Oğuz Savaş'ı kenarı aldı. Ve Fenerbahçe benchinin hemen arkasında oturduğumuz için öyle net duyabildik ki konuşmaları, çocuğu resmen fırçaladı, köpürdü bağırırken kıpkırmızı oldu, yazık bencin en ucunda oturmaya giden Savaş'ın arkadaşından gidip hala do you understand that diye bağırıyordu. Ayy valla içim gitti üzüldüm yaw, Oğuz Savaş ta bizim çocuk ne de olsa. Boynunu büküp gitti oturdu yerine garibim.

10 dakika Fenerbahçe bir faul yaptı. Bir de baktım panoda Savaş'a verilmiş faul yanıp sönüyor.
Anne dedim yahu şu Fenerbahçe benchinde oturan Oguz Savaş değil mi?
Valla o. Önce bir yanıp söndü yazdı. Salaklar yanlış yazmışlar, sonra sildiler değiştirdiler.
Faul Zoric'e kaldı.

Maçın en ateşli seyircilerinden biri annemdi.
Herkes takımları kişileri alkışlıyor. Annemse hakemleri. Bravo hakem ve yuh sana hakem...

Hani bu Fenerbahçe finale çıksın, şampiyon da olsun ama bu Mirsad'taki avamlık gitmez.

Ben söyliyim. Eskiden de böyleydi bu şimdi de böyle mal işte. Ayni bildiğin amele yani...
Sıfır karizma, sıfır kalite ortada böyle avanak avni gibi dolanan bir tip.

Yalnız adam Mirsad...
Ağzında bir sakız, bir umursamaz, bir vurdumduymaz tavırlar...
Adam orda oyunculara laf anlatıyor. Bütün takım tek bir noktada toplanmış maça odaklanmış. Bu tek başına ortalıkta geziyor, etrafa bakıyor.
Mirsad paraya falan mı sıkışmış acaba? Ki Fenerbahçe bunu işe almış. Onun yardımcı antrönörlüğünden nolcak yaw? Annemi al koy oraya yemin ediyorum takıma Mirsad'tan daha fazla faydası olur.
Ben şahsen anlayamadım ne işi vardı orda ve bu klüpte...
Maç bitince de elinde sigarası kapının önüne kendini ilk atan da o oldu, onunla bununla resim çektirmeler falan...
Ay seni kim napsın !

Bobby DİXON: Bence tango yaparak top sürebilir ve o topa sayıyı buldurtabilir.

Bu nasıl muazzam bir top hakimiyetidir. Adam dönerek, sekerek, vals ederek topu nasıl sürüyor, asla kaybetmiyor ve en zor koşullarda bile hiç zorlanmıyor..
İzlemesi büyük keyif.

Fenerbahçe bugün bu maçı kazandı.
Finalde Banvit'in veya Galatasaray'ın rakibi olacak.
Bakalım yenebileek mi?

Bizim aileye malolmuş bir Fenerbahçe karşıtlığı vardır. Özellikle anneme...

Hangi takımı tutuyorsunuz diye sorduklarında şöyle cevap veririz:

Tuttuğum takım yok ama tutmadığım takım var o da Fenerbahçe.

Bu husumetin nedeni taaaa 17-18 sene öncesine dayanıyor.
Vakt-i zamanında çok üzdün bizi Fenerbahçe, çoook...
Unuttuk ama aslında hiç tam unutamadık.
Üzerinden çok sular aktı ama okyanus aksa yetmez bir hüzün yaşattın bize..

Tutmuyoruz işte seni.
O kadar...

Karşıyaka'm bugün formda değildin.
Eğri oturup doğru konuşalım bugün onlar daha iyiydi.
Sağlık olsun.
Önümüzdeki maça bakalım...

Yaşadığınız yer değişir, Karşıyakalı olmak değişmez


18 Mayıs 2014 Pazar

En az 301 ölü, 76 milyon ağır yaralı var.

"Vay! Yine mi keder?
Ama artık yeter!
Yine başımda kara geceler..."


Soma başımıza gelen ilk felaket değil, maalesef son da olmayacak.
Zira ne bir gecede sayısını bile tam bilemediğimiz binlerce insanın öldüğü depremlerin, ne de memleketin dört bir yanından gelen şehitlerimizin tabutları başında kadrolar annelerin yüreğimizi sağladığı yıllar çok geride kaldı... Dün gibi aklımızda.

Toplu insan ölümlerinin kanıksandığı, normal kabul edildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Yaraya su serpemez ama, her felaketin ardından birbirine tutunarak, birbirine kenetlenerek ayakta durabilmesini bilmiş bir toplumuz. Aynı topraktan gelmiş olmak bizi tek bir çatı altında birleştirmiştir, her zaman...

Ateş düştüğü yeri yakar orası bir gerçek, ama, bizim de akıtacak göz yaşımız, nasıl yardım edebilirim diye atacak bir yüreğimiz vardı.
Yine var. Herkese, her şeye rağmen var.

Soma...
Aynı toprağın insanı olmanın acıları sarmaya yetmediği, devletin sizin manevi desteğinizi, varlığınızı kabul etmediği, sadece kendisinin oynamak istediği bir alan burası.

İçi kan ağlayan insanların yasını bile tutamadıkları, madenin başında boş gözlerle bomboşluğa bakıp canının ciğerinin ölüsünü bile bekleyemedikleri bir yer burası...
Evinize gitmezseniz tazminat alamazsınız diye korkutarak muma çevrilmiş, içindeki acı öfke olmuş, bir yuh çekmiş insanların devletten dayak yediği yer burası...
İçimizi dökercesine bir sinirlenemediğimiz, tazyikli suyla susturulduğumuz, bir koşup bağıramadığımız, sindirildiğimiz yer burası...

Ne aptalız, ne zayıfız. Çaresiziz...

Yasımızı dahi elimizden alıp, yasımızı da tutmadan, yasımız üzerine günlerdir konuşuyorsunuz.

Bir yuh çeksem ne olur hah, ne olur yutuversen bir kere...
Babamı, ağabeyimi, kardeşimi, karnındaki bebeğin babasını kaybetmişim ben.
Bir yuh çekiversem, dinmeyecek acıma versen, öfkemi hoş görsen, bir kerecik te çocuğun içi yanıyor benim egomun ne önemi var bırakalım desen ne olur hah ne olur!
Ne zaman bu denli her şeyin ama her şeyin, milli yasımızın bile üzerine geçti her şey?
Ne zaman bir kişinin egosu koca bir milletin acısından öfkesinden önemli, değerli oldu?
Hangi ara bu kadar nefret ettik birbirimizden? Ve neden?

Bir yerleşim yerinin neredeyse tüm erkekleri yok oldu.

İki yıldır mayıs ayında kara bulutlar dolaşıyor memleketimin üzerimde.
Biri bitti diyoruz diğeriyle yıkılıyoruz.

301 maden işçisi...
300 Spartalı gibi tarihe geçecek bir rakam o...

13 Mayıs 2014
301 ölü
76 milyon ağır yaralı var.


Başımız sağ olsun.