18 Eylül 2016 Pazar

Bir şehri tam kalbinden...

Bir şehri tam kalbinden, beyninden vurup gitmek var

Aklımda...

Bir yağmur çooook uzaklardan çağırıyor.

Gelirsen...

Severim diyor.




 


























17 Eylül 2016 Cumartesi

Paris yine ayaklarımın altındaydı : GEORGES

Rooftop bar ve restaurant turlarıma devam...

Çarsamba akşamı gittiğim Perchoir dan indim, yolun karşısına geçtim. Yukarı çıktım.
Georges Pampidou Müzesi'nin tam en üst katına... Restaurant Georges.

Burası çok şık gastronomik bir restaurant diye geçiniyor ama ben hemen notumu verdim. Daha doğrusu veremedim.
Hadi ayıp olmasın diye 3 veriyorum. O da tamamen bizi masamıza yerleştiren hostes kızın daracık kalem eteğine bayıldığımdan, hatta çıkarken nereden aldığını sorma cüreti gösterdiğimden... (Ouff tanıdık zincirlerden biri değilmiş, herkesin üstünde görmücem yani, haftaya derhal gidip iki rengini alıyorum)

Evet Georges Pampidou Müzesi'nin en üst katında. Yakın olduğu yerleri düşünürsek manzaranın mükemmel olması lazım. Ama değil. O kadar değil ki terastan resim bile çekmek gelmedi içimden...

Bir de fiatlar anlamsız pahalı. Gerçekten bu yemeklerin nesine bu kadar para istediklerini anlayamadım.
Wharton School of Pennsylvania'nın Marketing derslerini takip ettiğimden beri tüketim toplumunun bazı öğelerine çok sceptik yaklaşıyorum. Mesela pricing, ücretlendirme en ilginç konulardan biri. Hoca da öyle diyor zaten. Çok az profesyonel doğru bir fiatlandırma politikasına sahip diyor. Aha işte ben de tam bu noktada sormak istiyorum; hiç te cazip olmayan bir açıdan, hiç te cazip olmayan bir masadan Notre Dame'ı görücez diye, hiç te öyle abartılacak bir lezzette olmayan bu yemeklere bu kadar fiatı nasıl biçiyorsunuz?
Buraya gelen müşteri yelpazesi... Zlatan'la aynı yerde yemek yeme ihtimali için verdiğimiz bir rakam yani. (Ki zaten o ihtimal artık iyice zayıf)
Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim gibi birşey oluyor.
Yok. Her ikisi de çok pahalı. (Gerçi ikincisi daha fazla)

Bir de, saat 22'den sonra müziğin sesini iyice açıyorlar. Sanki gece clubü. Zaten mekan çok keyifli değil, en azından güzel sohbet ediyoruz diycez ama birbirimizi duyamıyoruz.

Evvelsi gün gittiğimiz Perchoir kesinlikle bin kat basar buraya.
Şimdi sırada 1 saati aşkın beklememize kat be kat değermiş diyorum, hadi itiraf ediyorum 1,5 saat bekledik. İyi ki beklemişiz...
Montparnasse'ın 56. katındaki Ciel de Paris de çok iyiydi.

Bu arada bu akşam birisi 57, diğeri 66 yaşında iki arkadaşımla çıktım.
Yaş aralığı ne olursa olsun kadın kadına sohbet etmenin zevki gerçekten doyumsuz.
Ve biz kadınlar bir araya geldiğimizde en çok nelerden konuşurduk?
İlişkilerden.
Aynen öyle...

Ve ben, tadına doyamamışım gibi, inadına Paris...





15 Eylül 2016 Perşembe

Paris'e başka bir tepeden baktık : LE PERCHOIR

Biz kadınlar bir araya geldiğimizde sadece ilişkilerden konuşuruz.
İş arkadaşımızla, şefimizle, komşumuzla, çocuğumuzla, annemizle, babamızla, herhangi bir arkadaşımızla olan ilişkilerden ve en çok ta aşka dair ilişkilerden...
Kadın kadına dışarı çıkmanın keyfi ise tadından yenmez...

Bunca yıldır Paris'te yaşıyorum, hep Fransızlarla takıldım.
Birşey diyim mi? 12 yıl sonra vardığım nokta şudur; ana dilde edilen eşsiz bir muhabbetin yerinin hiçbir şeyle doldurulamayacağıdır.

Hafta içi bir akşam şahane ötesi bir mekanda 3 şişe devirdikten sonra hala 1 şişe daha söyleyip dans etsek mi diye kovalamanın, geyiğin dibine vurup en ince detaydan espri malzemesi yapıp gülmenin, kahkaha atmanın zevki ancak kendini bu kadar teslim ettiğin insanlarla yaşayabileceğin bir duygudur.

LE PERCHOIR - le Marais -

Son zamanlarda rooftop barlara taktığımı söylemiştim.
Bu zevkimin başlangıcı hiç şüphesiz 240 5th Avenue New York'a dayanıyor. NY'a yolunuz düşerse bu adrese uğramadan geçmeyin. Empire States uzanıverseniz dokunacakmışsınız gibi...

Rooftop barlar genelde anglosaxon ürünü, Paris'te çok fazla yok ama olan da sahiden harikulade.

Bu akşam Sex and the City tadında bir akşamdı. 4 kadın, içki, olağanüstü bir mekan ve sohbet.
Hotel de Ville'in yanında Le Perchoir Marais.

Hafta içi içeriye 20h15' te alıyorlar.
Evet saat 19'dan itibaren müthiş bir kuyruk oluyor. İtiraf ediyorum 1 saati aşkın ayakta sırada bekledik.
Değer mi?
Kesinlikle değer !
Elinizde kadehinizle çatıdan baktığınızda Hotel de Ville, Notre Dame Katedrali, Eyfel Kulesi hem de gecenin ışıklarıyla enfes bir görünümle elinizin altında...
Ortam, servis ve müzikler çok keyifli.

O kadar şık bir yer ki fiatlar çok uçuk olur diye bekledik ama hiç öyle değildi.

Le Perchoir bir rooftop bar zinciri. Internetten web sitelerine bakabilirsiniz. Paris'in başka semtlerinde de var. Oralarda muhtemelen bu kadar sıra beklenmez, ancak Marais'dekinin manzarası tartışmasız bu efora değer.

Paris'i doyasıya yaşıyorum bu günlerde. Sıkı sıkı içime çekiyorum...

İnadına Paris diyorum...









10 Eylül 2016 Cumartesi

Paris'e tepeden baktık: CIEL de PARIS

İlk değil belki ama, en büyük aşkım hiç şüphesiz Paris.
Öyle bir aşk ki, yıllara rağmen heyecanını hiç yitirmeyen, izlerken hala büyülendiğim, bıkmadan usanmadan hiç sıkılmadan beni keşfetmeye çağıran...

Her karışını bildiğim, her sokağını kokladığım, her haliyle sevdiğim, farklı farklı açılardan görmek için mekan kovaladığım, bakmaya doyamadığım şehir Paris...

Uzun zamandır aklımdaydı. Bir türlü fırsat olmamıştı. Sanki günler sıkıştı. Kim bilir...
İşte o gün bugündü. Hayat fazla ertelemeye gelmez. Gelmemeli. Deyip rezervasyonumuzu yaptırdım.

CIEL de PARIS - Montparnasse Kulesi Rooftop Restaurant -

15. bölgedeki Montparnasse Kulesi'nin 56. katında bulunan çok şık bir rooftop restaurant.
Cam kenarında bir masa ayırtmak istiyorsanız önceden rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir.




Enfes bir Paris göz ziyafetiyle, şahane bir damak ziyafetinin mükemmel buluşması.
Ancak hiç şüphesiz starımız sadece Paris'in sunduğu o doyumsuz manzara.

Restauranın içi biraz karanlık, biraz loş, sanki herşey bakışlarınızı ve dikkatinizi dışarıya bakmaya davet ediyor. Zaten bakmaya doyamıyorsunuz.

Şehrin aralarında üstten geçen metrolara bakıyoruz. Nasıl da oyuncak tren gibi görünüyor...
Otobüsler, arabalar, maket gibi, iki parmağımızla dokunup yerini değiştirebilecekmişiz gibi. 

Buradan bakınca şehrin ihtişamının yanında herşey çok küçük kalıyor. Ve burdan bakınca insanın hiç gidesi gelmiyor, böyle masalsı, güzel bir şehirde yaşadığına defalarca şükrediyor.

Paris, bugün sana tepeden, çok tepeden, şarabımı yudumlarken en tepeden baktım. Çok görkemliydin.
Bir bakışta her yerini gördüm, her sokağına gözlerimle girdim, çıktım sanki.

Bu göz ve damak ziyafeti için Ciel de Paris'e çok teşekkürler.

Ciel de Paris
Tour Maine Montparnasse 56 ème étage, 33 Avenue du Maine, 75015
Tel: +33 (0)1 40 64 77 64 Métro: Montparnasse